soru · 2026-04-29

Yan komşunuz farklı mezhepten olsa rahatsız olur musunuz?

70 cevap·2.3 dk·$1.22

Komşunun Mezhebi: "Hayır" Diyenlerin İçindeki "Ama"

70 kurgusal kişiye soruldu · 29 Nisan 2026

Bir cümle özet

70 kişinin 60'ı "rahatsız olmam" dedi — ama bu cevabın neredeyse tamamı bir "ama" ile birlikte geldi.

---

Genel kanaat

Bu 70 kişiye "yan komşunuz farklı mezhepten olsa rahatsız olur musunuz?" diye soruldu. 60'ı hayır dedi, yani %86. Kulağa net görünüyor. Ama cevapları okuyunca o netlik hemen dağılıyor. Çünkü "hayır" diyenlerin büyük çoğunluğu hemen ardından duraksadı, geri döndü, kendi cevabını sorguladı. "Hayır ama içimde bir şey var" kalıbı tekrar tekrar çıktı.

7 kişi açıkça "evet, rahatsız olurum" dedi. 7 kişi daha doğrudan cevap vermekten kaçındı. Ama asıl ilginç olan şu: "hayır" diyenlerin büyük kısmı da aslında tam bir "hayır" söylemedi. Yusuf Emre (p_013, Kayserili tekstil yöneticisi) bunu şöyle koydu: "O ilk refleks benden değil, evden geliyor." Naciye (p_017, Erzurumlu emekli) "komşuluk ayrı, dini mesele ayrı" dedi ama hemen ardından "perşembe Mukabele'ye gelir mi" diye sordu kendine.

51 kişi cevabını dini bir çerçeveden kurdu, 53 kişi aile baskısını ya da aile sesini bir şekilde devreye soktu. Bu iki sayı, "mezhep" sorusunun aslında ne kadar iç içe geçmiş bir şey olduğunu gösteriyor.

---

Ne ortak, ne ayrışan

### "Hayır" derken içinden "ama" geçmek

En yaygın örüntü buydu. Kişi önce "ne fark eder ki" dedi, sonra durdu, sonra kendini düzeltti. Şükriye (p_025, İzmirli çiçekçi) bunu en sade biçimde söyledi: "Bize de 'Çingenelere dikkat et' diyorlar, aynı şey bu, tam aynı şey." Ama bu farkındalık bile o ilk "kıpırdamayı" silmedi. Hüseyin (p_046, Salihli saatçisi) şunu söyledi: "Kafamda bir kıpırdama olur belki, ama kapıyı açık tutarım." Cemal (p_049, Oflu öğretmen) daha doğrudan koydu: "İlk saniyede bir 'eh' geçiyor içimden, ama üç dakika sonra 'ne saçmalıyorsun Cemal' diyorum. İkisi de ben."

### Annenin sesi, babanın sesi

53 kişi aile çerçevesini devreye soktu. Ama bu çoğunlukla "ailem böyle düşünüyor, ben değil" biçiminde geldi. Tarık (p_053, Ankaralı vergi müfettişi) şunu söyledi: "Annem 'iyi insanlardır ama...' diye başlayan o cümleyi kurar muhtemelen. Ben o cümleyi kurmam, ama annemin sesini duyuyorum kafamda." Şervan (p_016, Diyarbakırlı genç) de benzer bir şey söyledi: "İlk düşüncem 'sorun çıkar mı' değil, 'annem ne der' oluyor." Bu ses — aileden gelen, tam silinemeyen ses — 70 kişinin büyük bölümünde bir şekilde vardı.

### Kendi tarihini taşıyanlar

Bazı kişiler için bu soru soyut değildi. Erkan (p_064, Bomonti'de Alevi yazılım mühendisi) şunu söyledi: "Rahatsız olmam. Ama bir yerde, çok derinlerde, 'bu adam 2 Temmuz'da ne düşünüyor acaba' sorusu geçiyor kafamdan." Sabriye (p_063, Tunceli'li Alevi-Kızılbaş köylü kadın) soruyu tersine çevirdi: "Bize yapılanı biz yapmak olur, bunu yapamam." Hayat (p_029, Antakyalı Nusayri öğretmen) ise şunu fark etti: "Asıl 'rahatsız olan' tarafın biz olduğumuzu biliyor muyum, bilmiyor muyum." Bu kişiler için "mezhep komşuluğu" sorusu, kendi hayatlarında zaten yaşanmış bir şeydi.

### Şehir, kasaba, köy ayrımı

Cevaplar arasında en belirgin çizgilerden biri buydu. Büyük şehirlerde yaşayanların önemli bir kısmı "komşumun mezhebini zaten bilmiyorum ki" dedi. Engin (p_059, Ankara'lı emekli profesör) şunu söyledi: "Bahçelievler'de komşularım kim? Emekli öğretmen, mühendis, avukat — kimsenin mezhebini bilmiyorum." Buna karşın köyde ya da küçük kasabada büyüyenler farklı bir yerden konuştu. Furkan (p_045, Niksar'lı genç köylü) şunu söyledi: "Köyde zaten Alevi yok, hep Sünni'yiz, o yüzden bu soruyu kafamda tam oturtamıyorum." Hatice (p_058, Yozgatlı köylü kadın) ise daha doğrudan koydu: "Yabancı gibi hissederim biraz, ne yalan söyleyeyim." Kasabada ya da köyde büyüyüp büyük şehre göç etmiş olanlar ise ikisi arasında bir yerde durdu.

### "Bize de öyle dediler" farkındalığı

70 kişi arasında dikkat çekici bir örüntü daha vardı: kendi kimliği nedeniyle dışlanma ya da "öteki" sayılma deneyimi yaşamış olanlar, bu soruya çok daha hızlı "hayır" dedi — ve bu "hayır" daha az çelişki taşıdı. Sabiha (p_009, Boşnak mübadil torunu) şunu söyledi: "Ben de muhacir torunuyum, bize de 'siz farklısınız' dediler, ne kadar sevmedik bunu." Latif (p_026, Ahıskalı mobilyacı) benzer bir şey kurdu: "Biz Ahıskalılar Sovyet'ten geldik, bizim de 'doğru Müslüman değil' diyenler oldu." Sevda (p_027, Pomak hemşire) de aynı yerden konuştu. Bu kişilerde "hayır" cevabı daha az performatif, daha çok deneyimden gelen bir şeydi.

---

Yöntem notu

Bu 70 kişi gerçek değil — kurgusal. Ama rastgele değil; yaş, şehir, köken, meslek ve hayat deneyimi açısından çeşitlendirilmiş bir tasarım içinde üretildiler. Bu bir anket değil, bir düşünme aracı. Aynı soru aynı 70 kişiye yeniden sorulsa, cevaplar farklı çıkabilir. Buradaki örüntüler Türkiye toplumu hakkında istatistiksel bir iddia taşımıyor — ama tanıdık gelen bir şeyler varsa, o tanıdıklık belki bir şey söylüyordur.

▸ veri sayımı (kelime-eşleşme)

Cevaplarda hangi konu/söz-kalıbı kaç personada geçti — ham kelime-eşleştirmesi. Yorumlama değil; sayısal arka-plan.

olmaz/değil dedi60/70
aile/akraba bağlamı53/70
dini söz/çerçeve51/70
geçim/ay-sonu41/70
economic_frame41/70
kamuya açık paylaşmam18/70
asker/savaş çerçevesi11/70
kayın/namus baskısı10/70
olur/evet dedi7/70
kararsız / 'kim bilir'7/70
politik söylem6/70
aile-için-koruma5/70
kuşak-aktarımı2/70
cinsiyet/erkeklik-kadınlık1/70
küme
modernler: 24
dindar-muhafazakarlar: 17
geleneksel-muhafazakarlar: 29
mahremiyet
yari-acik: 48
kapali: 21
acik: 1

Bu rapor 70 kurgusal kişinin bu soruya verdiği cevapların bir okumasıdır. Anket değil; gerçek-dünya iddiası içermez. Aynı set yeniden sorulsa farklı bir okuma çıkar.

cevaplar

70

[İş arkadaşına, öğle arası sohbetinde] "Yok canım, ne farkeder? Komşu komşudur. Asıl önemli olan adam gibi biri olması, saygılı olması. Bunun mezheple ne alakası var?"

▸ aklından neler geçti?

Mezhebi ne olursa olsun, komşu komşudur, bunun ne önemi var ki... ama dur, dürüst olayım kendime karşı. Alevi olsa mesela, gerçekten hiç fark etmez mi? Herhalde etmez, yani pratikte ne değişir ki? Ama Şii olsa, İranlı falan değil de Türkiyeli Şii, bir şey hisseder miydim içimde, bilmiyorum. Belki küçük bir "hmm" geçerdi aklımdan, sonra geçerdi. Asıl mesele mezhebi değil, nasıl biri olduğu — gürültücü mü, kapı önünü temiz tutuyor mu, selam veriyor mu. Amcam meselesi de var tabii kafanın bir yerinde — ailenin başına gelenleri düşününce bütün bu "biz ve onlar" kutulamaları bana çok boş geliyor artık, gerçekten. Ama tamamen sıfır tepki veririm demek de dürüst olmaz, bir şeyler var içimde, ne olduğunu tam bilmiyorum.

Modernler
kapalı

[Tefsir grubundan bir arkadaşa ya da hemşehri kadınlardan birine sorulsa] "Yani komşuluk ayrı bir şey, birlikte yaşıyoruz, geçiniyoruz. İnancı benim işim değil. Zaten kapı komşusuyla ibadet etmiyorsun ki, alışveriş ediyorsun, selam veriyorsun." — Ama bu kadar söyler, derine gitmem. Hafize Hanım'ın yanındaysam muhtemelen konuyu değiştiririm.

▸ aklından neler geçti?

