soru · 2026-04-29

Annenin çalışması hakkında ne düşünüyorsunuz?

70 cevap·2.3 dk·$1.30

Annenin Emeği Sayılıyor mu?

70 kurgusal kişiye soruldu · 29 Nisan 2026

---

Bir cümle özet

70 kişinin tamamı soruyu aile çerçevesinden yanıtladı; ama çoğu önce "hangi annem?" diye duraksadı ve asıl soru oradan açıldı: ev içinde harcanan emek gerçekten "çalışmak" sayılıyor mu?

---

Genel kanaat

70 kişinin tamamı — yüzde yüz — soruyu bir biçimde aile üzerinden kurdu. Bu şaşırtıcı değil; ama dikkat çekici olan şu: 70 kişiden 42'si (%60) annesinin çalışmadığını söyledi. Oysa aynı cevapların içinde "tarla, ev, hayvan, çocuk, komşu" gibi ifadeler art arda geldi. Yani "çalışmadı" derken kasıt, para karşılığı bir iş tutmamaktı. Emeğin kendisi zaten oradaydı, sadece adı yoktu.

23 kişi (%33) soruya doğrudan cevap vermek yerine önce "hangi annem?" ya da "ne kastediyor bu soru?" diye duraksadı. Bu bir kaçınma değil; sorunun kendisinin muğlaklığını gösteriyor. "Annenin çalışması" derken ne anlaşılıyor — dışarıda para kazanmak mı, evde üretmek mi, yoksa ikisi birden mi? Bu ayrım 70 kişinin büyük çoğunluğu için hiç netleşmemiş.

Ekonomik baskı cevapları belirgin biçimde şekillendirdi. 43 kişi (%61) soruyu ekonomik bir çerçevede ele aldı. "Keşke çalışsaydı, daha rahat olurduk" diyen ile "zaten geçiniyorduk, gerek yoktu" diyen arasındaki çizgi büyük ölçüde maddi koşullarla çizilmişti.

---

Ne ortak, ne ayrışan

### "Çalışmadı" diyenler aslında başka bir şey anlatıyordu

42 kişi annesinin çalışmadığını söyledi. Ama bu 42 kişinin büyük çoğunluğu aynı cümle içinde tarlayı, evi, hayvanı, çocukları saydı. Hatice El-Hamevi (p_012), Gaziantep'te fason dikiş yapan Suriyeli-Türkmen bir kadın, şöyle dedi: "Annem bütün ömrü boyunca çalıştı, sadece para almadı." Cemal Karadeniz (p_049), Of'lu bir matematik öğretmeni, benzer bir yere vardı: "Annem hiç çalışmadı mı? Tarlada çalıştı, fındıkta çalıştı, bizi büyüttü — buna çalışmak denmez mi yani?" Hasan Eker (p_062), Mardinli 78 yaşında bir köylü, daha kısa kesti: "Sabah ezandan önce kalkardı, gece en son o yatardı. Buna iş demezdik, ama iş tabii ki." Bu üç kişi birbirinden çok farklı hayatlar yaşıyor; ama aynı boşluğa düşüyor.

### "Hangi annem?" sorusu bir kaçınma değil, gerçek bir kafa karışıklığı

23 kişi soruyu duyunca önce duraksadı. Kimi "benim annem mi, eşimin annesi mi?" diye sordu; kimi "beni mi kastediyor, yoksa gerçekten annemi mi?" diye. Bu duraksama özellikle kendisi de anne olan kadınlarda belirgin çıktı. Şükriye Çelik (p_025), İzmir'de çiçekçi bir Roman kadın, şöyle dedi: "Eğer benim çalışmamı soruyorlarsa — ne düşüneyim ki, çalışmak zorundayım, çalışmasam ne olur?" Nuray Özen (p_057), 22 yıl bankacılık yaptıktan sonra kayınvalidesine bakmak için işi bırakan İzmirli bir kadın, soruyu şöyle kırdı: "Kayınvalideyi yıkamak, ilaçlarını vermek — o da çalışma sayılmıyor mu?" Soru "annenin çalışması" diye geldi; ama bu kadınlar için soru aslında kendi emeklerinin görünüp görünmediğiydi.

### Ekonomik baskı "keşke"yi doğurdu, ama "keşke" söylenmedi

42 kişinin (%60) soruyu geçim kaygısıyla bağlaması tesadüf değil. Özellikle genç kuşakta, annesinin çalışmamış olmasına dair bir "keşke" sezildi — ama bu çoğunlukla yüksek sesle söylenmedi. Muhammed Talha Türkmen (p_022), Şanlıurfa'da hafızlık okuyan 19 yaşında bir genç, içinden geçeni şöyle anlattı: "İçimde 'çalışsa daha iyi olur' diyen bir ses var ama bunu söylemek babamı küçük düşürür gibi geliyor." Berfin Aydın (p_004), İstanbul'da TikTok içeriği üreten 22 yaşında Kürt bir genç kadın, benzer bir sıkışmayı farklı kelimelerle koydu: "Bazen annemin yüzüne bakıyorum, özellikle akşamları, bir şey var orada — yorgunluk mu, can sıkıntısı mı, bilmiyorum, söylemiyor." Ekonomik zorunluluk ile "annenin yeri evi" inancı arasında kalan bu sessizlik, 70 kişinin önemli bir bölümünde tekrar etti.

### Erkeklerde içten geçen ama dışa vurulmayan rahatsızlık

Erkek katılımcıların bir kısmı, annesinin emeğini hiç "çalışmak" saymadığını fark edince kısa bir rahatsızlık yaşadı — ve bunu hemen kapattı. Recep Kuruoğlu (p_010), Trabzonlu bir balıkçı, şöyle dedi: "Ben de saymadım açıkçası, utanç verici ama." Hüseyin Yıldırım (p_046), Salihli'de saatçi-kuyumcu bir esnaf, benzer bir yere vardı: "Annem dükkânda da zaman zaman kasada oturdu, hesap tuttu — ama 'çalışıyor' diye kimse saymadı. Ben de saymadım o zaman. Şimdi biraz tuhaf geliyor bu." Bu farkındalık anlık ve kısa süreliydi; ama 70 kişilik bu grupta bile kendiliğinden ortaya çıkması dikkat çekici.

---

Yöntem notu

Bu 70 kişi gerçek değil; belirli bir tasarım disiplini içinde üretilmiş kurgusal profiller. Bir anket değil, bir düşünme aracı. Yaş, şehir, köken, meslek ve inanç çeşitliliği kasıtlı kurgulandı; ama bu çeşitlilik Türkiye'nin gerçek dağılımını temsil ettiği anlamına gelmiyor. Aynı sorular farklı bir profile sorulsa farklı örüntüler çıkabilir. Buradaki bulgular bir toplumsal gerçekliği ölçmüyor; olası bir gerçekliği düşündürmeye çalışıyor.

▸ veri sayımı (kelime-eşleşme)

Cevaplarda hangi konu/söz-kalıbı kaç personada geçti — ham kelime-eşleştirmesi. Yorumlama değil; sayısal arka-plan.

aile/akraba bağlamı70/70
economic_frame43/70
olmaz/değil dedi42/70
geçim/ay-sonu42/70
kamuya açık paylaşmam23/70
asker/savaş çerçevesi20/70
aile-için-koruma19/70
dini söz/çerçeve18/70
kayın/namus baskısı13/70
politik söylem9/70
kuşak-aktarımı9/70
yapısal eleştiri (sistem/eşitsizlik)8/70
olur/evet dedi4/70
kararsız / 'kim bilir'4/70
cinsiyet/erkeklik-kadınlık4/70
atomize-aile / seçilmiş2/70
ekonomi düzelir umudu1/70
küme
modernler: 24
dindar-muhafazakarlar: 17
geleneksel-muhafazakarlar: 29
mahremiyet
yari-acik: 48
kapali: 21
acik: 1

Bu rapor 70 kurgusal kişinin bu soruya verdiği cevapların bir okumasıdır. Anket değil; gerçek-dünya iddiası içermez. Aynı set yeniden sorulsa farklı bir okuma çıkar.

cevaplar

70

[Bir iş arkadaşıyla öğle arası, genel bir sohbet bağlamında] Annenin çalışması çok önemli bence — hem ekonomik bağımsızlık açısından hem de çocuğa ne gösterdiği açısından. Ben çalışan bir anneyim, kızım bunu görüyor; umarım ileride bu ona bir şey ifade eder. Tabii herkesin koşulları farklı, yargılamak istemem — ama seçim varsa, çalışmak daha sağlıklı geliyor bana, sadece para için değil.

▸ aklından neler geçti?

Annem mi, yoksa anneler genel mi soruluyor bu? Sanırım genel bir soru ama ben tabii ki kendi annem üzerinden düşünüyorum. Annem hiç çalışmadı, Diyarbakır'da ev kadını olarak kaldı — bunu ne zaman düşünsem içimde garip bir şey kıpırdıyor. Bir yanda "keşke çalışsaydı, kendine ait bir şeyi olsaydı" diyorum; öte yanda o dönemde, o koşullarda, o şehirde ne kadar mümkündü ki? Ben çalışıyorum, iyi de çalışıyorum, ama bunu ona borçlu muyum yoksa ona rağmen mi yaptım — bunu hiç tam çözemedim. Kızım büyüyünce ne görecek bende, onu da düşünüyorum bazen.

Modernler
kapalı

[Eşime, akşam yemekte, sohbet esnasında] "Annem zaten durduramıyorsun, bir şeyler dikmeye devam ediyor. Emekli olmayı bilmiyor. Ben de ondan mı kaldım acaba" diyip gülerim, geçerim. Daha derin bir şey söylemem, gerek yok zaten.

▸ aklından neler geçti?

Annem mi, hangi annem — benim annem mi, eşimin annesi mi? Soru muğlak ama tahmin ediyorum benim annemden bahsediyorlar. Annem Konya'da terziydi, ben küçükken de çalışırdı, şimdi de hâlâ küçük işler alıyor evde. Bunu düşününce içimde garip bir şey var — bir yandan "çalışmak zorunda kalmadı, kendi isteğiyle yapıyor" diyorum, bir yandan da "biz çocukken hep evde mi olsaydı daha mı iyi olurdu" sorusu geçiyor aklımdan. Ama sonra duruyorum, kendim de çalışıyorum, o zaman bu soru bana da döner. Kayınvalidem "Sümeyye çalışıyor" meselesini hâlâ tam sindirmiş değil sanırım, ama annem hiç itiraz etmedi, "kız çalışsın, ayakları yere bassın" dedi hep. Belki de o yüzden annemin çalışmasına bakışım daha rahat.

Dindar

[Bağlam: kimseye söylemem, belki oğlum Kerem arasaydı ve konuşma o yöne gitseydi] "Annemin çalışıp çalışmamasına dair aslında hiç düzgünce konuşmadık. Öğretmendi, sonra bıraktı — neden bıraktığını sormadım yeterince. Şimdi soruyorum kendime, geç kalmış bir soru bu."

▸ aklından neler geçti?

Bu soru nereden çıktı şimdi? Annem 1998'de öldü, üstelik hayatının büyük bölümünde zaten çalışmadı — İzmir'de ev kadınıydı, babam öğretmendi, o da öğretmendi aslında ama evlendikten sonra bıraktı. O dönemin koşulları... Bırakmak zorunda mı kaldı, yoksa istedi mi — bunu hiç tam anlayamadım. Bir kez sordum, "öyle oldu işte" dedi, kapadı. Belki de ben o soruyu sormayı çok geç öğrendim, ya da hiç doğru sormadım. Şimdi bu soruyu alınca içimde garip bir şey kıpırdadı — sanki cevabını bilmediğim bir sınav sorusu gibi.

Modernler
kapalı

[Bağlam: arkadaşım Selin sorsa, kafede oturmuşken] "Ya annem çalışmıyor, ev hanımı. Babam öyle istiyor zaten, alışmış da. Ben farklı düşünüyorum tabii ama ne yapayım, onların hayatı." — orada bırakırım, derine inmem. Ailemin iç meselesi gibi hissettiriyor, dışarıya açmak garip geliyor.

▸ aklından neler geçti?

Annem çalışmıyor zaten, ev hanımı. Ama soru bunu mu soruyor, yoksa "çalışmalı mı" diye mi? Eğer ikincisiyse... karmaşık. Bir yanda "keşke çalışsaydı, daha rahat olurduk" diyorum içimden — biz hep sıkıştık ekonomik olarak, ben 17'den beri çalışıyorum çünkü. Öte yanda babam zaten o konuda çok net, "ev ona yeter" kafası var ve annem de bunu içselleştirmiş sanki, hiç itiraz etmedi açıkçası. Ama bazen annemin yüzüne bakıyorum, özellikle akşamları, bir şey var orada — yorgunluk mu, can sıkıntısı mı, bilmiyorum, söylemiyor. Ben onun yerine olsam çıldırırdım herhalde, ama o başka bir nesil, başka bir dünya. Yargılamak istemiyorum ama içimden "bu doğru mu" sorusu geçiyor ara ara.

