yan deney · 1 kişi · 365 gün

Elif Aksoy — bir yıllık günlük

32 yaşında, İstanbul Kadıköy — Yeldeğirmeni'da yaşayan bir freelance grafik tasarımcı. 2024-04-29'tan başlayarak 365 gün boyunca her akşam günlüğüne 40-90 kelime yazmış. Yıl arc'ı kendi-içinden çıkıyor — taşınma, ilişki, iş, anneye bakım — neye karar vereceği başında belli değildi. Bu deney, mimarinin tek-kişi yüksek-çözünürlük modunda neyi yazabildiğini gösterir.

365 gün·$3.06·36.8 dk
ortalama mood
5.1(1-10)
ortalama enerji
4.5(1-10)
olaylı gün
159/ 365
kapsam
365/ 365 gün

Yıllık mood akışı

günlük mood (mavi) + enerji (turuncu)

365 gün — mood ısı haritası

Nis 24
May 24
Haz 24
Tem 24
Ağu 24
Eyl 24
Eki 24
Kas 24
Ara 24
Oca 25
Şub 25
Mar 25
Nis 25

Liste — 365 gün

karta dokun → tam giriş

ilk 60 gösterildi · filtreyi daralt veya takvimden gez

sentez

Yıl-arcı: bir okuyucu okuması

Bir yıl, bir kişi: Elif Aksoy'un 365 günü

32 yaşında bir kadının Kadıköy'de geçen bir yılı; iç-monolog akışından okunan portre.

---

Yılın hatları

Yıl, Nisan ortasında başlar — Cem'in gidişinin üzerinden üç ay geçmiş, iş hâlâ aynı, şehir aynı, 45 metrekare aynı; günlük o ilk haftalarda bir durgunluğu değil, durgunluğun içinde yaşamayı öğrenmiş birini gösterir. Yaz, Moda sahilinin kalabalığıyla ve müşteri bekleme süreleriyle geçer; Temmuz-Ağustos ayları günlüğün en düz, en tekrarlı sayfalarıdır — mood sayıları 5'in altına nadiren düşer, 6'nın üstüne de nadiren çıkar, sanki hayat bir düzlükte yürüyordur. Eylül'de hava değişince bir şeyler kıpırdar: annenin yorgun sesi daha sık not düşülür, startup teklifi masaya gelir, Burcu'nun "sen ne zaman karar vereceksin" sorusu havada asılı kalır; sonbahar, yılın en düşünceli mevsimidir. Kış, o düşüncenin içine çöker — Aralık ve Ocak-Şubat arası günlüğün en düşük enerjili sayfalarıdır, ama tam da bu dönemde startup mailine "Merhaba," yazılıp silinir, sonunda Mart'ta gönderilir; yıl, Nisan'ın güneşiyle biter, bitmez — devam eder, sadece biraz farklı bir ağırlıkla.

---

Kararlar, küçük ve büyük

Bu yılda büyük kararlar verilmez, onun yerine haftalar boyunca açılıp kapatılır: startup maili dokuz güne yayılır, logo teklifleri dört-beş gün beklenir, Burcu'nun akşam çıkma teklifleri bazen bir gün sonra yanıtlanır. Verilen kararlar küçük ama somuttur — dört gün beklettikten sonra kabul edilen bir iş teklifi, sonunda gönderilen bir mail, Ağustos'ta "yarın mutlaka yazacağım" diye not alınan ve ertesi sabah gerçekten gönderilen cevap. Anneye İzmir'e gitme meselesi yıl boyunca açık kalır; "geliyorum yakında" denir ama tarih verilmez, bu da bir karar sayılır — ertelemenin kendisi bir tutum olarak yerleşir. Cem hiç anılmaz, ta ki Şubat'ın 14'ünde kahve yaparken tarihin fark edildiği ve "düşünmediğini fark etmek" olarak not düşüldüğü ana kadar; bu sessizlik, o ilişkinin yılın içinde nasıl kapandığını gösterir — gürültüsüzce.

---

Tekrarlar, ritüeller, sessizlikler

Yılın en tutarlı ritüeli Moda yürüyüşüdür — yağmurda, sıcakta, soğukta, "çıkmak istedim ama çıkmadım" dedikten sonra yine çıkılarak; deniz bazen düzeltiyor, bazen düzeltmiyor, ama gidilmeye devam ediliyor. Onur'un kafesi haftada bir-iki kez not düşülür, çoğunlukla "fazla konuşmadık" ya da "oturdum, döndüm" diye biter — bu mekân bir sosyal etkinlik değil, sessizliği paylaşmak için bir yer gibi işlev görür. Burcu ise farklıdır: onunla geçen günlerin ardından "hafifledim" ya da "uzun zamandır ilk defa iyi hissettim" cümleleri gelir, ama bu hafiflik bir sonraki sabaha taşınmaz, her seferinde sıfırlanır ve yeniden kazanılmak zorunda kalınır. Müşteri maillerini açıp kapatmak, kahvenin soğumasına izin vermek, kitabı iki sayfada bırakmak — bunlar birer başarısızlık değil, bir insanın kendini nasıl taşıdığının dili gibi okunur bu günlükte.

---

Bir yıl bittikten sonra

Yıl başında "aynı şeyi dört yıldır yapıyorum" diye düşünen biri, yıl sonunda hâlâ aynı işi yapıyor — ama artık bunu not düşmüyor; bu ya kabullenmedir ya da sorunun biraz yer değiştirdiğinin işareti. Annenin yorgun sesi, yıl içinde giderek daha fazla yer kaplar; bu, başka bir şeyin — uzaklığın, ertelemenin, "aramak istiyorum ama o yorgun sesi duymak istemiyorum" ikilisinin — yavaşça merkeze oturduğunu gösterir. Startup mailinin gönderilmesi, Cem'in düşünülmediğinin fark edilmesi, Onur'un "sen hep böylesin" cümlesinin günlerce taşınması — bunların hiçbiri bir dönüşüm anı değildir, ama hepsi birlikte bir insanın kendi sesini daha net duymaya başladığını işaret eder. Bu yıl ona bir şey öğretmediyse bile bir şeyi gösterdi: durgunluğun içinde de ritim vardır ve o ritmi sürdürmek, göründüğünden daha fazla enerji ister.