Alevi mi acaba, yoksa Şii mi kastediyor bu soruyu soran... Alevi olsa ne olur ki, zaten Bahçelievler'de Alevi komşularım olmuştur, bir şey yaşamadım. Ama içimde bir yerde hâlâ o "acaba nasıl biri" sorusu var, inkâr etmeyeyim. Tefsir grubundaki Hafize Hanım'ın "onlarla bir arada olmak zordur" dediği vardı, ben o an susmuştum — hem katılmak istemedim hem de itiraz edemedim. Doğrusu şu: komşuluk başka bir şey, inanç başka. Kapı komşusunun namazını, orucunu, alışkanlığını sormam zaten. Ama bir yerde "biz" ve "onlar" diye bir çizgi var içimde, bunu da görmezden gelemiyorum.

Dindar

[Bağlam: kahvaltı grubundan birine, Cihangir'deki hafta sonu buluşmasında] Hayır, neden rahatsız olayım? Komşudan beklentim şu: kapıyı gürültüyle çarpmasın, ortak alanı kirletmesin, selamı güzel versin — bu kadar. Camisine hangi imamla gittiği ya da gitmeye gidip gitmediği beni ilgilendirmiyor. Zaten bu tür ayrımları önemseyen zihniyetle yetmişe yakın yıl uğraştım, artık yoruldum.

▸ aklından neler geçti?

Soru biraz tuhaf geliyor aslında — "farklı mezhep" derken ne kastediyorlar, Alevi mi, Şafi mi, Hristiyan mı? Yani bu soruyu kim soruyor, neden soruyor diye de düşünmeden edemiyorum. Ben zaten dini pratikle pek işim yok, komşumun namaz kılıp kılmadığı ya da hangi mezhepten olduğu beni ilgilendirmiyor ki — bu benim için gerçekten önemli değil, performatif bir "hepimiz kardeşiz" lafı da değil bu. Ama şunu da dürüstçe söyleyeyim kendi kendime: Cihangir'de otuz beş yıldır yaşıyorum, burada zaten her türlü insan var, birbirimize karışmadan ama yine de bir arada, bu bana yeterli geliyor. Yine de şunu da fark ediyorum — "rahatsız olmam" derken bunu biraz da ayrıcalıklı bir konumdan söylüyorum; benim için önemli olmayan şeyler başkaları için çok önemli olabiliyor, bunu küçümsememek lazım.

Modernler
kapalı

[arkadaşa, muhabbet sırasında] Yok be, neden rahatsız olayım? Komşu komşudur, inancı değil davranışı önemli. Bana saygılı, ortak alanı temiz tutuyorsa başka ne isteyeyim.

▸ aklından neler geçti?

Yani... Alevi komşu mu, Şafi komşu mu, ne demek istiyorlar tam olarak? Biz zaten Kırmancî'yiz, ailem Sünni ama Esenyurt'ta her türlü insan var, Alevi de Şafi de Hristiyan da. Komşunun mezhebi beni neden rahatsız etsin ki? Asıl mesele gece 2'de müzik açıp açmadığı, ortak alanı kirletip kirletmediği. Ama bir yandan... annem Alevi komşudan biraz mesafeli durur bazen, söylemez ama hissediyorum. Ben öyle değilim, en azından öyle olmak istemiyorum. Zaten dini pratik açısından ben neredeyim ki — cuma namazı kılmıyorum, oruç tutmuyorum düzenli, kimin mezhebinden rahatsız olacağım.

Modernler

[Bir arkadaşla ya da eşimle, casual sohbette] Hayır rahatsız olmam, neden olayım? Komşunun mezhebi beni ilgilendirmiyor. Önemli olan gürültü çıkarmaması, ortak alanları kirletmemesi — bunlar dışında kim ne inanırsa inansın, benim işim değil.

▸ aklından neler geçti?

Mezhebi ne ki? Alevi mi, Şafi mi, ne? Benim zaten böyle bir kategorim yok günlük hayatımda — komşunun Alevi ya da Sünni olduğunu genelde bilmiyorum bile, bilmek de istemiyorum açıkçası. Beşiktaş'ta on yıldır yaşıyorum, komşularımın çoğunun ne olduğunu bilmiyorum, öğrenmek için de hiç çaba harcamadım. Ama şunu da dürüstçe kabul etmeliyim: eğer komşu çok dindar biri olsaydı — mezhepten bağımsız — o zaman belki hafif bir "acaba" hissi olurdu içimde. Mezheple değil, yoğun dini pratikle ilgili bir şey bu, kendimle çelişiyorum biraz. Sonuçta ben de onun gözünde "dindar olmayan komşu"yum, o da benden rahatsız olabilir teorik olarak.

Modernler
kapalı

[Kahvedeki tanıdık birine, soru öyle bir bağlamda çıksa] "Yok canım, hiç öyle düşünmüyorum. Komşu komşudur, inancı beni ilgilendirmez. Yeter ki saygı olsun, o kadar."

▸ aklından neler geçti?

Mezhebi? Hangi mezhep? Sünni mi, Alevi mi, Hristiyan mı, ne? Zaten ben hiçbir şeye inanmıyorum, komşumun inancı beni neden rahatsız etsin ki... Ama bir saniye, dürüst olayım — eğer komşum çok yoğun bir dindar hayat yaşıyorsa, sabahları ezan sesiyle değil de başka bir şeyle kalkıyorsa, ya da kapı önünde bir şeyler yapıyorsa, bundan bir tedirginlik hisseder miyim? Belki hafif bir şey, ama bu mezhepten değil, yoğun dindarlıktan gelir — ve bu benim kendi önyargım, kabul. Cihangir'de zaten her türlü insan var, Rum'u var, Ermeni'si var, bilmem ne'si var, bu soruyu sormak bile biraz garip geliyor aslında. Asıl mesele komşunun gürültüsü mü, yoksa mezhep mi — mezhep hiç aklıma gelmezdi doğrusu.

Modernler
kapalı

[Bağlam: arkadaşla muhabbet, belki Discord'da ya da bir yerde oturmuşken] "Yok ya, neden rahatsız olayım? Zaten kim neye inanıyor umurumda değil, komşuluk başka şey. Gürültü yapmasa, ortak alanlara saygı gösterse tamam benim için."

▸ aklından neler geçti?

Mezhep... yani Alevi mi, Sünni mi, ne demek istiyorlar? Zaten ben hiçbirini pratik etmiyorum, komşunun da etmesini beklediğim yok. Etiler'de zaten kimse kimseyle o kadar içli dışlı değil, kapıda selam verirsin geçersin. Ama şöyle bir şey var — içimde dürüst olayım — mesela birisi çok yoğun dindar olsa, sabah ezanla kalkar namaz kılar, tamam bu onun işi, ama bir de bunu bana taşımaya çalışırsa o zaman rahatsız olurum. Mezhep farkından değil ama, o "taşıma" kısmından. Yoksa Alevi komşu mu, Sünni komşu mu — cidden mi, ne fark eder ki? Asıl mesele gece 2'de yüksek sesle müzik çalıp çalmadığı.

Modernler
kapalı

[Çamlıca'daki çay-tavla grubundan biri sorduysa, ya da Kafkas Derneği'nde konu açıldıysa] "Yok canım, ne rahatsızlığı. Komşu komşudur, namazını kılar mı kılmaz mı, hangi camiye gider, benim işim değil. Biz Eskişehir'de otuz yıldır her türlü insanla yan yana yaşadık, bir sorun çıkmadı. Asıl mesele insan olup olmadığı."

▸ aklından neler geçti?

Mezhebi ne olursa olsun, komşu komşudur. Ama şimdi dürüst olayım kendi kendime — Alevi komşu olsa ne olur, mesela? Rahatsız olmam, olmam ama... bir şey var, nasıl desem, o ilk tanışma döneminde biraz daha dikkatli olurum galiba. Neden? Bilmiyorum. Belki de o 9 günden kalma bir şey. Orada "sen kimsin, ne taraftansın" sorusu o kadar içine işledi ki, insan farkında olmadan her yeni yüze bir kutu yapıştırıyor. Sonra zaten geçer, komşuluk alışkanlığı her şeyi düzeltir. Ama ilk an için yalan söylemeyeyim kendime — bir miktar tartar gibi bakıyorum. Bunu hiç sevmiyorum kendimde.

Geleneksel

[Komşu kadınlarla sohbet ederken, ya da Kuran kursu halkasında konu açılsa] "Bak canım, komşu komşudur, mezhep ayrı olsa da kapı komşusu kapı komşusudur. Selam veririz, tatlı götürürüz, darda kalsa yardım ederiz — bu değişmez. Allah herkesi yarattı, hesabını da O sorar, bize ne düşer ki."

▸ aklından neler geçti?

Mezhebi ne olursa olsun, komşu komşudur be... Ama şimdi dürüst olayım kendi kendime — Alevi olsa ne hissederim? Yani... rahatsız olmam diyorum ama içimde bir şey var, "acaba nasıl biri çıkar" diye. Annem hep "onlar farklı ibadet eder" derdi, kötü bir şey demezdi ama o "farklı" kelimesi hep kafamda kaldı. Şimdi mesela Şii olsa, İranlı gibi — orada biraz daha mı geririm? Belki. Ama bunu düşünmek bile biraz... ayıp gibi geliyor. Çünkü ben de muhacir torunuyum, bize de "siz farklısınız" dediler, ne kadar sevmedik bunu. Yani komşuluğu bozmam, emin olun, ama içimde tam "hiç fark etmez" de diyemiyorum.

Geleneksel

[Kahvede ya da cuma sonrası birileri sorarsa] "Yahu komşu komşudur, insan insan. Kapı komşusu olur, elinden bir şey gelir, seninle dertleşir — ne mezhebi ne milleti. Bizim Rotterdam'da her milletten komşumuz vardı, geçindik. Önemli olan geçim, saygı."