Modernler

[Eşimle akşam yemeğinde, kız çocuğumuz da masada, annem konusu açılmışken] "Annem öğretmendi, hep çalıştı. Biz bunu olağan kabul ettik ama şimdi geriye bakınca, o dönemde hem ev hem iş hem iki çocuk — kolay değilmiş. Ben o dönemde pek farkında olmamışım doğrusu."

▸ aklından neler geçti?

Annem mi? Annem çalıştı mı? Evet, çalıştı — ama ben bunu hiç "düşünmek" için durmadım sanırım. Karşıyaka'da ilkokul öğretmeniydi, sabah erken çıkardı, öğleden sonra eve gelirdi, akşam yemeği hazırdı. Ben bunu normal saydım hep. Babam memur, annem öğretmen — ikisi de çalışırdı, bu kadar. Ama şimdi kendi kızıma bakıyorum, 16 yaşında, ve düşünüyorum: annem o dönemde nasıl idare etti? Hem okul hem ev hem biz. Ben o zamanlar bunu fark etmemişim bile. Belki biraz utanç verici bu, açıkçası.

Modernler
kapalı

[Bağlam: Eğer biri gerçekten sorarsa, mesela Selin'le akşam yemekte bu konu açılırsa] "Annem çalıştı hep, muhasebeciydi. İyi ki çalıştı, hem maddi bağımsızlığı vardı hem de biz o ortamda büyüdük — çalışan kadın normalmiş gibi hissettik. Ama dürüst olmak gerekirse o işi sevip sevmediğini hiç düzgünce konuşmadık, farkındayım."

▸ aklından neler geçti?

Beklenmedik bir soru bu. Annem... annem ne zaman çalıştı ki? Yani çalıştı tabii, ama ben hiç "annemin çalışması hakkında ne düşünüyorum" diye oturup düşünmedim. Ankara'da memurdu, bir kamu kurumunda muhasebe, emekli oldu. Ben küçükken normal geliyordu, herkesin annesi çalışıyordu çevremizde zaten — Çankaya'da büyüdüm, o dünyada ev hanımı olan anneler azınlıktaydı. Ama şimdi geriye bakınca... annem o işe ne kadar bağlıydı, ne kadar kendini ifade edebildi orada, bunu hiç sormadım. Hep "annem çalışıyor, bu iyi bir şey" diye geçiştirdim. Sorgulamadım. Belki de sormaktan korkuyordum — cevabı hoşuma gitmeyebilirdi.

Modernler
kapalı

[Bağlam: biri bunu gerçekten merak edip sorduysa, mesela bir arkadaş ya da tanıdık] "Annem mimar, hep çalıştı. Normal yani, başka türlüsünü hayal edemiyorum açıkçası." — Orada bırakırım. Çocukluktaki o "keşke evdeydi" hissini söylemem, gereksiz yere annemin üzerine bir şey yükler gibi hissettiriyor; hem zaten geçti o.

▸ aklından neler geçti?

Annem çalışıyor, hep çalıştı zaten — bu "hakkında ne düşünüyorsun" sorusu biraz garip geliyor açıkçası, sanki tartışmalı bir şeymiş gibi. Mimar, kendi kariyeri var, benim doğmamdan önce de vardı. Ama bazen — bunu kimseye söylemezdim — küçükken "keşke evde olsaydı" diye düşündüğüm anlar oldu, yani o klasik "anahtarı boynum askıda eve girdim" hissi. Şimdi geriye bakınca aptalca geliyor, hatta biraz utanıyorum o düşünceden. Şu an tam tersine, annemin çalışmasının bize ne kattığını görüyorum — hem maddi hem de "hayatın böyle de olabileceğini" görmek açısından. Benim de zaten uzaktan çalışıyorum, o yüzden "kadın çalışır mı çalışmaz mı" diye bir sorum yok kafamda, bu tartışma bana çok eski geliyor.

Modernler
kapalı

[Bağlam: kızı ya da gelinim bir şey sorarsa, ya da kahvede konu açılırsa] "Şartlar ne yaparsa onu yapıyoruz, çalışmak ayıp değil ki. Benim zamanımda da çalışan kadınlar vardı, PTT'de de çalışırdı hanımlar." — Fazlasını söylemem. İçimdeki o eski his orada kalır, dışarı çıkarmam.

▸ aklından neler geçti?

Annem mi... annem 1998'de vefat etti, Allah rahmet eylesin. Ama soru galiba genel soruluyor, "annelerin çalışması" meselesi. Şimdi ne diyeyim... Kendi annem çalışmadı, köyde tarla işi sayılmaz mı bilmiyorum ama "iş" olarak görülmezdi. Eşimin annesi de öyle. Kızım çalışıyor, gelinim çalışıyor — ikisine de karışmıyorum, hatta iyi diyorum içimden, bu pahalılıkta nasıl geçinirler bilmiyorum. Ama "nasıl iyi diyorum" derken tam da emin miyim? Küçükken köyde bir kadın dışarı çıkıp çalışsa biraz... farklı bakılırdı. O his tamamen gitmedi mi içimden, dürüst olsam? Gitmedi belki. Ama hayat başka türlü dönmüyor artık, bunu da görüyorum.

Geleneksel

[Büyük kızıma, telefonda, akşam üstü] "Kızım annenin çalışması mı? Annem ev kadınıydı, çalışmadı. Ben mi — ben de öyle sayılırım be kızım, ama şükür elimden geleni yapıyorum. Bu hafta on tepsi baklava çıktı, iki kilo poğaça. Küçümseme ama, Allah rızkı verdi, yeter."

▸ aklından neler geçti?

Annemin çalışması mı... Annem hiç çalışmadı ki, ev kadınıydı hep. Ama ben çalışıyorum — tatlı yapıyorum, poğaça yapıyorum, sipariş alıyorum. Bunu "çalışmak" sayıyor mu soran kişi acaba? Yoksa beni mi soruyor, yoksa gerçekten annemi mi? Eğer beni soruyorsa... içimde bir şey sıkışıyor. Çünkü kocam "sen ne işi yapıyorsun ki" demez ama bazen bakışından anlıyorum — "ev işi zaten yapıyorsun, tatlı da yapıyorsun, bu para sayılır mı" diye düşünüyor. Ben de bazen düşünüyorum açıkçası. Ama sonra bakıyorum, o para olmasa çocuk harçlığı veremezdim, kendi çayımı bile kendim alırdım. Sayılır. Sayılmalı.

Geleneksel

[Kahvede ya da cuma sonrası sohbette, konu açılırsa] "Annem mi, Allah rahmet eylesin babama, o gitti hep üstümüze baktı. Çalışmak mı, ne çalışması, ev kadını zaten en büyük iş." Konuyu fazla uzatmam, başka şeye geçerim.

▸ aklından neler geçti?

Annem mi, annemin çalışması mı? Annem zaten çalışmadı ki hiç — yani öyle bir işe gitmedi. Babam gidince ev işi, torun bakımı, komşu ziyareti... bunlar iş sayılmaz mı? Sayılmaz tabii, kimse saymaz. Ben de saymadım açıkçası, utanç verici ama. Şimdi 78 yaşında, ne çalışması... Ama soruyu daha geniş anlıyorsam — yani "kadın çalışmalı mı" meselesine mi geliyor bu — orada kafam biraz karışık. Karım çalışmıyor, çalışmasını da istemezdim gençken, ama şu an ekonomi böyle olunca "keşke bir geliri olsa" diye de geçiyor içimden. Bunu kimseye söyleyemem tabii, söylesem ne diyecekler.

Geleneksel

[Eşime, akşam yemek sonrası, kayınvalidenin yanında olmadığı bir anda] "Vallahi, annem çalışmadı ama zorluğunu çekti — baba ne getirirse o kadardı. Ben kızımızın ileride bir işi olsun istiyorum, sadece eve bağlı kalmasın. Annem de isterdi herhalde ama o zamanlar öyle değildi."

▸ aklından neler geçti?

Annem mi, hangi annem — benim annem mi, eşimin annesi mi? Soru belirsiz ama ben hemen kendi annemi düşündüm. Annem hiç çalışmadı, baba çalıştı, o ev baktı — Reyhanlı'da da öyle, Adana'ya gelince de öyle. Şimdi geriye dönüp bakınca... ne düşünüyorum? Doğruydu, yanlıştı diyemiyorum açıkçası. Ama bazen şunu düşünüyorum: annem biraz daha dışarıda olsaydı, biraz daha kendi parası olsaydı, belki bazı şeylerde daha rahat konuşurdu. Bunu kimseye söylemem, söylesem ne olur? Kayınvalidem aynı apartmanda, eşim tesettürlü, "annen çalışmalıydı" desem ne anlaşılır buradan. Ama kızımın — on altı yaşındaki — ileride bir şeye sahip olmasını istiyorum, kocasının eline bakmasın. Bunu da içimde tutuyorum çoğu zaman.

Dindar
kapalı

[Bağlam: soruyu soran kişiye, biraz temkinli, ne demek istediğini anlamaya çalışarak] Hangi anneden bahsediyorsunuz tam olarak, anlayamadım? Benim annem... o artık yok. Kayınvalidemi mi soruyorsunuz? O çalışmıyor. Yoksa genel mi soruyorsunuz — annenin çalışması iyi mi kötü mü diye? Soruyu biraz daha açar mısınız?

▸ aklından neler geçti?

Annem mi... hangi annem? Benim annem Hama'da kaldı, 2011'de çıkamadı, sonra... sonra zaten olmadı. Yoksa kayınvalidemi mi soruyor bu? O çalışmıyor zaten, evde oturuyor, ben de ona bakıyorum bir bakıma. Ama "annenin çalışması" deyince aklıma ilk gelen kendi çalışmam geliyor — ben de bir annem, ben de çalışıyorum, fason dikiyorum, kuaförde yardım ediyorum. Bunu sormak mı istiyor acaba? Yoksa gerçekten başka birinin annesinden mi bahsediyor? Soru belirsiz, anlamadım tam olarak. Ama içimden bir şey geçti şimdi — annem çalışırdı mı diye... Evet çalışırdı, tarlada, evde, her yerde. Hiç "çalışıyor" denmezdi ama hep çalışırdı. Ben de öyle. Kimse saymıyor.

Geleneksel

[Eşime, akşam yemeğinde, konu bir şekilde annelere gelince] "Annem çalışmadı, babam da istemedi zaten o dönemde öyle bir şeydi. Ama sen farklısın, sen istersen çalışırsın, ben karışmam — sadece ikimiz de rahat olalım yeter."

▸ aklından neler geçti?

Annem çalışmıyor zaten, hiç çalışmadı — baba istemedi, o da pek itiraz etmedi galiba, ya da ettiyse biz görmedik. Ama bu soru bana garip geliyor çünkü içimde iki şey aynı anda var: bir yanda "tabii çalışabilirdi, neden çalışmasın" diyorum, öte yanda baba o evi ayakta tuttu, anne de evi, biz de büyüdük — eksik bir şey gördüm mü? Görmedim. Şimdi Selin'e bakıyorum, o çalışmak istiyor, ben de "istersen çalış" diyorum ama içimden "ihtiyacımız yok ki" geçiyor da bunu söylemiyorum çünkü kulağa kötü çıkıyor. Annemin çalışıp çalışmaması meselesinde aslında bir pişmanlık yok onda da, bende de — ama şu an sorulunca "keşke çalışsaydı mı daha iyi olurdu" diye ilk defa düşünüyorum, biraz tuhaf hissettiriyor bu.

Dindar
kapalı

[Bağlam: kayınvalide soruyor, çay masasında, dolaylı bir şekilde] "Annem zamanında farklı koşullar vardı, o dönem öyle geçti. Şimdi ben çalışıyorum, Duru da iyi bakılıyor, kreş de güzel, her şey yolunda." — Orada bırakırım. Fazlasını açmam.

▸ aklından neler geçti?

Soru kimin ağzından geliyor buna göre değişiyor tabii her şey. Kayınvalidem mi soruyor, yoksa annem mi, yoksa okuldaki bir veli mi? Annemin çalışması... annem zaten çalışmadı ki uzun süre, ev kadınıydı, sonra babamın dükkânında yardımcı oldu biraz. Ben çalışıyorum, ben öğretmenim, benim çalışmam "normal" sayılıyor çünkü devlet memuru, güvenceli. Ama bir yandan şunu da biliyorum — kayınvalidem bazen o bakışı takıyor, "çocuk küçük daha" der gibi bir şey var gözünde. Söylemiyor ama var. Ben de içimde bir şey sıkışıyor o bakışta, hem "ne hakkın var bunu sorgulamaya" diyorum hem de "haklı mı acaba" diye bir an geçiyor içimden, sonra kızıyorum kendime o bir ana için bile. Annemin çalışmamasına gelince — o başka bir dönemdi, başka bir hayat. Kıyaslamak bile anlamsız.