▸ aklından neler geçti?

Alevi mi diyecek, ne diyecek... Aklıma hep o geliyor ilk önce. Yani Çömlekçi'de Alevi komşum olmadı hiç, bilmiyorum nasıl bir şey olur. Ama şöyle düşünüyorum — adam namazını kılıyor mu kılmıyor mu, benim işim değil, kapı komşusu bu. Asıl mesele insan mı, değil mi? Gürültü yapıyor mu, çöpünü bırakıyor mu yere, selam veriyor mu sabah? Onlar önemli. Ama yine de... içimde bir şey var, inkâr edemem. Yabancılık gibi bir şey. Cuma sohbetinde "Aleviler şöyle böyle" diyenler oluyor, o laflar bir yerde yapışıyor insana istemeden de. Rotterdam'dayken Hollandalı komşularım vardı, daha mı garip geldi? Hayır. O zaman neden bu daha zor geliyor? Bunu kendime sorunca cevabı yok.

Geleneksel

[Bağlam: Kahvede hemşehri arkadaşa, rahat bir ortamda] Yahu komşu komşudur, inancı ne olursa olsun — kapı komşusunun namazı beni ilgilendirmez, benim namazım onu ilgilendirmez. Saygılı, dürüst, gürültü çıkarmayan biri mi? Başka ne lazım. Gerisi laf-ı güzaf.

▸ aklından neler geçti?

Alevi mi, Şii mi, ne? Yani Alevi olsa... açıkçası ilk aklıma gelen "ee, ne fark eder, komşu komşudur" oluyor ama tam da öyle mi düşünüyorum? Bilmiyorum. Reyhanlı'da büyüdüm, orada Arap Alevi köyleri vardı, babam onlarla alışveriş yapardı, sorun yoktu. Ama mesela çocuklar birbirine karışır mı, kız-erkek meselesi çıkar mı, düğünde içki olur mu — bunlar kafanın bir köşesinde dolaşıyor. Şii olsa daha mı rahatsız olurdum? Herhalde daha az tanıdık gelirdi, Halep'te Şii mahallelerinden geçerdim, yabancı değil ama... Yani asıl mesele mezhep değil de nasıl bir adam olduğu. Ama yalan söylemeyeyim, tamamen "fark etmez" de diyemiyorum kendi içimde.

Dindar
kapalı

[Bağlam: komşu kadınlar arasında çay sohbetinde, biri bu soruyu açarsa] "Yani... Allah herkese kendi yolunu gösterir, ne diyeyim. Komşu komşudur, kapı komşusu olmak ayrı şey." — Sonra konuyu değiştiririm, "çayı koyayım mı bir daha" derim. İçimdekileri söylemem. Hem ne diyeceğimi tam bilmiyorum ki.

▸ aklından neler geçti?

Mezhebi ne ki... Alevi mi, Şii mi? Alevi olsa... içimden bir şey kıpırdıyor, yalan söylemeyeyim kendime. Ama neden? Biz Suriye'den kaçarken kim baktı mezhebimize? Kilis'te çadırda yanımızdaki adam Kürt'tü, Hristiyan bile vardı, kimse sormadı. Şimdi ben mi soracağım komşunun mezhebini? Öte yandan... bilmiyorum, çocuklar büyüyor, kız çocuğum var, komşuyla içli dışlı olunuyor, ne bileyim, insan düşünüyor. Ama sonra kendi kendime utanıyorum bu düşünceden. Kayınbabam yolda öldü, biz de kaçak gibi girdik bu ülkeye — o gün bize "siz Sünni misiniz, Alevi misiniz" diyen olmadı.

Geleneksel

[Bağlam: iş arkadaşıyla ya da MÜSİAD'daki biriyle sohbet ederken konu açılsa] "Yok canım, ne rahatsızlığı — komşu komşudur, kapı komşusu akrabadan yakındır derler. Benim için önemli olan adam dürüst mü, saygılı mı, çocukları gürültü yapıyor mu yapmıyor mu. Geri kalanı Allah'a kalmış." — Ve orada bırakırım, derine gitmem.

▸ aklından neler geçti?

Alevi mi acaba, yoksa Şafi mi... ikisi çok farklı şey aslında. Şafi olsa hiç sorun yok, zaten Kayseri'de çok var, akrabalarımızın bir kısmı bile öyle. Alevi olsa... dürüst olayım kendime, biraz daha düşünürüm. Neden düşünürüm ki? Günlük hayatta ne farkeder komşunun mezhebinden? Ama içimde bir şey var, inkâr etmeyeyim — annem "kız vermeyiz, erkek almayız" derdi, o ses hâlâ bir yerde duruyor. Sonra kendi kendime "saçmalama Yusuf, adam komşun, ne iş yapıyor, nasıl biri, o önemli" diyorum. Ama o ilk refleks... o refleks benden değil, evden geliyor, farkındayım.

Dindar
kapalı

[Bir tanıdıkla, mesela iş arkadaşıyla sohbet ortamında] Yok canım, niye rahatsız olayım. Ben zaten burada hep farklı insanlarla yan yana yaşadım, Mardin'de büyüdüm, karışık bir şehir burası. Komşu iyi insan mı, saygılı mı — o önemli benim için, başka bir şey değil.

▸ aklından neler geçti?

Bu soru bana biraz garip geliyor açıkçası. Ben zaten azınlık sayılırım burada — Süryani, Ortodoks, ne bileyim komşularımın çoğu Sünni Müslüman, şimdiye kadar bir şey olmadı. Yani "farklı mezhep" derken ne kastediyorlar, Alevi mi, Şii mi, yoksa benim gibi Hristiyan mı? Ama asıl mesele şu: ben komşudan rahatsız olur muyum diye soruyorlar, benden rahatsız olup olmadığını kimse sormadı hiç. Yenişehir'de oturuyorum, kapı komşum Sünni, altımda Kürt bir aile var, birbirimizle gayet iyi geçiniyoruz — mezhep hiç gündem olmadı. Ama şunu da biliyorum, benim kimliğim "görünmez" kaldığı sürece sorun yok; bir gün Süryani olduğum çok belirginleşse, Noel'de çam ağacı koysan balkona... ne olur, bilmiyorum. Yani rahatsızlık benden mi gelecek, karşıdan mı — o kısmı hiç düşünmemişim bu soruyu okuyunca.

Modernler

[bağlam: arkadaşa, kampüste, rahat bir sohbet ortamında] "Yok canım, komşu olmasından rahatsız olmam tabii. Adam adam işte, kim olduğu önemli, ne mezhebi olduğu değil." — Bunu söylerim ve yanlış da değil aslında, gerçekten inanıyorum buna. Ama o küçük gerilimi, "ne kadar yakın" sorusunu söylemem. Onu içimde tutarım.

▸ aklından neler geçti?

Valla bu soruyu duyunca içimde bir şey gerildi hemen. Sünni komşu olsa ne olur ki — zaten öğrenci evinde kim kimin ne olduğunu biliyor ki? Ama sonra kendi kendime düşündüm, Maraş'ı düşündüm, büyük amcayı düşündüm, hiç adını koymadan bildiğimiz o şeyi düşündüm. Rahatsız olmam mı? Hayır, olmam. Ama içimde bir şey var, küçük bir şey, "ne kadar yakın olacaksın" diyen bir şey. Utanıyorum biraz bundan aslında çünkü ben tam da bu ayrımın kurbanı olan bir aileden geliyorum, o ayrımı kendim yapıyor olmak tuhaf hissettiriyor. Ama dürüst olayım: komşu olması değil, "ne kadar konuşacaksın, ne kadar içeri alacaksın" sorusu o.

Modernler

[Bağlam: kafede iş arkadaşı Mehmet'e, sohbet arasında] "Yok lan, ne fark eder. Adam iyi komşuysa iyi komşudur. Zaten burada herkes birbirine karışmış, kim Şafi kim Hanefi kim Alevi, kimse sormaz bunları." — Ama annemin ne düşündüğünü söylemem, o konu kapanır orada.

▸ aklından neler geçti?

Mezhebi ne ki? Alevi mi, Şafi mi, ne? Yani bizim ailede zaten Şafiiyiz, Hanefi değiliz, bunu çoğu insan bilmez bile — ama kimse de sormaz. Komşu Alevi olsa... vallahi ilk düşüncem "sorun çıkar mı" değil, "annem ne der" oluyor. Annem biraz gerilir herhalde, "onlarla çok içli dışlı olma" falan der. Ben kendim? Açıkçası umurumda değil gibi geliyor ama tam da emin değilim buna. Yani teoride "ne farkı var" diyorum, pratikte nasıl olur bilmiyorum. Bir de şu var — biz Kürt'üz, burada mezhebi tartışmak biraz garip kaçıyor, çünkü zaten "öteki" konumundayız, birbirimizi daha mı dışlayacağız? Ama bu mantıklı düşünce, içgüdü başka şey söylüyor bazen.

Geleneksel

[Sabah çayı grubuna, apartman komşularına karşı] "Yani komşuluk başka bir şey, kardeşim. Kim olursa olsun, kapısını çaldığında elinden geleni yapacak biri olsun yeter. Allah herkese hidayet verir, biz kimseyi itmeyiz. Tabii ki kendi halimizde yaşarız, o da kendi halinde yaşar." *(İçinden geçen Alevi meselesini hiç dile getirmez. "Farklı mezhep" derken ne kastedildiğini sormak ister gibi olur ama sormaz.)*

▸ aklından neler geçti?

Alevi mi acaba, yoksa Şafi mi derler... Şafi olsa zaten fark etmez, onlar da Sünni, namazı biraz farklı kılıyorlar ama aynı kapıya çıkıyor. Alevi olsa... vallahi içimde bir şey kıpırdıyor, yalan söylemeyeyim. Ama hemen "rahatsız olurum" demek de doğru değil. Çünkü Fatma Hanım'ın kızı Alevi bir çocukla evlendi, biz yine de Fatma Hanım'a her sabah çay içiriyoruz, o da iyi insan. Komşuluk ayrı bir şey, dini mesele ayrı bir şey... ama perşembe Mukabele'ye gelir mi, gelmez mi, o zaman garip olmaz mı? Yoksa gelmese de olur, zaten kimseyi zorla çağırmıyoruz. Asıl mesele şu: insan mı, yoksa değil mi? Kapıyı çalınca yardım eder mi, etmez mi? Onu bilmiyorum daha.

Dindar

[Bağlam: MÜSİAD toplantısında ya da cami sohbetinde konu açılırsa] "Komşu komşunun dumanına muhtaçtır" diye bir söz var. Ben komşumun kim olduğuna değil, nasıl biri olduğuna bakarım. Dürüst mü, saygılı mı, ailesine sahip çıkıyor mu — bunlar önemli. Mezhep meselesi... Allah'ın işi, bize düşen hüsn-ü zan.

▸ aklından neler geçti?

Alevi mi, Şafi mi, ne demek istiyorlar acaba... Şafi olsa mesele yok zaten, Türkiye'de çoğu Hanefi-Şafi karışık büyüdük, Çumra'da da öyle vardı. Alevi derlerse... içimde bir şey kımıldıyor, dürüst olayım. Rahatsız olmam gerekmiyor, biliyorum bunu — ama "rahatsız olmam" ile "aynı şeyi hissederim" arasında fark var. Komşuluk ayrı mesele, namaz vakitlerinde kapı çalmak, kurban paylaşmak, Ramazan'da davul... bunlar nasıl olur, bilemiyorum. Ama adam namuslu, dürüst, ailesine bakan biri olsa — o zaman ne fark eder ki? Bak işte, kendi kendimle çelişiyorum. Şunu da söyleyeyim: 28 Şubat'ta bize "öteki" diyenler de vardı, o acıyı biliyorum. Başkasına aynısını yapmak... yakışmaz.

Dindar

[Bağlam: Cuma sonrası sohbette, Diyanet'ten bir meslektaşa ya da cami cemaatinden birine] "Komşuluk hakkı İslam'da çok açık, kim olursa olsun. Biz de Bağcılar'da her türlü insanla yan yana yaşıyoruz zaten, sorun çıkmıyor. Önemli olan saygı, selam-sabah. Mezhep meselesi komşulukla karışmamalı."

▸ aklından neler geçti?

Mezhebi ne olursa olsun, komşu komşudur. Ama şunu da inkâr etmeyeyim kendi kendime — Alevi mi, Şii mi, yoksa sadece farklı bir Sünni cemaatten mi, mesela Nakşi-Kadiri ayrımı mı, bunlar aynı şey değil benim için. Alevi komşu olsa... dürüst olayım, ilk başta bir şey hissederim, bir "acaba nasıl bir ilişki kurulur" endişesi. Ama bu "rahatsızlık" mı? Hayır tam da değil. Daha çok bir belirsizlik. Çünkü Bağcılar'da zaten her türlü insan var, on dört yıldır buradayım, Kürt-Alevi de tanıdım, iyi komşu da oldu. Ama iç sesimde bir şey var — çocuklar arkadaşlık kurarsa, eş nasıl ilişki kurar, bayramlarda kapı komşuluğu nasıl yürür... Bunlar geçiyor. Ve bir de şunu fark ediyorum: bu soruyu kendime sormak bile biraz rahatsız etti beni, sanki bir şeyi itiraf etmek gibi.

Dindar

[Bağlam: apartman çayında komşu kadınlara, konu açılırsa] "Yani komşuluk başka bir şey, din başka bir şey. Kim kapıma gelirse yardımımı esirgememem lazım, bu benim inancımın gereği de zaten. Tabii aynı dünyadan biri olsa daha rahat ederim belki, ama hayırlısı — Allah kimi kısmet etmişse." *(İçinden geçen o ilk "tuhaf his"i hiç söylemez. Hacer Hanım örneğini de vermez — gereksiz yere konu derinleşmesin.)*

▸ aklından neler geçti?

Alevi mi demek istiyor bu soru, yoksa Şafi mi, yoksa ne? Çünkü ikisi çok farklı şey bende. Alevi komşu olsa... dürüst olayım kendime, ilk bir tuhaf his geçer içimden, inkâr etmeyeyim. Ama sonra düşünüyorum — mahallede Alevi aileler var zaten, Hacer Hanım mesela, gayet iyi insan, çocuklarına bak, evine bak... Asıl sıkıntı komşunun ne mezhepten olduğu değil, nasıl biri olduğu. Ama yine de, Kuran kursunda kimi zaman konuşmalar oluyor, "onlar namaz kılmıyor, oruç tutmuyor" deniyor — ben de o havaya kapılıyorum bazen, sonra kendime kızıyorum. İçimde bir çelişki var bu konuda, temiz bir cevabım yok.

Dindar
kapalı

[Eşime, evde akşam üstü böyle bir konu çıksa] "Yani Alevi komşumuz olsa ne olur? Bence hiç fark etmez. Asıl önemli olan geçinip geçinemeyeceğimiz, o kadar. Babam belki farklı düşünür ama ben öyle bakmıyorum işe."

▸ aklından neler geçti?

Yani... Alevi komşum olsa ne olur ki? Bursa'da zaten mahallede karışık insanlar var, kimse kimsenin kapısına "sen hangi mezheptensin" diye gitmiyor. Ama şunu da söyleyeyim kendi kendime — babam Of'lu, onların kafasında Alevi meselesi biraz farklı oturur, ben Köln'de büyüdüm, orada Türk arkadaşlarımın yarısı Alevi'ydi, birlikte büyüdük, kimse bir şey demedi. Yani bende o "rahatsızlık" nereye oturuyor tam bilmiyorum, belki biraz var, belki yok — ama şunu biliyorum, kapı komşusu olunca asıl mesele o değil: gürültü çıkarıyor mu, ortak alanı kirletiyor mu, selam veriyor mu? Bunlar önemli. Mezhebi... açıkçası komşulukta ne fark eder? Sonra kendi kendime şunu da düşünüyorum — 2017'de Almanya'da bazı Türkler "evet" dedi, ben utandım, ama o insanların bir kısmı Alevi'ydi. Yani mezhep üzerinden adam tanımak zaten işe yaramıyor.

Dindar

[Koğuştaki arkadaşlara, sohbet sırasında] "Yani komşu komşudur kardeşim, geçim meselesi. Kimseyle kavga çıkarmam. Ama tabi insan kendi gibisiyle daha rahat eder, bu da bir gerçek." — Daha fazlasını söylemem. İçimdeki o duraksamayı dile getirmem, çünkü ya "sen Alevi dostu musun" diye bakılır, ya da "aşırı hoşgörülü" gibi görünürüm. Ortada bir yer tutarım.

▸ aklından neler geçti?

Alevi komşu mu, Şafi mi, ne? Alevi olsa... dürüst olayım, içimde bir şey sıkışıyor. Kurs hocamız hiç doğrudan "Aleviler böyledir" demedi ama koğuşta konuşmalar olurdu, "onlar namaz kılmaz" gibi şeyler. Ben de o havayı içime çektim galiba. Ama bir yandan da... Birecik'te köyde bir Alevi aile vardı, çocukken onların oğluyla oynardım, hiç sorun olmadı. Şimdi büyüdüm, daha mı dar oldum? Bu beni biraz rahatsız ediyor açıkçası. Şafi olsa zaten fark etmez, mezhep farkı değil o. Ama Alevi deyince içimde bir duraksamayı hissediyorum ve bu duraksamanın nereden geldiğini tam bilmiyorum — korkudan mı, öğrenilmiş bir şeyden mi?

Dindar

[Sosyoloji Derneği'nden bir meslektaşa, kahvede] "Hayır, tabii ki rahatsız olmam — mezhepler arasındaki fark benim için zaten anlamsız bir kategori. Ama şunu söyleyeyim: komşuluk ilişkisini belirleyen mezhep değil, ortak yaşam kültürü. Gürültü, temizlik, saygı — bunlar. Gerisi beni ilgilendirmez."

▸ aklından neler geçti?

Yahu bu soru bile garip aslında. Ben onların Sünni mi Alevi mi Şafi mi Hanefi mi olduğunu bilmiyorum ki şu an komşularımın — ve bilmek de istemiyorum. Ama dürüst olayım kendi kendime: eğer bir komşu her sabah namaz sesini koridora taşıyorsa, ya da kapıya Kuran ayeti yapıştırmışsa, bende bir şey oluyor. Mezhep değil bu, dini görünürlük meselesi. Şimdi bunu itiraf etmek bile biraz rahatsız ediyor — ben "herkes istediği gibi yaşasın" diyorum ama içimde bir şey sıkışıyor. Öte yandan Alevi bir komşu olsa? Hiç düşünmemişim bile bunu sorun olarak. Bu da bir kör nokta galiba. Mezhebi değil, görünürlüğü rahatsız ediyor beni — bunu kabul etmek gerek.

Modernler

[Bağlam: Bodrum'daki bir tanışla, belki komşularla ilgili sohbet sırasında] "Hayır, neden olayım? Burada zaten kimse kimsenin ne olduğunu bilmiyor, ben de bilmek istemiyorum açıkçası. Komşuluk başka bir şey — sakin mi, dürüst mü, kapı önünü temiz mi tutuyor, o önemli." Sonra muhtemelen konuyu değiştiririm; bu tür sorular Yalıkavak'ta genellikle bir yere varmaz, ortak zemin yok.

▸ aklından neler geçti?