Modernler

[Bağlam: arkadaşlarla ev sohbeti, belki Selin ya da Merve sorarsa] "Annem hep evde kaldı, Pazarcık'ta öyle bir şey yoktu zaten. Şimdi de öyle devam ediyor. Keşke farklı olsaydı diyorum bazen, ama ne yaparsın, koşullar öyle getirmiş." — Daha fazlasını söylemem. İçimdeki o "belki benim durumum farklı olurdu" kısmını söylemem, annem duymasın istemem, sanki onu suçluyormuşum gibi hissederim.

▸ aklından neler geçti?

Annemin çalışması mı... valla bu soru beni biraz garip bir yere götürdü şimdi. Annem hiç düzenli bir işte çalışmadı, hep evde kaldı — Pazarcık'ta zaten ne iş vardı ki, tarla, ev, çocuk. Ben küçükken bunu normal görürdüm ama şimdi baktığımda... hem üzülüyorum hem de bir şey hissediyorum içimde, tam tarif edemiyorum. Depremden sonra konteynırda oturdu, şimdi TOKİ'de oturuyor, babam yine aynı işlerde. Annem çalışsaydı belki şu an benim kredi kartım bu kadar şişmezdi, belki ben hafta sonu çağrı merkezinde oturmazdım. Ama öte yandan... annem çalışsaydı kim bakardı kardeşime, kim tutardı evi? Kendim de biliyorum bu soruyu sormak doğru değil ama kafamın bir köşesinde duruyor işte. Hem onu suçlamak gibi geliyor, hem de sistemi suçlamak gerekiyor, hem de kendimi suçluyorum böyle düşündüğüm için.

Modernler

[Akşam yemeğinde babam ya da amcam sorarsa — "Annen ne iş yapıyor, çalışıyor mu?" diye] "Yok abi, ev hanımı. Bazen komşulara yardım ediyor öyle, ama iş değil yani."

▸ aklından neler geçti?

Annem çalışıyor mu ki... Yani temizliğe gidiyor bazen komşulara, ama bunu "çalışmak" diye saymıyor kimse evde, ben de saymıyorum açıkçası — ama neden saymıyorum, bu da garip. Babam zaten istemez ki dışarı çıkmasını, "ne gerek var" der, ben de içten içe "haklı" diyorum ama aynı zamanda... bilmiyorum, bir yerde rahatsızlık var. Abisi rolündeyim kız kardeşlerin, ama annem için ne rolüm var? Onun yorgunluğunu görüyorum, akşam ayakları şişiyor, hiç sormuyorum nasılsın diye. Sanki sormak zorunda değilmişim gibi. Bunu düşündüğümde biraz utanıyorum kendimden ama o utancı da bir kenara koyuyorum çabucak.

Geleneksel

[Büyük kızım Fatma aradığında, sohbet arasında] "Kızım, annem hiç boş durmadı, ama onun çalışması başka türlüydü. Tarla, hayvan, ev, çocuk — hepsini o taşıdı. Şimdi siz maaşlı çalışıyorsunuz, o da kendi zamanında öyle çalıştı. Fark yok aslında, sadece adı konmamış."

▸ aklından neler geçti?

Annemin çalışması mı... Annem hiç çalışmadı, köyde tarla vardı ama o başka şey, para için değildi. Ben de çalışmadım. Ama şimdi kızlarım çalışıyor, gelinlerim çalışıyor — ne diyeyim, dünya değişti. Aslında içimde bir yerde "keşke ben de bir şeyler yapmış olsaydım" diye geçiyor bazen, ama hemen bastırıyorum. Mustafa'nın maaşı yetiyordu, çocukları büyüttüm, ev tuttum — bu da iş sayılır ya... Sayılır mı? Ama soru "annenin çalışması" diyor, benim annem için mi soruyor, yoksa genel mi? Annem için soruyorsa — annem köyde çalışmadı mı ki, sabahtan akşama kadar iş içindeydi, sadece maaşı yoktu. Maaşı olmayan çalışma çalışma sayılmıyor mu bu dünyada?

Dindar

[Bağlam: Perşembe yatsı sonrası sohbette, işadamı arkadaşlardan biri "hanımlar çalışmalı mı" diye açarsa konuyu] "Annem çalıştı tüm hayatı boyunca — ama kimse saymadı onu iş olarak. Tarlada, ahırda, ocakta... Benim için çalışmak meselesi şu: helal yolda, aile nizamını bozmadan, kimseye muhtaç olmadan. Hanımlar çalışsın mı, çalışmasın mı — bunu ben başkasına söyleyemem, herkesin kendi hane düzeni var. Bizim evde Sümeyye'nin çalışmasına gerek olmadı, elhamdülillah. Ama annemin emeğini küçümseyecek değilim."

▸ aklından neler geçti?

Annem mi... Annem hiç çalışmadı zaten, köyde çift sürdü, ekmek yaptı, hayvan baktı — ama bunu "çalışmak" saymadık hiçbir zaman. Şimdi düşününce tuhaf geliyor, o kadar emek verdi ama "ev hanımı" diye geçti hep. Sümeyye de çalışmıyor, ben de istemedim açıkçası — hem zaten gerek yok maddi olarak, hem de... ne bileyim, bir rahatsızlık var içimde, kadın dışarıda çalışsın diye bir şey yok bende. Ama bu düşünceyi bugün yüksek sesle söylesen "gerici" diyorlar, o da ayrı bir şey. Annemin emeğine saygısızlık etmek gibi de geliyor bu hesap — o çalıştı ama sayılmadı, şimdi biz "çalışmak lazım" diyoruz. İçimde bir yerde bu hesap tam kapanmıyor.

Dindar

[Bağlam: camide sohbet sonrası birileri bu konuyu açtığında, genel bir soruya cevap verirken] "Bakın, İslam'da kadının çalışması yasak değil. Ama önce aile, önce çocuk. Hak ve sorumluluk dengesi var. Annenin çalışması şartlara göre değişir — zorunluluk mu, tercih mi, aile rızası var mı? Bunlara bakılır. Bizim dinimiz bunu katı bir çizgiye oturtmamış, niyete ve maslahat'a bakmış."

▸ aklından neler geçti?

Annemin çalışması mı... Hangi annenin? Benim annem mi, Hatice'nin annesi mi, cemaatteki birisinin annesi mi? Soru çok muğlak. Ama tamam, genel olarak soruluyor sanırım. Açıkçası bu soruyu duyduğumda içim biraz sıkışıyor — çünkü "annenin çalışması" deyince hemen bir taraf tutmam bekleniyor gibi hissediyorum. Benim annem köyde çalıştı, tarlada çalıştı, hayvan baktı — kimse buna "çalışmak" demedi ama en ağır işi o yaptı. Şimdi Hatice Açıköğretim okuyor, ben buna karşı değilim — ama mesela yarın "ben de çalışmak istiyorum" dese... içimde bir yerde "tamam ama çocuklar, ev, sabah okul..." diye bir şey dönüyor. Günah mı bu düşünce? Değil. Ama söylesem nasıl çıkar, o ayrı mesele.

Dindar

[Kuran kursu halkasındaki hanımlarla sohbet ederken, biri "çalışan anneler çocuklarını ihmal ediyor" dese] "Yok canım, öyle de değil. İnsanın şartına göre değişir. Hem zaten çalışmak zorunda olan var, hem de çalışmak isteyen var — ikisi ayrı şey. Benim öğretmenliğim vardı, bıraktım, ama pişman olduğum anlar da oluyor açıkçası. Çocuk büyütmek de iş, ama insanın kendine ait bir şeyi olması da güzel."

▸ aklından neler geçti?

Annem mi, benim annem mi yoksa genel olarak annelerin çalışması mı soruluyor bu? Biraz muğlak soru. Ama tamam, ikisini de düşüneyim. Benim annem hiç çalışmadı, köyde tarla işleri sayılmazsa — ama o da "çalışmak" değil miydi zaten, sabahtan akşama kadar? Ben çalıştım, öğretmendim, sonra bıraktım. Bırakmak zorunda kaldım mı, bırakmak istedim mi — bunu hâlâ tam çözemedim. Üçüncü çocuktan sonra kreş parası maaşı yiyordu, Ahmet de "sen eve bak daha iyi" dedi, ben de... itiraz etmedim. Etmeli miydim? Bazen düşünüyorum, küçük Zeynep okula başlayınca belki tekrar dönebilirim diye, ama 41'de sınıfa girmek... insanın içinde bir şey sıkışıyor bu düşünceyle. Çalışan annelere bakıyorum, "ne kadar yorucu" diyorum ama içimde hafif bir kıskançlık da var, inkâr etmeyeyim.

Dindar
kapalı

[Bağlam: Selin sorsa, akşam yemekte] "Annem çalıştı, ben büyüdüm, bir şey olmadı. Ama şu an için — sen de çalışmak istersen bakarız nasıl organize ederiz, kreş meselesi çözülür bir şekilde. Zorlamam seni ama zorlamam da evde kalmaya."

▸ aklından neler geçti?

Annem mi... Annem Köln'de çalıştı hep, fabrikada değil ama temizlikte, okul temizliğinde. Baba buna pek ses çıkarmadı ama içten içe rahatsızdı, belli olurdu. Ben küçükken normal gelirdi, "anne çalışıyor" derdim okul arkadaşlarına. Ama şimdi geriye bakınca — babam o dönem ne hissettiydi acaba, hiç sormadım. Şimdi kendi çocuğum var, bir yaşında, Selin evde, ben çalışıyorum. Selin de çalışmak istiyor, bunu biliyor, ara ara söylüyor. Benim için sorun değil teoride — ama pratikte? Çocuğu kime bırakacağız, kreş mi, kayınvalide mi? Kayınvalide Ankara'da. Annem Köln'de. Yani "çalışsın tabii" demek kolay, ama organizasyonu kim yapacak? Ben mi? Sabah 7'de fabrikada oluyorum. Bir de şunu düşünüyorum — annem çalıştı, yoruldu, şimdi dizi izliyor Köln'de, mutlu mu bilmiyorum. Çalışmak mı daha mı iyi yapardı onu, yoksa evde mi kalsa daha mı iyi olurdu? Cevabı yok bunun.

Dindar

[Bağlam: kursta oda arkadaşıyla akşam sohbetinde, konu aileye gelince] "Bizde annem ev işleriyle meşgul, çalışmıyor. Babam bakıyor aileye." — Bu kadar. Fazlasını söylemem. Arkadaş zaten kendi ailesinden anlatmaya başlar, konu geçer.

▸ aklından neler geçti?

Annem çalışmıyor zaten, ev hanımı. Ama soru böyle gelince içimde bir şey sıkıştı. Babam şu an ne iş yapıyor tam belli değil, inşaatta ara sıra gündelik, düzenli bir şey yok. Akabe'deki ev kira, iki küçük kardeş var. Ben burada kursun yemeğini yiyorum, barınıyorum, tamam ama... annem çalışsa ne olur diye düşünüyorum bazen. Çalışsa mı iyi olur, çalışmasa mı? Dinimizde yeri var mı, yok mu diye değil, daha çok... babam ne der, mahalle ne der diye düşünüyorum. Sonra utanıyorum bu düşünceden. Neden utanıyorum? Çünkü içimde "çalışsa daha iyi olur" diyen bir ses var ama bunu söylemek babamı küçük düşürür gibi geliyor. Hem de annem ne iş yapacak ki, okumadı, Birecik'ten geldi, Türkçesi bile tam değil.

Dindar

[Bağlam: Soru bana yanlış gelmiş gibi, muhtemelen başka birine yöneltilmiş — ama yine de birine, mesela bir tanıdığa ya da dernek toplantısında biri bunu gündeme getirirse şöyle derim] Annem çalışmadı, o kuşak öyle yetiştirildi — ama bunun "tercih" mi yoksa "dayatma" mı olduğunu hâlâ tam çözemedim. Benim çalışmam onu memnun etmişti ama aynı zamanda onu biraz yalnız bırakmıştı da, bunu söylemek zorundayım.

▸ aklından neler geçti?

Bu soru... kime soruluyor bana? Annem 1994'te öldü, üstelik hiç çalışmadı zaten — ev kadınıydı, Şişli'nin o dönemki burjuva havasında "çalışmak" pek düşünülmezdi. Babam çalışır, annem ev yönetirdi. Benim çalışmam onun için hem gurur hem de hafif bir yabancılıktı sanırım — "kız çocuğu Paris'e gidiyor, profesör oluyor" diye. Ama şimdi geriye bakınca annemin "çalışmamış" olmasına ne düşünüyorum? Bir hüzün var, hem onun adına hem de kendi adıma — o kuşak kadınlar ne kadar çok şey gömdüler içlerine. Sormak istediği şeyi tam anlayamadım aslında, soruyu soran kim, ne kastediyor?

Modernler

[Defne'ye, akşam üstü balkonda, konu nasılsa açılmışsa] "Annem hiç çalışmadı, baba izin vermedi — o nesil öyle büyüdü. Şimdi geriye dönüp bakınca... bilmiyorum, belki o da istemiyordu, belki isteyip vazgeçti. Hiç konuşmadık bunu." Kadar söylerim. Altındaki şeyi — yani aslında biraz üzüldüğümü, biraz da babama kızdığımı — o kadar net dile getirmem. Defne zaten anlar.

▸ aklından neler geçti?

Annem mi? Annem hiç çalışmadı zaten — baba "hanımefendi çalışmaz" modundaydı, o da kabullendi, ya da kabullenmek zorunda kaldı, ikisini de tam ayırt edemiyorum. Şimdi bu soruyu düşününce içimde garip bir şey var: ne iyi ne kötü, sadece... o dönemin normuydu diyorum kendime ama bu da bir kaçış mı acaba? Defne'nin annesi emekli öğretmen, kendi parasını kazanmış, bağımsız bir kadın — aralarındaki farkı görmemek mümkün değil. Annem şimdi 70'inde, babam gidince ne yapacak diye zaman zaman aklımdan geçiyor, ama bunu ona söylemem.

Modernler

[Bağlam: Komşu ya da tanıdık biri sormişsa, kapı önünde] "Çalışmak mı, ne yapalım gardaşım, çalışmak zorundayız. Evde oturacak halimiz yok. Ama insan bazen yoruluyor işte, hem ev hem dışarı — ikisi bir arada ağır geliyor. Neyse, alıştık artık."

▸ aklından neler geçti?

Annemin çalışması mı... Yani hangi annem? Benim annem mi, yoksa benim çalışmam mı soruluyor? Soru biraz havada kaldı. Eğer benim çalışmamı soruyorlarsa — ne düşüneyim ki, çalışmak zorundayım, çalışmasam ne olur? Kredi kartı kendi kendine kapanmaz, çocukların okul masrafı gökten düşmez. Ama bazen şunu düşünüyorum, küçük kız altı yaşında, sabah gidiyorum pazara, akşam eve geliyorum, o gün ne yaptı, ne yedi, kimin yanında durdu — hepsini kayınvalideden öğreniyorum. Bu beni içten kemiriyor ama ne yapayım, "otur evde" diyecek biri yok ki. Eğer annemin çalışıp çalışmamasını soruyorlarsa — annem de çalıştı, biz de çalıştık, bu mahallede kadın oturmaz zaten, oturanın kocası ya zengindir ya da başka bir derdi vardır.

Geleneksel

[Komşu ya da tanışık biri sorduysa, genel bir sohbette] Yani... her ailenin kendi durumuna göre bir şey bu. Bizde annem çalışmadı, Saadet de çalışmıyor şu an, ama buna karşı değilim ben. İsteyen çalışır, isteyen çalışmaz — kimseye karışmam.

▸ aklından neler geçti?

Annem mi... Annem zaten çalışmadı ki hayatında, Sovyet döneminde fabrikada bir şeyler yapmış ama buraya gelince bıraktı, babam da istemedi zaten. Şimdi 70'inde, ne çalışması? Ama bu soru sanki benden bir şey bekliyormuş gibi... "Annenin çalışması hakkında ne düşünüyorsunuz" — yani genel olarak mı soruyor, yoksa benim annem mi? Eğer genel soruyorsa, yani kadın çalışsın mı çalışmasın mı meselesi... Açıkçası ben Saadet'in çalışmasına da karşı değilim ama o da istemedi, çocuklar küçükken "ben evde kalayım" dedi, ben de tamam dedim. Şimdi büyük oldu çocuklar, arada "bir şeyler yapayım mı" diyor, ben de "sana kalmış" diyorum — içimden biraz "ne yapacak ki" geçiyor ama söylemiyorum. Hem iş yerim var, hem borcum var, hem çocuklar... Saadet çalışsa ne değişir ki, bir yerden bir yere koşuşturmak... Ama bu düşünce biraz haksız, biliyorum.

Geleneksel
kapalı

[Bağlam: soruyu soran kişi kim olduğuna göre değişir — ama genel bir tanıdığa, komşuya] "Annem şu an çalışmıyor, emekli. Ben çalışıyorum tabii, hastanede. Annem başta alışamadı vardiyalara, ama artık biliyor nasıl bir şey. Zaten bu mahallede çalışmayan hemşire yok, hepimiz aynı durumdayız."

▸ aklından neler geçti?

Annemin çalışması mı... Hangi anneden bahsediyorlar ki? Benim annem 68 yaşında, tek başına oturuyor, artık çalışmıyor — emekli maaşıyla geçiniyor, ben de elimden geldiğince bakıyorum. Yoksa benim çalışmamı mı soruyorlar, annem ne düşünüyor diye? O zaman başka bir şey... Annem bazen "kızım bu gece vardiyaları ne zaman bitecek" diyor, endişeleniyor, ama bir yandan da gurur duyduğunu biliyorum — "hemşire kızım" diyor komşulara. İkisi bir arada. Ben de bazen yoruluyorum bu sorudan, sanki çalışıp çalışmamam hâlâ bir tercih meselesi gibi. Tercih değil, mecburiyet ve aynı zamanda ben buyum zaten, 22 yıldır bu. Bıraksan da yaparım.

Geleneksel

[Bağlam: Esra'ya, akşam çay içerken, konu açılmışsa] "Annem çalışmıyor yani, çalışmadı hiç — ama bak, babam yokken dikiş aldı biraz komşudan, ufak tefek. Abi bırakmaz zaten fazlasına. Neyse, o dünyada öyle işliyor." Orada bırakırım, devam ettirmem. Esra'nın da ailesi var, bilir nasıl bir şey olduğunu.

▸ aklından neler geçti?

Annemin çalışması mı? Ne çalışması? Anne evde oturur, abi çalışır, yengeler çalışır bazen — ama annem? Emekli mi sayılır bilmiyorum, babam gidince biraz dikiş-nakış işi aldı komşudan, o kadar. Soru ne demek istiyor tam olarak anlamadım, sanki başka birine sorulmuş gibi geldi bana. Yoksa beni mi kastediyor, "senin annen ne iş yapar" diye mi? Antep'te bir kadının "çalışması" zaten bambaşka bir şey — ev işi sayılmıyor, dışarı çıkmak zaten mesele, abi izin verir mi vermez mi diye... Şimdi düşününce annem hiç çalışmadı yani, ama hiç de durmadı. Bunu nasıl anlatırım bilmiyorum.

Modernler

[Bağlam: annemle Samandağ'da, kahvaltı masasında, böyle bir konu çıksa] "Umm, sen çalışmadın ama bizi büyüttün — bu az şey mi? Ama ben de çalışmasaydım ne yapardım, bilmiyorum. Belki sen de isteseydin çalışırdın, ortam olsaydı. Zamanlar farklıydı, sen de farklı seçerdin belki."

▸ aklından neler geçti?

Annem mi, benim annem mi? Soru bu kadar muğlak... Ama tamam, annemin çalışıp çalışmaması meselesi mi? Annem hiç çalışmadı, ev kadınıydı hep — Samandağ'da, sonra Antakya'da. Baba çalıştı, annem ev tuttu, çocuk büyüttü. Ben öğretmen oldum, kız kardeşim hemşire oldu, erkek kardeşim mühendis. Yani annem çalışmadı diye biz geri mi kaldık? Hayır. Ama ben de şunu biliyorum: annem bazen "keşke bir işim olsaydı" derdi, özellikle babam hasta olduktan sonra. O "keşke"yi duyduğumda bir şey sıkışırdı içimde — hem "sen yaptığın işi küçümseme" demek isterdim, hem de haklısın derdim içimden. Ev işi iş değil mi, çocuk yetiştirmek iş değil mi? Ama aynı zamanda... ben çalışıyorum, kendi param var, kendi kararım var — bu fark gerçek, inkâr etmek de doğru olmaz.

Geleneksel

[Bağlam: Nurcan'a, akşam yemek yerken, eğer konu açılırsa] "Annem o yıllarda çalışmak zorunda kaldı, biz de büyüdük. İyi ki çalışmış, velhasıl o olmasa biz ne olurduk. Sen de çalışıyorsun, Zeynep de çalışacak — bu ailenin kadınları hep ayakta durmuş, bu böyle."

▸ aklından neler geçti?

Annem mi... Annem seksen yaşında, ne çalışması? Soru biraz garip geldi. Sanırım benim annem kastediliyor — Fatma Ana, üst katta oturuyor, sabahları bize iniyor. Çalışması derken... zaten çalışıyor, ev işleri, torun bekliyor, Zeynep geldiğinde ona bakıyor. Ama "çalışma" sayılmıyor bunlar, değil mi? Benim aklım oraya gitti. Bir de şu: eşim Nurcan çalışıyor, halk eğitimde, maaşı düşük ama çalışıyor — belki o kastediliyor? Yoksa genel olarak "annenin çalışması" meselesi mi soruluyor, ideolojik anlamda? Kafam karıştı açıkçası, soru biraz muğlak. Ama şunu söyleyeyim kendi kendime: annemin çalıştığı yılları, babam İstanbul'a geldiğinde, Gazi'de temizliğe gittiği dönemleri hatırlıyorum — o zamanlar "annem çalışıyor" demek biraz utanç taşıyordu içimde, mahallede "ne var ki" bakışları vardı. Şimdi düşününce o utanç beni rahatsız ediyor, neden utanmışım ki?

Modernler

[Komşu Fatma'yla çay bahçesinde, sohbet arasında] Annem mi, vallahi annem çok çalıştı, hepimizi öyle büyüttü. Babam Almanya'daydı yıllar yılı, o hem bahçeyi hem evi tek başına tuttu. Biz de öyle büyüdük işte, kadın çalışır burada — başka türlüsü olmaz zaten, olmadı hiç.

▸ aklından neler geçti?

Annemin çalışması mı... hangi annem? Benim annem mi, kayınvalide mi? Soru belirsiz ama tahmin ediyorum benim annemi kastediyorlar. Annem de çay bahçesinde çalıştı, bütün ömrü boyunca — babam gurbette, o hem evi hem bahçeyi hem bizi büyüttü. Ne düşünüyorum derler ya, ne düşüneceğim, normal bu burada. Ama bazen şunu düşünüyorum: annem hiç "ben çalışıyorum" demedi kendi ağzıyla. "Eve bakıyorum, bahçeye bakıyorum" dedi. Çalışmak başka bir şeymiş gibi, dışarıda para kazanmak gibi. Ben de aynısını yapıyorum şimdi, pansiyon, çay, arı — ama "çalışıyorum" desem garip mi karşılarlar acaba? Kayınvalide "kadın evine bakar" der, ben de evime bakıyorum, ama evim bu kadar büyük işte. Annem için kötü bir şey düşünmüyorum, aksine — sadece o emeğin hiç sayılmadığını, sayılmadığını bile fark etmediğimizi düşününce içim sıkışıyor biraz.

Geleneksel

[Bağlam: soruyu soran kişiye, yüz yüze ya da yazılı] "Annem emekli aslında, aktif bir işi yok şu an. Yanlış bir bilgi mi var elinizde, yoksa ben mi yanlış anladım soruyu? Neyi sormak istediğinizi biraz daha açar mısınız?"

▸ aklından neler geçti?

Beklenmedik bir soru bu, biraz garip geldi. Annem ne çalışması? Yani, annem çalışmıyor ki zaten — emekli, 71 yaşında, iki sokak ötede oturuyor. Pazar akşamları birlikte yemek yiyoruz, o kadar. Soruyu soran beni mi tanımıyor, yoksa ben mi yanlış anladım? Belki başka birinin annesini soruyorlar, ya da genel bir şey mi kastettiler... Bir de şu var: annem çalışsaydı ne düşünürdüm sorusu ayrı bir şey, ama şu an gerçek soruya cevap veremiyorum çünkü ortada bir "çalışma" yok.

Modernler

[Bağlam: Böyle bir anket sorusu yüzüme tutulursa, karşımdaki araştırmacıya ya da anketi dolduran birine] Bakın, bu soruyu doğru yanıtlamak için önce şunu sormak lazım: hangi dönem, hangi koşullar, hangi kadın? Annemin kuşağında "çalışmak ister miydiniz" diye sorulmadı ki — zaten sorulamazdı. Ben şunu söyleyeyim: bir kadının çalışıp çalışmaması onun kendi kararı olmalı, ama o kararı verebilmesi için önce gerçekten bir seçeneği olması lazım. Yoksa "tercih" dediğimiz şey boş bir kelime kalır.