Mezhep... Yani Alevi mi, Şii mi ne? Bodrum'da zaten kimse sormaz bunu, kimse bilmez, kimse umursamaz. Benim için gerçekten fark etmez — bu doğru bir cevap, performatif değil. Ama bir yandan şunu da düşünüyorum: "farklı mezhep" deyince insanın aklına ne geliyor, Alevi-Sünni gerilimi mi, Şii mi, yoksa daha egzotik bir şey mi? Çünkü mesele mezhep değil, *nasıl biri olduğu* — sabah 6'da ezan hoparlörü açıp açmayacağı, balkonda kurban kesip kesmeyeceği, çocukların gürültüsü... Bunlar mezhepten bağımsız şeyler. Sonra kendimi yakalıyorum: bu soruyu böyle "pratik kaygılara" indirgeyerek asıl önyargıyı görünmez kılıyorum sanki. Hayır, gerçekten rahatsız olmam — ama bu cümleyi biraz fazla hızlı kurdum, değil mi?

Modernler

[Sokak komşularından Fatma Hanım'a, sabah çay içerken] "Yok canım, rahatsız olur muyum, ne fark eder ki? Komşu komşudur, kapı komşusu — dini ne olursa olsun. Yeter ki geçimli olsun, saygılı olsun, o kadar." *(İçimden geçen "annem ne derdi acaba" kısmını söylemiyorum. Hem Fatma Hanım'ın ne düşündüğünü bilmiyorum, hem de gereksiz yere konu açmak istemiyorum.)*

▸ aklından neler geçti?

Mezhebi ne ki... Alevi mi olur, Şafi mi, ne olur? Alevi olsa... vallahi ilk aklıma gelen "acaba nasıl biri" oluyor, yani tanımadan bir şey söyleyemem. Tepecik'te zaten her türlü insan var, kim kimin ne olduğunu bilmiyoruz bile çoğu zaman. Ama annem hep "Alevilere dikkat et" derdi, o ses hâlâ bir yerde duruyor içimde — neden dediğini hiç tam sormadım, sormamalıydım gibi hissettim. Şimdi düşünüyorum da, bize de "Çingenelere dikkat et" diyorlar, aynı şey bu, tam aynı şey. Yani komşu iyi insan mı, kötü insan mı — o önemli, başka ne önemi var?

Geleneksel

[Kıraathanede, akşam sohbetinde biri "ya Alevi komşu olsa ne yaparsın" diye sorarsa] "Yahu komşu komşudur, ne bileyim. İnancı ayrı olabilir, ama kapı komşusu. Bizim de buraya geldiğimizde 'bunlar nasıl Müslüman' diyenler çıktı ya — o zaman biz ne hissettik? Zaten adam saygılıysa, evini temiz tutuyorsa, geçinilir. Fazla karışmam."

▸ aklından neler geçti?

Mezhebi ne ki? Alevi mi, Şii mi? Alevi olsa... açıkçası biraz düşünürüm, yalan söylemeyeyim. Yani komşuluk ayrı şey, ama cemevine falan gidiyor mu, evde ne yapıyor, bunu bilemezsin. Ama sonra kendi kendime diyorum ki — biz Ahıskalılar Sovyet'ten geldik, bizim de "doğru Müslüman değil" diyenler oldu burada, ilk yıllarda. "Bunlar gerçekten namaz kılmasını bilmiyor mu" diye bakan oldu. Şimdi ben aynı şeyi yaparsam ne farkım kalır? Öte yandan Şii olsa, İranlı tarzı bir şey, bilmiyorum... orada biraz daha içim sıkışır, neden sıkışır tam açıklayamam ama sıkışır. Sonuçta komşuluk komşuluktur, gürültü çıkarmıyor, kapıya selam veriyor, işte o kadar.

Geleneksel
kapalı

[Bağlam: mahalle çay halkasında, komşu kadınlar sorarsa] "Yok canım, ne rahatsızlığı. Komşu komşudur, kapı komşusu kıyamet komşusudur derler ya. Bizim orada Bulgaristan'da zaten böyle ayrımlar yoktu, belki ondan alışkın değilim." — Annemin ne düşündüğünü söylemem. O kısmı içime atarım.

▸ aklından neler geçti?

Mezhebi ne ki komşunun? Alevi mi diyecek, Şii mi, ne? Yani ben ne bileyim, Bulgaristan'da büyüdüm, orada zaten böyle bir şey yoktu — herkes ya Müslümandı ya değildi, o kadar. Buraya gelince ilk duyduğum şeylerden biriydi bu Alevi-Sünni meselesi, mahallede fısıltıyla konuşulurdu. Şimdi düşünüyorum da... komşum zaten Alevi olsa ne olur? Kapıda selam, bayramda baklava, hasta olunca kapısını çalarım — ne değişir? Ama içimde bir yerde şu var: annem duysa bir şeyler söyler, "dikkatli ol" falan der, o kuşak öyle. Ben kendim için değil, o baskıyı taşımak istemiyorum açıkçası. Bir de şunu düşünüyorum — biz Pomaklar da "tam Müslüman değil" diye bakıldı üstümüze, Bulgaristan'da isim değiştirdiler, Türkiye'ye gelince de "Bulgaristanlı" diye ayrı tutulduk. Kimin mezhebine ne diyecekmişim ben.

Geleneksel

[Bağlam: salondaki bir sohbet, tanıdık biri bu soruyu ortaya atmış, herkes bir şeyler söylüyor] "Yok canım, benim için önemli değil. Temiz tutuyorsa kapı önünü, gece bağırmıyorsa, tamam." — Orada biter. Mezheple ilgili hiçbir şey eklemem. Konuyu geçiştiririm, başka biri konuşmaya başlarsa zaten rahatlarım.

▸ aklından neler geçti?

Ya bu soru bile... mezhebi mi? Ben burada hangi mezhepten olduğumu bile bilmiyorum artık, ailem Sünni'ydi tamam ama ben ne zaman kopmuştum bundan. Komşu meselesine gelince — vallahi benim için en büyük komşu sorunu gece 2'de müzik açan adam, ya da merdivene sigara izmariti bırakan. Mezhebi hiç aklıma gelmez. Ama şunu da biliyorum, bu soruyu bana soran biri muhtemelen "Alevi komşu" diye bir şey düşünüyor kafasında — ya da Şii, ya da başka bir şey. Ve ben şunu fark ediyorum: eğer komşum benim ne olduğumu öğrenirse, mezhebi değil, *benim kim olduğum* onu rahatsız edecek. Yani bu soruyu bana sormak biraz... ters köşe gibi geliyor. Ben zaten "rahatsız edici komşu" kategorisindeyim birçok insana göre.

Modernler

[Bağlam: İskenderun'daki okulda, öğretmenler odasında, sohbet sırasında bir meslektaş sorduysa] "Yok canım, ne rahatsızlığı — Antakya'da zaten hep iç içe yaşadık, kim kimdi bilmezdik bile. Komşu komşudur, o kadar." — Bunu söylerim, gerisi içimde kalır.

▸ aklından neler geçti?

Yani bu soru bana sorulduğunda ilk içimden geçen şu oluyor — *ben* farklı mezhepten komşuyla yaşadım zaten, Antakya'da Sünni komşularımız vardı, hiç sorun olmadı, ama... ama bu soruyu soran kişi beni kasıyor biraz, çünkü asıl "rahatsız olan" tarafın biz olduğumuzu biliyor muyum, bilmiyor muyum, onu da bilmiyorum. Nusayri'yi "gerçek Müslüman değil" diye bakanlar hep vardı, hâlâ var. Şimdi İskenderun'daki apartmanda üst katta kim oturuyor, ne mezhepten, hiç sormadım — sormak aklıma bile gelmedi açıkçası. Ama şunu da kabul edeyim: bazı Sünni komşular bize biraz *mesafeli* baktıklarında, o mesafeyi hissedince ben de içimden "ee, ne bekliyordun" diyorum, yani bir yerde ben de o çizgiyi çekiyorum, farkında olmadan. Rahatsız mıyım — hayır. Ama tamamen rahat mıyım — tam da değil.

Geleneksel

[Bağlam: Hozat derneğinde ya da cemevindeki tanıdık birine, sohbet ortamında] "Hayır, rahatsız olmam. Ama şunu söyleyeyim — biz bu mahallede yetişince insan biraz daha dikkatli bakıyor çevresine, bu kaçınılmaz. Komşuluk zaten yaşayarak anlaşılır; kim olduğu zamanla belli olur. Mezhep değil, insan meselesi sonuçta." — Ama şunu eklemezdim: o teyakkuz halini, o ölçmeyi. Onu içimde bırakırım.

▸ aklından neler geçti?

Sünni komşu mu, yoksa başka bir şey mi kastediliyor bu soruyla? Çünkü "farklı mezhep" deyince bende ilk açılan şey Sünni-Alevi meselesi, ama sonra duruyorum — ben rahatsız olur muyum gerçekten? Hayır, olmam. Ama şunu da biliyorum: rahatsız olmak ile rahat olmak arasında bir şey var, bir teyakkuz hali diyelim. Gazi'de büyüdüm, '95'te ne yaşandığını gördüm, o günlerde kimin kapısını kimin çaldığını biliyorum. O yüzden "komşu" deyince bende otomatik bir ölçme başlıyor — bu adam beni nasıl görüyor, ben onun için ne'yim? Bu ölçmeyi yapmak zorunda hissetmek, velhasıl, kendi başına bir şey söylüyor. Ama bunu "rahatsızlık" saymak da doğru değil, haksızlık olur adama — çünkü o henüz hiçbir şey yapmadı.

Modernler

[Pansiyon misafiri ya da tanıdık biri sorduysa, "ya olsa" diye] "Yok canım, komşuluk komşuluktur, insan insan. Biz burada her yerden misafir alıyoruz, kimseye sormuyoruz ne mezheptensin diye." — Ama kayınvalide ya da köyden biri sorduysa orada biraz daha sessiz kalırım, "Allah bilir" derim geçerim, konuyu uzatmam.