▸ aklından neler geçti?

Soru mu bu? "Annenin çalışması hakkında ne düşünüyorsunuz?" — kim soruyor bunu, hangi anket bu, ne zamandan beri annemin çalışıp çalışmaması bir soru haline geldi ki? Annem 1951'de Şarkışla'da doğdu, babam öğretmendi, o ev kadınıydı — ama bu bir tercih miydi gerçekten, yoksa başka türlüsü mümkün mü değildi ki? Şimdi geriye bakınca... annem okusaydı, çalışsaydı ne olurdu diye düşünmüşümdür zaman zaman, özellikle babam erken gidince. Sevim çalıştı, emekli oldu, o ayrı bir şey — ama annem... annem için "çalışmak" diye bir seçenek sunulmuş muydu önüne, onu bile bilmiyorum. Soruyu soran kim, ne istiyor bu soruyla?

Modernler

[Bağlam: Hatice Hanım'ın Cuma sohbetinde, kadınlar arasında, konu döndü dolaştı annelere geldi] "Annem tarlada büyüttü bizi, kovan baktı, ekmek yaptı — elinden iş eksik olmadı. Çalışmak mı, tabi çalıştı, hem de nasıl. Ama o zamanlar kimse sormadı 'ne iş yapıyorsun' diye. Biz de öyle yaptık, bizim kızlarımız da öyle yapacak galiba, hayırlısı."

▸ aklından neler geçti?

Annem mi... Annem çalıştı mı ki? Yani, tarlada çalıştı, evin içinde çalıştı, hayvan baktı — ama biri gelip "hanım ne iş yapıyor" diye sormadı hiç. Ben de öyle. Ben de zeytin topladım, kovan baktım, çocuk büyüttüm — bunun adı "çalışmak" mı sayılıyor insanların gözünde bilmiyorum. Bir de şu var: bu soru bana mı soruluyor, yoksa başka bir şey mi kastediliyor — "annen eve para getiriyor muydu" gibi bir şey mi? Eee işte, annem de ben de para getirdik, ama kimse saymadı. Bazen bu aklıma gelince içim sıkışıyor, vallaha.

Dindar

[Ablamla telefonda ya da Defne'yle çay içerken] "Annem öğretmenliği çok seviyordu ya, gerçekten. Ama şu an emekli maaşıyla geçinmeye çalışıyor, bu çok haksız geliyor bana — devlete ömrünü verdin, sonunda bu mu?" Baba-anneyle telefonda bu konuya girmem, çünkü annem "ben iyiyim merak etme" moduna geçer, sıkıntıyı saklar; o konuşmayı açmak ikimizi de yorar.

▸ aklından neler geçti?

Annemin çalışması mı... yani emekli şimdi, ilkokul öğretmeniydi. Bunu düşününce içimde garip bir şey oluyor — hem çok saygı duyuyorum hem de... bilmiyorum, bazen kafamda "sen bütün hayatını devlet okuluna, o sınıflara, o çocuklara harcadın, karşılığında ne aldın?" diye bir şey geçiyor. Emekli maaşı berbat, enflasyonla eridi. Ve ben ona para gönderemiyorum çünkü kendim de zar zor idare ediyorum — bu kısım aslında beni en çok sıkan yer, düşününce biraz utanç geliyor içimden. Bir de şunu düşünüyorum: annem öğretmenliği gerçekten seviyordu, yani kariyer değil, meslek-kimlik olarak taşıdı onu. Ben tasarımı seviyorum ama o kadar içselleştirip içselleştirmediğimi bilmiyorum, bu yüzden ona bakınca hem hayranlık hem de hafif bir "ben böyle olabilecek miyim" sorusu geliyor.

Modernler

[Bağlam: Cumartesi aile yemeğinde, annem de masada, konu bir şekilde "kadın çalışması" meselesine gelirse — mesela benim mentorluk platformumdan bahsederken] "Annem bize her zaman 'okuyun, kendinize bir şeyler yapın' dedi. Benim bu işlere girişmemde onun etkisi çok büyük, Allah razı olsun. Kendi döneminde imkânlar farklıydı, ama bize hep destek oldu." — Ve orada bırakırım. Altını kazmam. O yarım kalan eczacılığı, o "gerek yok" dönemini, o yansıtma meselesini — bunları masaya getirmem. Annem duyar, gözleri biraz parlar, ve bu yeter. İkimiz de ne demek istediğimi biliriz.

▸ aklından neler geçti?

Annem mi... Annem çalışmadı aslında, yani tam anlamıyla. Eczacılık yarıda kaldı, sonra baba büyüdükçe "zaten gerek yok" dönemi geldi, sonra biz çocuklar. Ama şimdi ben bakıyorum da — o yarım kalan diplomayı benim üzerimden tamamlamaya çalışıyor gibi hissediyorum bazen. "Sen çalış, sen yap, sen başar" diyor, bunu içtenlikle söylüyor, bunu biliyorum. Ama altında bir şey var: kendi için yapamadığını benden bekliyor, ve ben hem bunu anlıyorum hem de bazen bunun ağırlığını taşımak istemiyorum. Haksız mıyım? Belki. Ama Londra'da iken de hissettim bunu — "annem için mi yapıyorum bunu, yoksa ben istediğim için mi?" diye sordum kendime. İkisi de, ama ikisi de tam değil.

Dindar
kapalı

[Bağlam: anneme doğrudan, evde baş başayken, belki bir akşam çay içerken] "Anne, sen istesen bir şeyler yapabilirdin, bilirsin. Komşu çocuklarına Arapça öğretmek bile bir şey sayılır." — Ama muhtemelen bunu da söylemem. Çünkü annem "ben ne yapacağım" diye güler geçer, ben de konuyu değiştiririm. Hamileliğim var, gerginlik istemiyorum şu sıralar.

▸ aklından neler geçti?

Annem mi... Annem çalışmıyor zaten, hiç çalışmadı burada. Hatay'da da çalışmadı, Halep'te de çalışmadı — baba çalışırdı, o ev tutardı. Ama şimdi aklıma geliyor, ben kreşte çalışırken annem gelip bazen kapıda bekliyor, "seni götüreyim" diyor, sanki hâlâ 14 yaşındayım. Bir yandan... bilmiyorum, belki ben çalışmasını isterdim onun. Belki o zaman bu kadar içine kapanmazdı, Şam'daki teyzesiyle video aramasına bu kadar yapışmazdı. Ama bunu söylesem baba duyar, kıyamet kopar — "hangi Suriyeli kadın öyle çalışır" falan. Hem zaten ne yapacak, Türkçesi yok, yaşı var, kim alır onu işe? Ben bile sigortalı iş bulmak için ne çektim. Annemin çalışması... bu soruyu sormak bile garip geliyor, sanki hiç düşünmemiştim böyle.

Geleneksel

[Bağlam: abim Necati'yle kahvede, öyle bir konu açılırsa] "Annem mi, annem hep çalıştı kardeşim. Bizi büyüttü, babama baktı, şimdi torunlara bakıyor. Para kazanmadı ama yorulmadı mı? Yoruldu. Ben ona hep saygı duydum." *(İçimden geçenlerin yarısını söylemem — Sevdiye'yle kıyaslamayı, kendi kör noktamı falan. O kısım kalır içeride.)*

▸ aklından neler geçti?

Annem mi... Annem çalışıyor mu zaten, ne çalışması? Yani ev işi yapıyor, torunlara bakıyor, babama bakıyor, Necati'nin çocuklarına bakıyor — ama bunu "çalışmak" diye saymıyor kimse, ben de saymıyorum açıkçası, ama saymalıyım herhalde. Bir de şu var: annem hiç dışarıda para kazanmadı, biz de normal karşıladık bunu, babam "kadın evde" demedi hiç ama öyle oldu işte. Şimdi düşününce... Sevdiye hem temizliğe gidiyor hem çiçek tezgâhında duruyor hem evde her şeyi yapıyor, annem de öyle yapmış, ama ikisi de "çalışıyor" diye geçmiyor kafamda otomatik olarak. Bu benim sorunum mu, yoksa herkesin böyle mi düşündüğü — bilmiyorum, üstüne çok durmadım.

Geleneksel

[Bağlam: Abla Demet'e WhatsApp'ta, akşam üstü] "Annem emekliliğini iyi götürüyor aslında, pazar sabahları yemek yapıyor, Mırıl'a bakıyor, komşularla çay içiyor — ama bazen bakıyorum, öğretmenlik dönemindeki o 'bir yere yetişmem lazım' enerjisi yok artık, biraz boşlukta gibi. Ben de tam anlayamıyorum bunun iyi mi kötü mü olduğunu."

▸ aklından neler geçti?

Annemin çalışması mı... Yani şu an çalışmıyor, emekli. Soru biraz havada kaldı benim için — ne hakkında düşünmemi istiyor bu? Geçmişte öğretmenliği mi, yoksa şu an evde ne yapıyor mu? Geçmişte öğretmenliğini her zaman saygıyla karşıladım, ama bir yandan da... şunu da düşündüm bazen: benim engellilik sürecimde okul-aile-devlet üçgeninde en çok koşturan oydu, hem öğretmen hem anne hem de savunucu rolünü aynı anda taşıdı — bunu hiç tam konuşmadık. Şu an emekli olması, evde benimle birlikte olması... bir yandan rahatlatıcı, bir yandan da "bu denge ne zaman bozulur, o benden önce mi gider ben mi ondan" diye geçiyor aklımdan. Babadan sonra bu soruyu sormak çok daha ağır.

Modernler

[Ablam Esra'yla telefonda, ya da annemle doğrudan — bu ikisi arasında fark var] Esra'ya: "Annem nasıl gidiyordu ya her sabah, düşündüm bugün. Yani Almancası o kadar sınırlıydı, ama hiç şikayet etmedi değil mi, en azından bize karşı etmedi." Anneye doğrudan sorulsa: "Anne sen kreşte çalışmayı sevdin mi gerçekten?" derdim — ama bu soruyu hiç sormadım. Belki sormaktan korkuyorum, cevabı duymak istemediğim için.

▸ aklından neler geçti?

Annem mi… yani annem çalıştı, evet, kreşte yardımcıydı, 60'a kadar. Ama "ne düşünüyorsun" diye soran kim? Neden soruyor? Biraz garip bir soru bu, sanki bir anket dolduruyor gibi hissettiriyor. Annemin çalışmasını hiç "düşünmek" durumunda kalmadım aslında — o çalıştı, biz büyüdük, Kreuzberg'de normal bir şeydi bu. Ama şimdi düşününce: baba mobilyacıydı, anne kreşte, ikisi de yıllarca Almanya'da çalıştı, emekli oldular, ve ben şu an İstanbul'da freelance yazıyorum — onların "çalışma" kavramıyla benimki arasında ne kadar büyük bir mesafe var. Annem Almanca hiç tam öğrenmedi, kreşte çocuklarla zaten Türkçe de geçiniyordu, ve yine de gitti, her sabah gitti. Bunu o zaman fark etmemiştim, şimdi biraz daha görüyorum.

Modernler
kapalı

[Bağlam: Berfin sormuşsa, akşam eve gelince, kısa] "Annen çalışıyor işte kızım, başka türlü olmuyor. Sormana gerek yok, biliyorsun zaten." Başka biri sorduysa — komşu, kayınvalide, kafileden biri — hiç cevap vermem. "Eh işte" derim, geçerim.

▸ aklından neler geçti?

Annem mi... annem çalışmadı ki zaten, köyde oturdu hep. Ben çalıştım. Ben çalışıyorum. Soru benim hakkımda mı soruluyor acaba, yoksa gerçekten annem mi? Berfin mi sordu bunu, yoksa küçükler mi? Berfin bazen öyle bakıyor — okula gidiyorum diye, kafileye gitmiyorum diye — sanki benim gitmemi garip buluyor artık. Ama ne yapacağız, ben gitmezsem Mehmet tek başına gidecek, dayıbaşı iki kişi sayıyor bizi, iki kişi gitmezsek hesap tutmuyor. Annem çalışmadı diyorum ya, ama çalıştı aslında — tarla, ev, hayvan, çocuk — sadece para görmedi elinde. Ben de görüyorum ama az görüyorum. Fark ne ki.

Geleneksel

[Bağlam: soru soran biri varsa, muhtemelen yabancı biri ya da akademisyen türü, Şenlik günlerinde dükkânda] "Annem hep ev kadınıydı, evini-barkını gördü. Şimdi seksen yaşında, sağ olsun. Çalışmak mı... O dönemde köyde öyle bir şey yoktu zaten, herkes evinde bakardı çocuğuna. Biz de öyle büyüdük, eksikliğini görmedik."

▸ aklından neler geçti?

Annem mi... Annem hiç çalışmadı zaten, ev kadınıydı hep. Yani dükkânda bazen gelir, bir şey sorar, ama iş değil o. Şimdi seksen yaşında, ne çalışması? Soru biraz havada kaldı bende. Kim soruyor bunu, ne kastediyor? Yoksa genel mi soruyor, "kadınlar çalışmalı mı" gibi bir şey mi? Oradan mı geliyor? Sultan da çalışmıyor sayılır, hafta sonu dükkânda yardım eder, ama o da ev kadını. Bizim evde böyle geldi, böyle gitti. Annem de öyle, Sultan da öyle. Kötü mü? Hayır. Ama Hatice öğretmen oldu, o da güzel. Herkesin yolu ayrı.

Dindar

[Bağlam: Düzce'de aile sofrasında, abim de varsa — ya da telefonda annemle baş başa] "Anne sen ev kadınısın diyorum ama aslında sen bizim en çok şey bilen kişisin, sen olmasaydın ben ne yazardım tezde." Bunu zaten söyledim, birkaç kez. Ama "neden çalışmadın" sorusunu hiç sormadım, soramam — o soruyu sormak benim değil, sanki. Belki de sormamak gerekiyor.

▸ aklından neler geçti?

Annemin çalışması derken... annem hiç çalışmadı ki, yani "iş" anlamında. Emekli ev kadını. Bu soruyu ilk okuduğumda "ne hakkında ne düşünüyorum ki" diye takıldım. Ama sonra o eski bir şey geliyor içimden — Berlin'de MA yaparken bir Alman arkadaş "peki annen ne iş yapıyor" diye sormuştu, "ev kadını" deyince yüzü o tanıdık ifadeyle donmuştu, ben de o an hem annemin adına savunmaya geçmiş hem de içimden "evet, evet, biliyorum, feminist eleştiri, unpaid labour, blah blah" demiştim kendi kendime. Ama şu da var: annem o "çalışmamak" içinde aile belleğinin tek taşıyıcısı oldu. Anneanneden aldığı her şeyi ben ona sorarak yazdım. Tezimin metodolojik omurgasının yarısı onun hafızasından geçiyor. Buna "çalışmamak" mı denir? Bilmiyorum. Hem rahatsızlık hem de bir tuhaf minnet var içimde, ikisi birden.

Modernler

[Bağlam: köy kahvesinde biri sorarsa, ya da amca Bekir sohbet açarsa] "Annem zaten çalışıyor gardeş, tarla var, arı var, ev var — boş mu oturuyor sanki? Dışarı çıkıp bir yere gitmesine gerek yok, her şey burada zaten." — Orada biter. İçimdeki sıkışma kısmını söylemem, kimse sormaz zaten.

▸ aklından neler geçti?

Annem zaten çalışıyor ya, köyde — tarla, arılar, ev, yemek, çamaşır... bunların adı mı çalışmak değil? Ama "iş" diye sorunca akla Sevgi abla gibi dışarı çıkıp para kazanmak geliyor herhalde. Annem için o yok, olmasını da istemiyorum açıkçası — yani hem istemiyorum hem de neden istemiyorum diye kendime sorsam tam cevap veremiyorum. Baba dize girmeden önce zaten ağırdı, şimdi daha da ağır, annem giderse kim bakar eve, kim bakar küçüklere, kim bakar babaya? Ama bir yandan da... Sevgi abla gitti, para kazanıyor, kendine bir şeyler alıyor, hafta sonu gelince farklı bir hali var — bunu görüyorum. Annem için öyle bir şey yok, o hep burada, hep aynı. Bunu düşündüğümde içim biraz sıkışıyor ama ne yapacaksın.

Geleneksel

[Filiz'e, akşam yemeği sonrası, çocuklar odaya çekilmişken] "Filiz, bugün biri annemi sorduydu, 'çalışıyor mu' diye. Düşündüm de — annem hep çalıştı ya, sadece para almadı. Kasada otururdu, yemek yapardı, bizi büyüttü... Ama 'çalışan kadın' diye kimse saymadı. Biz de saymadık. Doğru mu yaptık, bilmiyorum."

▸ aklından neler geçti?

Annemin çalışması mı... Annem hiç çalışmadı ki. Yani para karşılığı bir işte. Baba dükkânda, o evde — bu böyleydi. Şimdi dul, 66 yaşında, ne çalışması? Soru garip geldi bana, sanki başka birinin annesini sordular. Ama dur, belki kasıt o mu — "neden çalışmıyor, neden çalışmadı" gibi bir şey mi? Vallaha bilmiyorum, o dönemde öyle bir şey aklımıza bile gelmezdi. Baba kazanır, anne evi tutar. Şimdi geriye baksam... Annem çok şey yaptı, ama parasız. Dükkânda da zaman zaman kasada oturdu, hesap tuttu — ama "çalışıyor" diye kimse saymadı. Ben de saymadım o zaman. Şimdi biraz tuhaf geliyor bu.

Geleneksel

[Bağlam: komşu Hacer'e, mevlüt sonrası çay içerken, konu açılırsa] "Annem artık yaşlı, abimin yanında rahat, çalışmıyor. Ben mi — ufak tefek perde işi yapıyorum, kayınvalidenin hemşehrileri soruyor, ben de bakıyorum. Ev işinin arasında oluyor, büyük bir şey değil." — Daha fazlasını söylemem. "Kayıtdışı", "nakit", "kendi param" kısmını söylemem. Hacer iyi komşu ama mahallede laf döner.

▸ aklından neler geçti?

Annemin çalışması... annem 78 yaşında, Sungurlu'da abimin yanında, tarlayı kiraya vermiş, ne çalışması? Yoksa benim işimi mi soruyorlar — perde dikişini mi? O zaman biraz garip bir soru. Çalışıyorum zaten, ama "çalışıyor" mu sayılır ki — kayıtdışı, nakit, komşu siparişi... Mustafa biliyor ama kimse sormaz "ne iş yapıyorsun" diye, ben de söylemem. Bazen kendi kendime düşünüyorum, "bu iş mi, hobi mi" diye — ama ay sonunda 1.500-2.000 TL geliyor, o para benim param, kredi kartına gidiyor çoğu. Kimse bilmese de ben biliyorum ne işe yaradığını.

Geleneksel
kapalı

[Bağlam: Pazar yemeğinde baba-anne evinde, anneme ya da ablama karşı] "Annem en iyi işi yapmış zaten — bizi büyüttü, evi tuttu. Başka ne lazım? Maşallah, ellerine sağlık." — Söylenir, içtenlikle de söylenir. Ama o iç kıpırdama, "zekiydi, başka bir şey de yapabilirdi" kısmı — o asla çıkmaz ağzımdan. Kimseye de söylemem.

▸ aklından neler geçti?

Annem mi, Zehra hanım mı? Annem hiç çalışmadı ki — baba çalıştı, biz büyüdük, o evi çekti. Zaten Konya'da öyle bir şey vardı, kadın çalışıyorsa ya ihtiyaç var demektir ya da koca yok demektir. Bizde ihtiyaç da yoktu, koca da vardı, elhamdülillah. Ama şimdi düşününce... Annem çok zekiydi aslında. Hep komşuların vergi-sigortasını o hallederdi, baba "Zehra'ya sor" derdi. Okusa, bi' şeyler yapsaydı... Yok, bu düşünceyi bırak. O zamanlar öyle değildi. Hem annem de istemezdi, ben de istemezdim böyle bir şey — ailenin gözünde ne olurduk. Ama şimdi Esra'nın Instagram'ını görünce bazen düşünüyorum, annem de bi' şey yapabilirdi belki. Sonra hemen "yok, saçmaladım" diyorum.

Dindar

[Bağlam: Necla'ya, akşam sofrasında, soru aklımda takılı kalırsa] "Necla, şunu sordular bana bugün — annenin çalışması hakkında ne düşünüyorsun diye. Ben de annemin tarlada, fındıkta, evde ne kadar uğraştığını düşündüm. Hiç maaş almadı, ama boş mu oturdu? Biz bunu hep normal saydık, değil mi? Belki normal değilmiş."

▸ aklından neler geçti?

Annem mi... Annem ne çalışması? Hatice hanım 76 yaşında, bastonu var, eklemleri tutmuyor — ne çalışması olacak? Soru garip geldi, sanki başka birinin annesini sordular bana. Ama dur, bir düşüneyim... Annem hiç "çalışmadı" mı? Tarlada çalıştı, fındıkta çalıştı, bizi büyüttü, babama baktı, şimdi de kendi ağrılarıyla uğraşıyor. Buna "çalışmak" denmez mi yani? Denmez diyoruz işte, orası doğru — maaş almadı, sigorta olmadı, emekli olamadı. Ben bunu hiç düşünmemiştim açıkçası, yani şöyle düz kafadan "annem çalıştı mı, çalışmadı mı" diye. Necla da aynı şekilde — ekmek fırını, bahçe, ev, anne-baba bakımı... bunlar "iş" sayılmıyor. Sayılmalı mı? Sayılmalıydı herhalde. Ama ben de saymadım, saymıyorum. Bu biraz rahatsız etti şimdi.

Geleneksel

[Selma'ya, akşam yemek sonrası, babaların evi ziyareti dönüşü, ikisi baş başa] "Ya Selma, bugün annemlere baktım da... Ayşka bütün gün ayakta, yemek, temizlik, babama ilaç, Doğan geldi gitti, çay koydu... Hiç şikâyet etmiyor. Biz 'emekli' diyoruz ama o hiç durmadı ki. Senin de durumun farklı değil açıkçası — firma senin sırtında da. Bunu daha çok söylemem lazım sanırım."

▸ aklından neler geçti?

Annem mi çalışıyor, ne işi var ki şimdi bu sorunun... Yani Ayşka'dan mı bahsediyoruz? O 70 yaşında, kalp pili olan Hasan'a bakıyor, yemek yapıyor, torunlarla ilgileniyor — bunun adını "çalışmak" koymak mı lazım? Aslında tam da orada bir şey var, beni rahatsız eden bir şey: annem bütün hayatı boyunca çalıştı, hem Razgrad'da hem Kestel'de, ama hiçbir zaman "çalışan kadın" sayılmadı. Babam kamyoncu olduğu için "aile geçimini o sağladı" dedik hep, annem sadece "eve baktı." Şimdi ben de Selma'ya "iş ortağım" diyorum, muhasebe yapıyor, firmada aktif — ama Selma'nın adı hiçbir yerde patron olarak geçmiyor. Bunları düşününce biraz... bilmiyorum, garip hissediyorum. Annem çalışmadı mı? Çalıştı. Sadece para kazanmadı.

Geleneksel
kapalı

[Reem'e, akşam çay içerken, konu bir şekilde açılsa] "Annem mi, annem evinin kadını, ne çalışması. Zaten Lazkiye'de ne iş bulacak, durum ne biliyorsun." — Geçiştiririm. Daha fazla konuşmam.

▸ aklından neler geçti?

Annem mi... annem Lazkiye'de, baba yanında, 59 yaşında. Çalışması mı? Ne çalışması? Annem hayatında zaten hiç "iş" diye bir şey bilmedi, ev, çocuklar, mutfak — Halep'te de öyleydi, Lazkiye'de de öyle. Şimdi oraya sığınmış, abimin yanında, ama orada da aynı şey: yemek pişiriyor, torunlara bakıyor, belki komşuya gidiyor. Peki biri "çalışmalı mıydı" deseydi ne olurdu? Bilmiyorum. Babam hiç izin vermezdi zaten. Ben de... ben de çok düşünmüyorum bunu. Ama bazen şöyle bir şey geçiyor aklımdan — eğer annem bir geliri olsaydı, 2014'te belki daha kolay olurdu. Belki. Ama bu düşünce de hemen kapanıyor içimde, çünkü ne demek istediğimi tam bilmiyorum, suçlamak mı istiyorum kimi?

Dindar

[Kahvede biri "kadınlar çalışmalı mı" diye sorarsa, ya da konu oraya gelirse — Rıfat'a veya Cafer'e] "Bak, benim annem çalışmadı, eşim çalışmadı, beş çocuğu büyüttüler — bu da iş sayılmaz mı? Ama Ayşe'm öğretmen, ona da bir şey demiyorum, okuyunca, düzgün iş olunca farklı. Herkesin durumuna göre işte, zorla da olmaz, gönüllü de olmaz."

▸ aklından neler geçti?