▸ aklından neler geçti?

Mezhebi ne ki? Alevi mi, Şii mi? Alevi olsa... bilmiyorum, köyde hiç Alevi yoktu zaten, o yüzden ne hissederim tam bilemiyorum. Teoride "ne fark eder" demek kolay ama gerçekten kapı komşusu olsa, cenazede, bayramda, mevlitte... orada bir şeyler çıkar mı ortaya, bilmiyorum. Şii olsa daha uzak hissederim herhalde, ama neden tam söyleyemem — sadece "alışkın değilim" diyebilirim. Aslında şunu da düşünüyorum: benim büyükbabam bile "dedeler bir şey anlattı bir şey gizledi" diyordu, biz de tam olarak ne olduğumuzu bilmiyoruz ki, mezhebi belli birinin komşuluğuna itiraz etmek bana biraz tuhaf geliyor bu açıdan. Ama bunu da kimseye söylemem tabii.

Geleneksel

[Bağlam: bir arkadaş sohbeti, belki Moda'da bir kafede, tanıdık biri soruyor] "Hayır, rahatsız olmam — zaten kim olduğunu sormuyorum ki komşumun. Ama şunu söyleyeyim, bu soruyu sormak bile bana ilginç geliyor; sanki komşuluk ilişkisi dini kimlikle başlıyor. Benim için başlamıyor. Gürültü yapar mı, merdiveni kirletir mi, kapıyı vururken saygılı mı — bunlar önemli. Geri kalanı beni ilgilendirmiyor."

▸ aklından neler geçti?

Soru bile biraz tuhaf geliyor bana. Hangi mezhep? Sünni-Alevi mi, Şafi-Hanefi mi, Katolik-Ortodoks mu? Yani "mezhep" kelimesi bu ülkede otomatik olarak Sünni-Alevi gerilimini çağrıştırıyor, ama benim için bu sorunun kendisi zaten bir şeyi ele veriyor — sanki komşuluk ilişkisi dini kimlikle kuruluyormuş gibi. Ben zaten Kadıköy'de yaşıyorum, kapı komşum kim bilir ne, hiç sormadım, sormam da. Ama şunu da dürüstçe kabul etmeliyim: eğer komşum her sabah kapıda namaz kılıyor, bana da "hayırlı sabahlar" yerine bir şeyler okuyorsa, o zaman bir miktar mesafe hissederim — ama bu "mezhep" yüzünden değil, ritüelin gündelik alanı işgal etmesi yüzünden. Öte yandan içimde bir yerde şunu da biliyorum: benim ailemde de "mezhep" denen şeyin altında çok daha karanlık katmanlar var, onları bile tam bilmiyorum, o yüzden bu konuda büyük laflar etmek bana biraz sahte geliyor.

Modernler

[Bostanlı'daki sabah yürüyüşünde, arkadaşlara] Yahu bana ne komşunun mezhebinden. Ben komşudan şunu isterim: kapı önünü temiz tutsun, geç vakitte müzik açmasın, selam versin. Gerisine karışmam. Zaten bu ülkede insanlar birbirinin mezhebine karışmaya başladığı günden beri kan akmıyor mu? Yeter artık o hesaplardan.

▸ aklından neler geçti?

Mezhebi ne ki... Alevi mi, Sünni mi, Şafi mi — ne fark eder benim için? Ben zaten o işlere bakmam. Ama şunu da dürüstçe söyleyeyim kendi kendime: eğer komşu sabahın dördünde ezan okuyorsa, ya da kapı önünde sürekli cemaat toplanıyorsa, o zaman rahatsız olurum — ama bu mezhepten değil, gürültüden, kalabalıktan rahatsız olmak demek. Peki ya Alevi komşu olsa? Orada içimde bir şey yumuşuyor, neden? Çünkü Sivas'ı, Maraş'ı düşünüyorum, o insanların çektiğini düşünüyorum — sanki onlara karşı bir borcum var gibi. Bu da bir önyargı aslında, ters yönde. Alevi diye daha iyi komşu olmaz, Sünni diye daha kötü olmaz. Ama kafam böyle çalışıyor işte, farkındayım.

Modernler

[Bağlam: Cuma sohbetinde Hatice Hanım'ın halkasında, birisi "ya Alevi komşu olsa ne yaparsın" diye sorarsa] "Vallaha ablam, insan insandır, komşuluk hakkı ayrı bir şeydir, Allah katında o hesap görülür. Biz burada geçineceğiz, kapı komşusu olacağız — o kadar. Dini meselesine karışmak bize düşmez." — Ama içimden geçeni tam söylemem. O "gariplik" kelimesini ağzıma almam.

▸ aklından neler geçti?

Alevi mi, Rum Ortodoks mu, ne demek istiyor bu soru? Komşu komşudur gari... Ama dur, Alevi desem — içimde bir şey kıpırdıyor, inkâr etmeyeyim. İkizköy'de zaten Alevi yok ki, hep Sünni'yiz; yabancı bir şey gibi geliyor o. Ama sonra Akbelen'de Alevi de Sünni de yan yana durdu, birlikte ağladık ağaçların için — o zaman mezhep neredeydi? Eee işte, o an o ayrım yoktu. Ama yine de... komşu olsa, her gün görsem, Cuma'ya birlikte çıkmasak, mevlüde gelmese — bir gariplik olur mu içimde? Olur herhalde, olmaz diyemem. Utanıyorum bunu düşündüğüme biraz, vallaha. Şaban'ın hastalığında Yeniköy'den gelen işçiler arasında da vardı Alevi'ler, hepsi aynı dumana maruz kaldı, hepsi aynı şekilde öldü — o duman Sünni-Alevi ayırt etti mi?

Dindar

[Arkadaşa, Slack'te ya da kahvede] "Yok canım, ne fark eder? Komşunun mezhebi mi kaldı benim umursayacağım — adam gece 2'de müzik açmıyor mu, o önemli. Geri kalanı detay."

▸ aklından neler geçti?

Ya bu soru bile... neden sorsunlar ki bunu, 2026'dayız. Mezhebi ne olursa olsun komşum ne fark eder, bana ne? Alevi mi, Şafi mi, Hristiyan mı — sabah asansörde selam verip geçeceğiz zaten. Ama dur, dürüst olayım: eğer kapıyı çalıp "gel seninle ibadet edelim" moduna girseydi biraz rahatsız olurdum, ama bu mezhepten değil, fazla yakın komşudan genel olarak rahatsız olurum zaten. Aslında şunu fark ediyorum — bu soruyu soran kişi muhtemelen benden farklı bir cevap bekliyordu, sanki "evet rahatsız olurum" ya da "hayır hiç olmaz" diye net bir şey çıkacak. Ama benim için gerçekten o kadar önemsiz bir değişken ki, neredeyse komik geliyor.

Modernler

[Eşime, akşam yemekte, rahat bir ortamda] "Ya bak, dürüst konuşayım — ilk saniyede 'acaba nasıl biri' diye düşünürsün tabii, herkes düşünür. Ama sonunda komşuluk komşuluktur, dini mezhep meselesi değil. Bana saygılı, dürüst biri olsun yeter. Zaten şu sitede herkes kendi kapısını kapatıyor, fazla da iç içe olunmuyor."

▸ aklından neler geçti?

Şimdi dürüst olayım kendimle... "Alevi mi acaba?" diye geçiyor aklımdan ilk. Sonra hemen arkasından "dur bir dakika, bu ne biçim düşünce" diyorum. Yani gerçekten rahatsız olur muyum? Günlük hayatta komşuyla ne kadar dini konuşma yapıyorsun ki zaten — selam, asansör, "paketiniz geldi" seviyesinde. Ama bir yandan da şunu düşünüyorum: Başakşehir'de bu soru biraz hayali, çünkü buranın sosyolojisi zaten belirli — kimse tesadüfen buraya gelmiyor. Yani gerçek bir senaryo olsa, diyelim Alevi bir komşu olsa... içten içe bir "acaba nasıl bir ilişki kurarız" merakı var, korku değil tam olarak. Ama şunu da inkâr edemem: annemin "biz onlarla ayrı namaz kılıyoruz" cümlesi bir yerlerde hâlâ duruyor kafamda, çocukluktan kalma bir şey.

Dindar
kapalı

[Eşim Şahin'e, akşam evde, böyle bir konu çıksa] "Yani bence komşu komşudur, mezhebine bakmam. Annem belki alışmaya çalışır biraz, ama sen de biliyorsun, biz zaten burada hep dışarıdan baktık insanlara — o yüzden ben başkasına öyle bakmak istemiyorum."

▸ aklından neler geçti?

Mezheep... Alevi mi, Şafi mi, ne demek istiyorlar acaba? Yani biz Halep'teyken de vardı farklı insanlar, Hristiyanlar da vardı mahallede, kimse kimseye bir şey demezdi. Ama şimdi burada "mezhep" denince aklıma hep o minibüsteki şoför geliyor, insanların seni bir kutuya koyması... Rahatsız olur muyum, bilmiyorum ki, komşu komşudur. Belki Alevi olsa, annem biraz kısar gözünü başta, "nasıl insanlardır" diye sorar — ben de içimde "anne dur" derim. Ama gerçekten yaşasam, komşuluk komşuluktur, kapı komşusu olan insana selam verirsin, çocuğu ağlarsa kulak verirsin. Mezhebi mi sorarım? Sormam. Zaten biz de burada hep "Suriyeli" olarak gördük kendimizi, mezhep ikinci planda kalıyor bir noktadan sonra.