Annem 1991'de öldü, ne soruyorlar şimdi bana? Yani... annemin çalışması mı? Annem hiç çalışmadı zaten, ev kadınıydı. Babam fabrikadaydı, annem evdeydi — beş çocuk büyüttü, tarla işleri, komşu yardımı, hepsi o. Çalışmak mı, ne çalışması? Yoksa genel mi soruyorlar, "kadın çalışmalı mı" falan mı? O zaman... Hatice de çalışmadı, ben de istemedim açıkçası, çocuklar küçüktü. Ama Ayşe öğretmen oldu, o ayrı — okuyunca olur, okumak başka şey. Genel olarak... bilmiyorum, zor soru bu, kafam karışıyor biraz.

Geleneksel
kapalı

[Bağlam: annemin çalışmasından söz açılırsa, mesela anne ziyaretinde ya da Banu ile eski fotoğraflara bakılırken] "Annem öğretmenliği çok sevdi, bunu hep söylerdi. Emekli olduğunda ilk yıl boşluk hissetti, hatırlıyorum. O kuşak kadınlar için iş sadece para değildi — bir yere ait olma meselesiydi. Ben de o yüzden saygıyla bakıyorum."

▸ aklından neler geçti?

Annem mi, annemin çalışması mı... Annem zaten emekli, yirmi küsur yıl önce bıraktı öğretmenliği. Yani soru biraz havada kalıyor benim için. Ama ne düşünüyorum diye sorarsan — annem o işi gerçekten sevdi, bunu biliyorum. Baba devlet mühendisiydi, anne köy çocuklarına okuma yazma öğretti; ikisi de "devlet işi şereftir" diye büyüttü bizi. Şimdi geriye bakıyorum, annemin o dönem hem ev hem iş hem biz çocuklar... nasıl döndürdü bunu, hâlâ tam anlayamıyorum. Banu'ya bakıyorum, aynı şeyi görüyorum — Defne'nin ödevleri, Bora'nın satrancı, akşam yemeği, sınav kaygıları... Ve bir de kendi dersleri. Ben "eşit eş" diyorum ama annemin yaptığını Banu da yapıyor, ben de babam gibi mi oluyorum farkında olmadan? Bu düşünce bazen geliyor, geçiyor.

Modernler
kapalı

[Bağlam: anneyle akşam yemeğinde, sohbet dönüp dolaşıp buraya gelirse] "Anne sen yoruluyorsun ya, bu kadar çocuğa bakıyorsun — sağlığına dikkat et en azından." O kadar. Ekonomik boyutuna girmem, "neden sigortan yok" demem, "bu kayıt dışı" demem. Hem gereksiz tartışma açmak istemem hem de... ne bileyim, annem zaten biliyor durumu, ben söylesem ne değişecek.

▸ aklından neler geçti?

Annemin çalışması derken... kayıt dışı komşu çocuğu bakması mı? Yani aslında çalışıyor sayılmaz ki resmi olarak, SGK'sı yok, sigorta yok, hiçbir şey yok. Ama bir yandan şunu da düşünüyorum — evde oturmaktansa en azından bir şeyler yapıyor, hem de para giriyor eve. Benim maaşım 32 bin, babamın maaşı ne kadar bilmiyorum tam ama emekliliğe 2 yıl var, o da baskı altında zaten. Annemin o ufak tefek geliri olmasa belki benim kredi kartı borcu daha da şişerdi. Ama bazen rahatsız oluyorum da — neden rahatsız oluyorum ki tam olarak? Belki "anne çalışmamalı" diye bir şey var içimde, Konya'da böyle büyüdük, ama bu saçma bir his. Hem çalışmasın hem ev dönsün hem de para çıksın — bu nasıl matematik?

Geleneksel

[Anneyle telefonda, sıradan bir akşam konuşmasında] "Anne, sen ne kadar yoruldun yıllar içinde, hiç düşünüyor musun? Hem sınıfın hem ben... İyi ki öğretmendin, iyi ki çalıştın — bence sen bana en çok onu öğrettin, çalışmayı." Muhtemelen o da "ay Pelin ne saçmalıyorsun" der, geçiştiririz. Ama söylerim, söylemekten çekinmem.

▸ aklından neler geçti?

Annemin çalışması mı... yani emekli öğretmen, zaten emekli oldu. Ama soruyu duydukta ilk aklıma gelen şu: hayatı boyunca çalıştı, beni okula götürdü, beni yatılı okula bıraktı Pazar geceleri, sonra da kendi işine döndü. Bazen düşünüyorum, o kadar enerji harcadı benim için — hem mesleği hem ben, nasıl taşıdı ikisini birden? Bir de şunu fark ediyorum kendi içimde: annem çalışmış bir kadın olduğu için benim "sen bağımsız yaşayamazsın" diyen insanlara karşı çok daha güçlü durabiliyorum sanki. Onun emekliliğini hak ettiğini düşünüyorum, gerçekten.

Modernler
kapalı

[Kahvede hemşehri abilerden biri "annen nasıl, ne yapıyor?" diye sorarsa] "İyi gardaş, köyde Tarık'la beraber, elhamdülillah. Bahçesiyle uğraşıyor, ne yapsın. Sağlığı yerinde, şükür." — Daha fazlasını söylemem. İçimde dönen şeyi kahvede açmam. Zaten kimse de gerçekten sormaz, nezaket sorusudur, nezaket cevabı yeter.

▸ aklından neler geçti?

Annem çalışıyor mu ki zaten? Köyde ne çalışması... Bahçede biraz dolaşıyor, komşuya gidiyor, Tarık'ın çocuklarına bakıyor — buna mı çalışmak diyorlar? Ama bir de şu var, ben "çalışıyor" demesem de aslında o hiç durmadı hayatında. Baba gidince evde ne varsa onun sırtına kaldı. Odun, su, yemek, Tarık'ın karısıyla geçinmek... Bunları ben görmüyorum çünkü buradayım. Ama bazen düşünüyorum — ben her ay para gönderiyorum, "annem rahat" diyorum kendi kendime, aslında ne kadar rahat bilmiyorum. Tarık'ın karısıyla arası nasıl, kim soruyor? Ben sormuyorum, o da söylemiyor. 56 yaşında, dul, köyde. Ben burada yük taşıyorum, o orada başka türlü taşıyor.

Geleneksel

[Bağlam: Ayşe bunu sorsaydı, İstanbul'dan arayıp "anne sen ne yapıyorsun artık" tonuyla] "Kızım, Aylin'in işine bakıyorum hâlâ, iki-üç günde bir. Yani tamamen boş değilim. Ama asıl işim burada, biliyorsun — babaannen kolay değil artık."

▸ aklından neler geçti?

Beklemedim bu soruyu. "Annenin çalışması" — hangi çalışması? 2018'de bıraktığım bankacılık mı, Aylin'in firmasındaki iki-üç günlük iş mi, yoksa burada her sabah Fatma'yı yıkamak, ilaçlarını vermek, "anne sen neredesin" diye soran gözlerine bakmak mı? O da çalışma sayılmıyor mu? Biri bana "annen çalışıyor mu" dese ne diyecek, "hayır" mı diyecek? Yirmi iki yıl bankada çalıştım, son maaşımda 27 bin alıyordum — o para şimdi ne eder bilmiyorum ama o zamanlar iyiydi. Şimdi Aylin'den nakit alıyorum, kayıt dışı, kimseye söylemiyorum, SGK'da gözükmüyorum. Kariyer mi, bakım mı diye bir soru sorulsa — sanki seçmiş gibi görünüyorum, ama seçim miydi gerçekten? Biri bunu "çalışmak" diye sormuyorsa, ben de artık sormuyorum kendime.

Modernler
kapalı

[Bağlam: Fatma kızım yanımdayken, "ne demek bu soru" diye sorardım ona] "Kuzum, bu ne demek isteyen soru? Annem mi, ben mi, kimin annesi? Benim annem Allah'ın rahmetine kavuştu, huzur içinde yatsın. Benim çalışmamı soruyorsa — ne diyeyim, çalışmak başka ne var ki yapacak."

▸ aklından neler geçti?

Annemin çalışması mı... Hangi annem? Benim annem 1991'de gitti, Allah rahmet eylesin. Yoksa benim kendi çalışmamı mı soruyor bu? Yoksa... kim soruyor bunu bana, ne demek istiyor? Garip soru. Benim annem çalıştı mı? Çalıştı tabii, köyde herkes çalışır — tarla, ev, çocuk, hayvan. Ama "çalışma" diye bir şey sayılmazdı o zaman, sayılmaz şimdi de. Ben de çalışıyorum işte, ineğim var, bahçem var, sigortam var — ama "çalışıyor" derler mi bilmiyorum. Kim soruyor bunu, ne amaçla?

Geleneksel

[Bağlam: Defne ile haftalık görüntülü konuşmada, ya da Sema ile akşam yemeğinde — konu anneye düştüğünde] "Annen öğretmendi" diye büyüdüm ama annemin ne kadar şey taşıdığını ancak şimdi, Sema'ya bakırken anladım sanırım. Şükriye Hanım hem okul hem ev hem de babanın 1980 sonrası çöküşünü tuttu — biz çocuklar bunu görmeyi pek beceremedik o zamanlar.

▸ aklından neler geçti?

Annem Şükriye 1998'de gitti, yirmi sekiz yıl oldu. Soru biraz havada kaldı — "annenin çalışması" derken ne kastediyor bu? Devlet okulu öğretmenliğini mi, Cebeci'deki o kırk üç yılı mı? Yoksa benim onun çalışmasına dair ne düşündüğümü mü soruyor? Şükriye Hanım'ın çalışması benim için hiçbir zaman "düşünülmesi gereken" bir şey olmadı — öğretmendi, çalışırdı, bu aile için olağandı, anormalliği yoktu. Ama şimdi duruyorum: acaba ben o zamanlar annemin mesleğini gerçekten *gördüm* mü, yoksa "annem öğretmen" deyip geçtim mi? Sema'nın hastalık döneminde ev içindeki emeği fark etmeye başlayınca, annemin de kırk üç yıl hem ev hem okul yürüttüğünü, benim bunu hiç sorgulamadan tükettiğimi düşündüm. Biraz geç bir uyanış bu.

Modernler

[Kahvehanede, köyden biri 'anneni hatırlıyor musun Mehmet abi' diye sorarsa] Annem mi, Allah rahmet eylesin. Çalışkan kadındı gardaşım, çok çalışkan. Sabah ezanında kalkardı, gece yatardı. Tarlası, hayvanı, evi — hepsine yetişirdi. Biz çocukken fark etmezdik, şimdi anlıyorum. Öyle kadınlar vardı o kuşakta, ellerinden öpesim geliyor şimdi.

▸ aklından neler geçti?

Hangi annem? Annem Ayşe 2002'de gitti, Allah rahmet eylesin. Soru biraz havada kaldı... Demek istedikleri ne, annemin tarladaki işi mi, ev işi mi? Annem bütün ömrü tarla, hayvan, ev — sabahtan akşama. Babam tarlada, annem hem tarlada hem evde. Ben Almanya'ya giderken o peronda ağladı, ama ertesi sabah kalktı yine işine gitti, biliyorum. Benim için ağlamaya bile vakti yoktu uzun uzun. O kuşak öyle büyüdü, şikâyet etmedi, 'bu iş benim işim' dedi. Şimdi geriye bakınca... adam gibi bir şey söyleyeyim: annem benden çok daha çok çalıştı hayatı boyunca. Ben Almanya'da en azından Schicht bitince eve geldim, yattım. O hiç bitmedi.

Geleneksel
kapalı

[Bağlam: komşu Saliha-teyze ile kahve içerken, soru öyle gelirse] "Annem köylü kadındı kuzum, tarlası vardı, hayvanı vardı, ekmek yapardı, çocuk büyüttü — çalışmak mı sayılır, sayılmaz mı bilmem ama yorgun gördüm hep onu. Allah rahmet eylesin, elleri hiç boş durmadı."

▸ aklından neler geçti?

Annem mi... annem çalışmadı ki. Yani köyde çalıştı tabii — tarlada, bahçede, hayvanlarda — ama "çalışmak" diye sormak ne demek şimdi? Benim annem okul görmemiş, Sürmene'nin dağında büyümüş, elleri hep topraklıydı. Ben de ondan farklı değilim aslında, ben de "çalışmadım" sayılıyorum resmi olarak ama sabah beşten gece on bire kadar ayaktayım. Annem de öyleydi. Kimse sormadı ona "annem çalışıyor mu" diye, kimse saymadı. Ben de saymadım. Şimdi düşününce... biraz içim sıkışıyor. Annem 1998'de gitti, ben İstanbul'daydım, yanında olamadım son yıllarda. O da benim gibi, hep evde, hep çocuklar için, hep herkes için — ama "çalışmak" mı, değil mi, bilmiyorum, kimse öyle sormadı.

Dindar

[Bağlam: Köyde biri, belki Süleyman ya da bir komşu böyle bir şey sorduysa] Annem çalıştı, bütün ömrü boyunca çalıştı. Tarlada, evde, her yerde. Kadın çalışmaz mı? Çalışır — ama evinin içinde, ailesinin için. Başka türlüsünü bilmiyorum, başka türlüsüne de ihtiyaç duymadık.

▸ aklından neler geçti?

Annem... Allah rahmet eylesin, 2000'de gitti. Ne çalışması? Annem ömrü boyunca tarlada, bahçede, evin içinde çalıştı — ama o bunu "çalışmak" diye saymadı, biz de saymadık. Sabah ezandan önce kalkardı, gece en son o yatardı. Babam tarla işini görürdü, annem evi görürdü — bu böyleydi, başka türlü düşünmedik. Şimdi burada oturup "annen çalışmalı mıydı, çalışmamalı mıydı" diye soran kim? Köyde ne işe yarardı bu soru? Zaten herkes çalışırdı, kadın erkek ayrı değildi bu meselede — sadece yerleri ayrıydı. Benim annem de öyle yaptı, Hadiye de öyle yaptı, Sevim de... Sevim şimdi biraz farklı, Süleyman'ın çocuklarını okula götürüyor, bazen Mardin'e iniyor — ben karışmıyorum, Süleyman'ın işi o.

Geleneksel

[Düriye'ye telefonda, ya da Maltepe'de Hıdır'ın evinde akşam çayında] Kızım, annem için "çalışma" diye bir şey sayılmadı hiç, ama o kadar ağır iş yaptı ki... Tarla, ev, çocuk, bir de üstüne o 1937 yükünü taşıdı içinde yıllarca. Ben de aynısını yaptım, farkı yok. Bağ-Kur'um var benim, o kadar — annemin hiçbir şeyi yoktu.

▸ aklından neler geçti?

Annemin çalışması mı... Annem ev kadınıydı, tarlada çalıştı, hayvanları baktı, bizi büyüttü — ama "çalışma" diye bir şey sayıldı mı hiç? Bağ-Kur'u ben yaptım kendime, annem için böyle bir şey yoktu zaten. Şimdi bu soru bana gelince içimde bir şey sıkışıyor — hangi annem? Hangi çalışması? Yoksa benim çalışmamı mı soruyor bu? Yanlış anladım galiba soruyu. Ama annem deyince aklıma hep o kış gecesi geliyor, 1937'yi anlatırken elleri titriyordu, o da bir iş değil miydi — o anlatmak, o taşımak? Bütün ömrü boyunca taşıdı o yükü, hiç kimse ona "sen çalıştın" demedi.

Geleneksel

[Bağlam: soruyu soran kişiye, hafif şaşkınlıkla] Annemin çalışması hakkında ne düşüneyim ki — o ben doğmadan önce de çalışıyordu, ben doğduktan sonra da çalıştı, emekli olana kadar. Tekstil fabrikasında yıllarca ayakta durdu. Onun kararı, onun emeği. Benim onaylayacak ya da eleştirecek bir yerim yok bu konuda. Soru biraz garip geldi açıkçası, ne sormak istediğinizi tam anlamadım.

▸ aklından neler geçti?

Annem mi... Hatice hanım tekstil işçisiydi, Sivas'tan 14 yaşında geldi İstanbul'a, fabrikada çalıştı, emekli oldu. Düşünmek için ne var ki burada? Ama soru biraz garip geliyor — "annenin çalışması hakkında ne düşünüyorsunuz" diye kim sorar bana? Sanki 1985'te bir anket dolduruyor gibiyim. Annemi çalıştırdık mı, çalışmasına izin verdik mi gibi bir şey mi soruluyor? Yoksa ben mi çalıştırdım onu? Hayır, o kendi hayatını kendi kurdu, ben doğmadan önce fabrikadaydı zaten. Benim "düşünmem" gereken bir şey değil bu, onun hayatı. Biraz tuhaf bir soru açıkçası.

Modernler

[Bağlam: annem Süheyla ile akşam çay içerken, ya da Defne "büyükannen ne yapardı" diye sorunca] "Annen 32 yıl ODTÜ kütüphanesinde çalıştı, Defne — hem seni hem beni hem de bu evi ayakta tutan şeyin bir parçası o. Çalışan bir kadın olmak ne demek, bunu bana ilk öğreten o oldu, söylemeden."

▸ aklından neler geçti?

Soru biraz muğlak aslında — "annenin çalışması" derken ne kastediliyor tam olarak? Süheyla'nın ODTÜ kütüphaneciliğini mi, yoksa emekliliğini mi? Emekli oldu zaten, 32 yıl çalıştı. Ama ben ne düşünüyorum onun çalışması hakkında... Şunu düşünüyorum: annem çalışmasaydı ben ne olurdum? Hacettepe'yi, o ilk yılları, benim kendi ayaklarımın üstünde durabilmemi — bunların hepsinin altında annemin "ben de çalışıyorum, ben de kazanıyorum" tutumu var. Bana hiç "evde otur, koca baksın" demedi, zaten böyle bir şey düşünemezdi. ODTÜ kütüphanesi, o ortam, o insanlar — beni de şekillendirdi dolaylı yoldan. Şimdi ben de aynı şeyi yapıyorum, tek başıma iki çocukla. Annemin çalışmış olması benim için bir şablondu, farkında bile olmadan.

Modernler

[Kahvehanede, konuya dönmeden, kısa] Annem ev kadınıydı, Allah rahmet eylesin. Antakya'dan gelin geldi, dört çocuk büyüttü. Hatay kadını öyle — evin içi tamam, dışı tamam, ama kimse "çalışıyor" demez. Biz de demedik. Hakkını veremedik belki, Allah affetsin.

▸ aklından neler geçti?

Annem 2017'de gitti, Allah rahmet eylesin. Soru biraz tuhaf geldi — "annenin çalışması" ne demek? Annem hiç fabrikada çalışmadı, ev kadınıydı. Antakya'dan gelin geldi, biz çocukları büyüttü, babamın yanında durdu, o kadar. Ama bir yandan... aslında çalıştı tabii, sadece para almadı. Sabah ekmek, akşam yemek, çocuklar, misafir, bahçe — bunlar iş değil mi? Babam da saymıyordu, ben de o zamanlar saymıyordum açıkçası. Şimdi Hatice'ye bakıyorum, fabrika defterlerini o tutuyor, zeytin mevsiminde yanımda o — ama "Hatice çalışıyor" demiyorum kimseye, "yardım ediyor" diyorum. Bu biraz... bilmiyorum, garip bir şey.

Geleneksel
kapalı

[Bağlam: Zeynep ya da Mehmet sorsa, ya da komşu Sürmeli-teyze sorsa] "Yavrum, Hatice-teyzenin evi yakın, üç gün gidiyorum, ne olacak. Babanın işi şu sıralar az, biz de elimizi taşın altına koyuyoruz. Ayıp mı bu? Değil. Çalışmak ayıp değil, elhamdülillah sağlığım var, gücüm var."

▸ aklından neler geçti?

Kim soruyor bunu şimdi? "Annenin çalışması" derken ne demek istiyor? Hatice-teyzenin evini temizliyorum, bunu herkes biliyor zaten mahallede, saklamıyorum da — ama "annenin çalışması hakkında ne düşünüyorsunuz" diye sorulunca içimde bir şey gerildi. Sanki sorgulanıyormuşum gibi. Süleyman'ın işi düştü, ben çıktım çalışmaya, ne yapayım? Çocuklar okusun, ev geçsin, borç ödenesin... Ama bir yandan da şunu düşünmeden edemiyorum: Ramazan altı yaşında, anaokula yeni başladı, ben sabah onu bırakıyorum okula, öğleden sonra Hatice-teyzenin evindeyim. Küçük çocuğun annesini istemesi lazım yanında. Bunu kimseye söylemiyorum ama içimde bir sızı var. Hem "mecburum" diyorum hem "keşke mecbur olmasaydım" diyorum, ikisi aynı anda.

Dindar

[Kahvedeki bir tanıdık "annen çalışıyor mu" diye sorarsa, kısa geçiştiririm] "Yok gardaş, annem evde, çoluk çocuğa bakıyor, bize yardımı dokunuyor zaten." Başka bir şey söylemem. Aile meselesi, dışarıya açmam.

▸ aklından neler geçti?

Annem mi çalışıyor? Yani annem zaten "çalışıyor" — sabahtan akşama ev, bahçe, bize yemek, Sema'yı okula götür-getir, Hatice'ye bak... Bunu çalışmak saymayan var mı bilmiyorum. Ama soru galiba "dışarıda iş tutsa ne düşünürsün" diye soruyor olabilir. Baba emekli, emekli maaşı ne kadar ki — 8-9 bin belki, geçinemiyor. Annem bir şey kazansa fena olmaz aslında, ama ne yapacak ki 56'sında, okul yok, iş yok... Hem baba ne der? Baba "gerek yok" der, ama içten içe bence o da bilir gerek var. Ben de bir şey demem, benim haddime mi?

Geleneksel
kapalı

[Bağlam: soruyu soran kişiye, yüz yüze, biraz şaşkın bir sesle] Annem... annem vefat etti kardeşim, 2018'de Halep'te. Ben yanında olamadım. Siz Aisha'yı mı sordunuz yoksa? Yanlış anladım galiba. Aisha'nın işini soracaksanız, o ayrı konuşalım.

▸ aklından neler geçti?

Annem mi... Annem Halep'te kaldı, ben buraya geldim. Yani "annemin çalışması" diye bir şey yok benim için, annem 2018'de vefat etti Halep'te, ben yanında değildim. Bu soru bana tuhaf geldi şimdi. Belki Aisha'nın çalışmasını mı sordular, yanlış anladım. Aisha'nın dikişini, örgüsünü mı kastettiler? O başka mesele. Ama annem... annem hiç "çalıştı" demezdik zaten, o ev işiydi, çocuk büyütmekti, yemek pişirmekti — biz buna iş demezdik, ama iş tabii ki. Şimdi düşününce, annem bütün ömrü boyunca çalıştı, sadece para almadı.

Geleneksel
kapalı

[Selim'e, akşam çocuklar uyuduktan sonra, alçak sesle] "Selim, annem bazen 'ben de bir şeyler yapabilsem' diyor ya, bilmiyorum... Hatice hala'nın atölyesinde yer var aslında, ama babam nasıl karşılar bilmiyorum. Sence söylesek mi bir ara?"

▸ aklından neler geçti?

Annem mi çalışsın... yani ne demek bu soru tam olarak? Annem zaten çalışıyor sayılır, ev işi yapıyor, Mehmet'e bakıyor bana yardım ediyor, bazen benim dikişlerime de el atıyor. Ama "iş" diye soruyorlarsa, para kazanacak bir iş... bilmiyorum, baba ne der? Baba emekli, evde oturuyor, annem dışarı çıkıp bir yerde çalışsa... onun yaşında, bu mahallede, ne diyecekler komşular? Ama bir yandan da ben çalışıyorum, Hatice hala'nın atölyesine gidiyorum, kimse bir şey demedi. Belki benim için de "ne diyecekler" diye düşünüyorlar ama söylemiyorlar. Annem 51, yorgun zaten, bel ağrısı var, ne iş yapacak ki... ama para sıkıntısı var, biz de zor durumda, onlar da. Bazen "keşke annem de bir şeyler kazansa" diye geçiyor içimden ama sonra hemen "yok yok, baba kırılır" diyorum kendi kendime.

Dindar

[Bağlam: Esra'ya, akşam yemek sonrası, konuşma açılırsa] "Senin çalışman benim için çok önemli, bunu biliyorsun — hem ekonomik olarak hem de sen kendin için. Ama bazen sana yeterince yardım edemediğimi hissediyorum, bunu da bilmeni istiyorum."

▸ aklından neler geçti?

Annem mi, Saadet mi? Saadet hiç çalışmadı zaten — ev kadını, bütün hayatı boyunca. Baba PTT'deydi, o evdeydi. Şimdi 65 yaşında emekli sayılır mı bilemiyorum, ama çalışmak ne demek zaten? Doruk'u haftada iki gün alıyor, bize yemek getiriyor, benim için de bir şeyler yapıyor — bunlar iş değil mi? Belki soru Esra'nın annesi Nermin için mi? Ama o da benzer. Yoksa genel olarak "annenin çalışması" mı? Yani kadının çalışması mı soruluyor? O zaman cevabım net: Esra çalışıyor, iyi ki çalışıyor, hem maddi hem... başka türlü nasıl yaşardık? Hem Esra'nın kendisi için çalışması lazım, bu onun şeyi. Ama bazen içimden geçiyor — Esra sabah 7:45'te çıkıyor, ben masada oturuyorum, Doruk'u anneanne alıyor, akşam Esra gelince yorgun... ev işlerinin büyük kısmı ona kalıyor. Benim bedensel kısıtım var, bazı şeyleri yapamıyorum. Bu beni hâlâ rahatsız ediyor bazen. Söylemiyorum ama.