Geleneksel

[Kahvehanede, sabah çayında, birileri böyle bir şey konuşmaya başlayınca] "Ya komşu komşudur, ne Alevisi ne Sünnisi. Adam kapının önünü temiz tutuyor mu, selam veriyor mu, sana saygısı var mı — o kadar. Geri kalanı Allah'la arasındaki iş, benim ne işim var oraya karışmak."

▸ aklından neler geçti?

Mezhebi nedir ki komşunun, ne fark eder bana? Alevi mi, Şii mi, ne bileyim... Şimdi adam sabah kapının önünü süpürüyor mu, gece 3'te müzik açıyor mu, çocukları benim çocuğuma laf atıyor mu — asıl bunlar önemli. Bir de şunu düşünüyorum, biz Romanlar olarak zaten her mahalleye girdiğimizde insanlar "bunlar kim, ne getirirler" diye bakar — ben de aynısını yapayım mı komşuya? Ama içimde küçük bir şey var, inkâr etmeyeyim: Alevi olsa mesela, Sevdiye'nin annesi bir şeyler söyler, o taraf biraz karışır. Benim için değil, o cephe... Ama ben kendim? Hayır, gerçekten hayır. Müzisyenim, her evden geçtim, her inançtan insanın düğününde çaldım, mezhebi sormadım hiç.

Geleneksel

[Bağlam: bu soruyu soran biri varsa, ya da blog okuyucusu — genel bir sohbet ortamı] Hayır, rahatsız olmam — ve bu sadece "hoşgörülü görüneyim" lafı değil. Komşuyla ilişkim çok somut şeyler üzerine kurulu: kapı zili çalıyor mu, ortak alan düzgün kullanılıyor mu, bir şey gerektiğinde iletişim kurulabiliyor mu? Bunların hiçbirinin mezheple ilgisi yok. Ama şunu da ekleyeyim: ben bu konuda gerçekten test edilmiş biri değilim, ailemde hiç bu sürtüşme olmadı — o yüzden "kesinlikle rahatsız olmam" derken de biraz temkinli olmak lazım.

▸ aklından neler geçti?

Yani bu soru bana mı geliyor, gerçekten? Ben Sünni-Alevi-Hristiyan komşu farkını... neyden anlayayım ki zaten? Kapıda namaz seccadesi mi asılı, yoksa Muharrem ayında lokma mı dağıtıyor — bunlar benim için görsel ipucu bile değil. Ama bir yandan şunu da biliyorum: annem de ben de bu tür şeylere hiç takılmadık, Kavaklıdere'de zaten kim kimdir bilmiyorsun çoğu zaman. Komşuyla ilişkim şu: kapıyı açıyor mu, merdivenin ışığını açık bırakıyor mu, gürültü yapıyor mu, benim bastona takılacak şeyleri koridora koyuyor mu? Bunlar benim için "iyi komşu" kriterleri. Mezhebi... gerçekten umurumda değil, ama şunu da dürüstçe söyleyeyim: "umurumda değil" demek kolay çünkü zaten o dünyayla hiç temas noktam yok — ne camiye gidiyorum ne cemevine. Belki benim "umursamıyorum" diyişim de biraz boşluktan geliyor, gerçek bir sınavdan değil.

Modernler

[Bağlam: iş arkadaşıyla ya da Kadıköy'deki yeni tanıştığım biriyle, sohbet sırasında] "Yok yok, benim için fark etmez ki — ben zaten bu konularda çok bir şey bilmiyorum, Berlin'de büyüdüm, orada da karışık bir ortamdı. Yeter ki birbirimizin kapısını çalmayalım gereksiz yere, geçinip gideriz." — Alevi-Sünni gerilimini, içimdeki o "Alevi'ye daha yakın hissediyorum" kısmını söylemem; hem çok açıklama gerektiriyor, hem yanlış

▸ aklından neler geçti?

Yani... bu soru bana biraz komik geliyor açıkçası. Hangi mezhep? Alevi mi, Sünni mi, Şii mi? Ben zaten hiçbirinin içinde değilim, bana ne fark eder? Ama dur, dürüst olayım — Yeldeğirmeni'nde komşularımla zaten neredeyse hiç konuşmuyorum, kim ne diniyle yaşıyor bilmiyorum, bilmek de istemiyorum özellikle. Ama şunu fark ediyorum: eğer komşum çok gürültülü namaz kılıyorsa ya da bana "sen de gelsene" diye bir şey söylüyorsa, o zaman rahatsız olurum — ama bu mezhepten değil, kişisel alandan. Öte yandan mesela Alevi bir komşu olsa, içimde "daha rahat ederim" gibi bir şey var mı? Belki var, bu da biraz garip — ben ne Alevi'yim ne Sünni, ama sanki Alevi'ye daha yakın hissediyorum çünkü Berlin'de Alevi dernekleriyle büyüdüm, amca çocukları Alevi... Bu önyargı mı, kültürel yakınlık mı, bilmiyorum. Kafam karışık ama asıl cevap: hayır, rahatsız olmam, sadece insanın beni kendi işine karıştırmamasını isterim.

Modernler
kapalı

[Bağlam: sokak komşusu sorsa ya da kayınvalidem "yeni komşu Alevi'ymiş" diye konuşsa] "Komşu komşudur, ne olacak. Geçinir gideriz, Allah herkese rızık vermiş." — Bunu söylerim, geçiştiririm. İçimdeki o kıpırdamayı söylemem kimseye, ne işe yarar.

▸ aklından neler geçti?

Mezhebi ne ki... Alevi mi diyecek, Şafi mi, ne? Biz zaten Şafi'yiz, Hanefi komşularımız da var, hiç sorun olmadı. Ama Alevi dese... içimde bir şey kıpırdıyor, yalan söylemeyeyim. Köyde böyle konuşulurdu — "onlar farklı" diye. Ama Düzce'de fındıkta yan yana çalıştım, Alevi de vardı aralarında, Karadenizli, iyi insandı, kimse kimseye bir şey demedi. Yani... komşu komşudur, kapı komşusu. Gündüz kapısını çalacaksın, çocuk hastalanacak, ekmek isteyeceksin — o zaman mezhebi ne işe yarar? Ama yine de anneme sorsam "hayır rahatsız olmam" demez, dürüst olmaz. Ben de tam "hiç fark etmez" diyemiyorum içimden, bir yerde bir şey var, köyden kalma bir his, tam ne olduğunu bilmiyorum.

Geleneksel

[Bağlam: dükkânda müşteri ya da tanıdık biri sorarsa] "Yok canım, komşuluk komşuluktur, inancı ne olursa olsun. Hacıbektaş'ta her türlü insan yaşadı, yaşıyor — biz burada herkesle geçindik. Önemli olan iyi insan olmak, kapı komşuluğunu bilmek." — Bunu söylerim, gerçekten de öyle düşünürüm büyük ölçüde. Ama içimdeki o "temkinli ol" sesini söylemem, gerek yok.

▸ aklından neler geçti?

Yani... rahatsız olur muyum? Dürüst bakayım kendime. Sünni komşu olsa ne olur? Vallaha, şimdiye kadar oldu zaten — karşı blokta Mehmet Usta var, Sünni adam, on yıldır komşuyuz, iyi insan, hiç sorun olmadı. Ama bir yerde bir şey var içimde, inkâr etmeyeyim: Ramazan'da davul çıksa, ezan vakitlerinde müzik meselesinde sürtüşme olsa, ya da — daha kötüsü — Muharrem'de biz yas tutarken o "ne yas'ı" dese... işte o zaman ne olur? Şimdi teoride "hepimiz Müslümanız" derim ama pratikte Hacıbektaş'ta büyüdüm, burada herkes birbirini tanır, mezhep meselesi zaten yüze vurulmaz — ama vurulmadığı için de çözülmemiş kalır. Rahatsız olmam demek tam doğru değil, temkinli olurum demek daha doğru. Bir de şu var: biz burada azınlık gibi yaşadık yıllarca, devletle aramız hep mesafeliydi — komşu Sünni olsa "acaba bizi nasıl görüyor" sorusu kafamın bir köşesinde dolaşır, farkında olmadan.

Dindar

[Bir arkadaşa ya da KAFFED toplantısında bu konu çıksa] "Hayır, neden rahatsız olayım? Komşunun mezhebini sormak gibi bir alışkanlığım yok zaten, sormam da. Gürültü yapmıyor mu, kapı önüne çöp bırakmıyor mu — o önemli benim için."

▸ aklından neler geçti?

Yani... bu soru bana biraz komik geliyor açıkçası. Ben mezhep farkından rahatsız olacak mıyım? Alevi mi, Şafi mi, ne olursa olsun — benim için fark eder mi ki gerçekten? Ama dur, dürüst olayım: tamamen "fark etmez" desem yalan olur mu? Şöyle bir şey var — eğer komşu çok dindar birisiyse ve bu dindarlığını benim kapıma taşımaya çalışırsa, o zaman rahatsız olurum, ama bu mezhep meselesiyle ilgili değil. Yani sorun "Alevi komşu" ya da "Şafi komşu" değil, "beni dönüştürmeye çalışan komşu" olur. Ama bu da ihtimal dahilinde bile değil zaten Kadıköy'de — komşum zaten benim kapıma gelip Kuran kursu önermez muhtemelen. Biraz da şunu fark ediyorum: bu soruyu soran kişi benden "evet rahatsız olurum" ya da "hayır olmaz" diye net bir şey bekliyor, ama benim için asıl soru hiç bu değil. Mezhep kimsenin işi değil.

Modernler

[Kahvedeki arkadaşlara sorulsa] Vallaha gardeş, komşu komşudur. Adam iyi insan mı, dürüst mü — o önemli. Mezhep mezhep ayrılmak ne gerek var. Zaten köyde böyle bir durum yok ki, ama olsa da geçiniriz herhalde.

▸ aklından neler geçti?

Yani... Alevi mi demek istiyor soru, yoksa başka bir şey mi? Köyde zaten Alevi yok, hep Sünni'yiz, o yüzden bu soruyu kafamda tam oturtamıyorum. Ama diyelim ki Alevi komşu oldu — babam ne der bilmiyorum, bir şey demez herhalde, köyde herkes birbirini tanıyor zaten, komşuluk ayrı bir şey. Ama içimde bir yerde "nasıl biri acaba" diye bir şey var, yabancı gibi hissederim biraz, yalan söylemeyeyim. Yani namaz kılıyor mu, oruç tutuyor mu, cem'e mi gidiyor — bunları düşünürüm. Sonra da "ne fark eder ki, adam komşu" derim kendime. Rahatsız mı olur muyum... Açıkçası bilmiyorum. Belki alışırım, belki alışamam. Ama kapısını çalmam gibi bir şey yok, o kadar da değil.

Geleneksel

[Bağlam: Esnaf Odası toplantısı sonrası kahvede, birisi bu soruyu açtıysa] "Yok canım, komşu komşudur. Kim olursa olsun, selamını versin, saygısını bilsin — başka ne isteyeceksin ki? Biz burada elli yıldır her türlü insanla yan yana yaşadık, bir şey olmadı."

▸ aklından neler geçti?

Mezhebi ne olursa olsun, komşu komşudur vallaha. Alevi mi, Şii mi, ne bileyim... Kapı komşusu. Günde iki kez merdivenle geçiyorsun, selam veriyorsun, bir gün kapısını çalacaksın "biber salçası var mı" diye. Ama içimde bir şey var, inkâr etmeyeyim — mesela Alevi komşu olsa, Filiz ile konuşurken "Alevi komşu" diye ayrı bir kategori açardım kafamda, farkında olmadan. Neden? Bilmiyorum. Babam da öyle yapardı herhalde. Ama pratikte ne fark eder ki... Benim müşterilerimin yarısı Alaşehir'den, bir kısmı Alevi köylerinden gelir, yıllardır alışveriş yaparız, hiç sorun çıkmadı. Dükkânda mezhebi sormuyorum, evde de neden sorsun ki insan. Yani "rahatsız olur muyum" dersen — kafamda bir kıpırdama olur belki, ama kapıyı açık tutarım.

Geleneksel

[Bağlam: Güler'le ya da apartman kadınlarıyla çay içerken böyle bir konu çıksa] "Yahu komşu komşudur, mezhebi sormuyoruz ki kapıya. Geçineniz mi, geçinilmez mi, o önemli. Güler'e bak, yıllardır bir lafımız olmadı." — Ama içimdekini tam söylemem, geçiştiririm. Güler varken hiç söylemem zaten.

▸ aklından neler geçti?

Yani... Alevi mi demek istiyorlar acaba? Çünkü o zaman farklı bir şey. Bizim apartmanda zaten Yozgatlı Güler var, o Alevi, hiç sorun çıkmadı aradan, çay içiyoruz, iftar sofrasına çağırıyoruz — ama içimde bir yerde "onlar farklı" diye bir şey var, inkâr edemem. Sonra kendime kızıyorum buna, çünkü Güler'in benden iyi komşu olduğunu biliyorum. Şimdi Şii mi, Süryanice mi ne diyorlar... Yani dürüst olayım: namaz vakitlerinde ses çıkarmasın, ramazanda saygısız davranmasın, çocuklarım onlarla büyüsün diye endişelenmeyeyim — bunlar olursa zaten kim rahatsız olur ki? Mezhebi değil, insanın kendisi önemli diyorum ama... tam da öyle mi düşünüyorum, emin değilim.

Geleneksel
kapalı

[Bağlam: Kahvedeki tanıdık birine ya da KOSİAD toplantısında yan masadaki birine sorsa] "Gardaş, komşuluk başka şey, inanç başka şey. Adam dürüst, saygılı, evine-barkına bakan biriyse ne mezhebi ne dini — komşu komşudur. Biz Konya'da yüzyıllardır yanyana yaşadık, fitne çıkarmak kimseye hayır getirmez." — Bunu söylerim, samimi de sayılır aslında, ama içimdeki o küçük tereddüdü dile getirmem. Gerek yok.

▸ aklından neler geçti?

Yani... Alevi mi diyorlar, Şii mi, ne? Alevi komşu olsa — şimdi dürüst düşüneyim — ilk aklıma gelen şey "nasıl biri bu adam" oluyor, mezhep değil aslında. Yazır'da zaten birkaç Alevi aile var, biri Mehmet Abi, çocuklarıyla geliyor bayramda, adam dürüst biri, elhamdülillah sorun yok. Ama içimde bir şey var, inkâr etmeyeyim — "aynı mı değil mi" diye bir tereddüt, özellikle Ramazan'da komşuluk hassasiyetleri farklı oluyor, onlar oruç tutmuyor mesela, bunu nasıl yönetirsin... Ama bunu söylesem "ayrımcı" diyecekler, öyle bir adam değilim ben. Şii olsa — İranlı, Iraklı gibi bir şey mi, yoksa Türkiye'den mi — orası da fark ediyor kafamda. Yani "rahatsız olur musun" sorusu basit ama cevabı basit değil; "hayır olmam" desem yalan, "evet olur" desem haksızlık — ikisi de tam değil.

Dindar

[Bağlam: köy kahvesinde biri sorarsa, ya da Hoca-Mehmet'le çay sohbetinde konu açılırsa] "Kardeşim, komşuluk ayrı şey, ibadet ayrı şey. Kapısını çalıp 'senin namazın benim namazıma uymuyor mu' diye sormuyorsun ki. Adam dürüst, saygılı, bahçesine bakıyor — başka ne istiyorsun? Zaten Of'ta da herkes 'biz en doğruyuz' diye büyüdük, o kibir de pek hayır getirmedi."

▸ aklından neler geçti?

Yan komşu... Alevi mi, Şafi mi, ne demek istiyorlar? Of'ta komşu zaten hep aynı şeydi, şimdi köyde de öyle. Ama mesela Şafi olsa — gardaş, Şafi'nin de namazı var, orucu var, Kuran'ı var. Ne farkı var ki benim için? Hoca-Mehmet'le bazen tartışıyoruz tefsir üzerine, o da her şeyi aynı görmüyor benimle. Alevi olsa... işte orada bir şey kıpırdıyor içimde, inkâr etmeyeyim. Köyde Alevi yoktu, üniversitede birkaç arkadaş vardı, iyi insanlardı ama "onlar farklı" diye bir his vardı, nereden geldi bilmiyorum — babadan mı, camiden mi, havadan mı? Ama şunu da biliyorum: o his benim düşündüğüm bir şey değil, sindirilmiş bir şey. Komşu komşudur, fındık vakti yardım eder, hasta olunca kapısını çalarım — din sormazsın bunu. Yani rahatsız olur muyum... dürüst olayım, ilk saniyede bir "eh" geçiyor içimden, ama üç dakika sonra "ne saçmalıyorsun Cemal" diyorum kendime. İkisi de ben.

Geleneksel

[Bağlam: Selma'ya akşam eve gelince, konu çıkarsa] "Selma, komşu kim olursa olsun, benim için önce adam gibi adam mı değil mi, o önemli. Bizim Bulgaristan'daki komşularımız ne Türk'tü ne Müslümandı, yine de kapı komşusuydu, bir şey olmadı. Mezhep mezhep ayrılırsak nereye varırız ki."

▸ aklından neler geçti?

Mezhebi nedir ki komşunun? Alevi mi, Şii mi, ne? Alevi olsa... dürüst olayım, içimde bir şey kıpırdıyor mu? Belki biraz. Ama sonra düşünüyorum — babam Bulgaristan'da namaz kılarken Bulgarlar "bunlar Müslüman mı Türk mü" diye bakıyordu, biz de "farklı" damgası yedik. O yüzden birini mezhebinden ötürü dışlamak... kendimi çok iyi hissettirmez bu. Öte yandan "komşu komşunun dumanına muhtaç" derler, adam iyi komşu mu, çocukları saygılı mı, gece ses çıkarıyor mu — bunlar daha çok ilgilendiriyor beni açıkçası. Ama yüzde yüz "hiç farketmez" de diyemem, bir yerde fark eder, mevlütte davet eder misin etmez misin, bayramda kapı çalar mı çalmaz mı — bunlar küçük sürtüşmeler yaratır.

Geleneksel
kapalı

[Kahvedeki Halepli abilere, birisi bu konuyu açarsa] "Vallahi abi, komşu komşudur. Benim için önemli olan adam saygılı mı, kapı önünde kavga çıkarıyor mu, çocukları gece bağırıyor mu. Mezhep meselesi Allah ile kul arasındadır, benim işim değil."

▸ aklından neler geçti?

Yani... bu soru biraz garip geliyor bana açıkçası. Komşu komşudur, mezhep ayrı bir şey. Ama tam dürüst olayım — Halep'te de vardı bu ayrım, Şii mi Sünni mi diye bakılırdı, özellikle savaş döneminde bu şeyler keskinleşti, insanlar birbirini tarıyordu. Ben burada Alevi komşuyla da oturduk, hiç sorun olmadı, adam iyi insandı, kapıya çıktığında selam verirdi. Ama şunu da inkâr edemem: içimde bir yerde "acaba nasıl biri" diye bakıyorum mu ilk başta? Belki bakıyorum. Sonra geçiyor. Asıl mesele gürültü mü yapıyor, kiraya katkısı var mı, kapı önünü temiz tutuyor mu — bunlar. Mezhep... hayatta kalan insan için mezhep ikinci sırada kalıyor, bunu savaşta öğrendim. Ama bunu söylediğimde de içimde bir ses "bu kadar basit değil Yusuf" diyor. İki şey aynı anda doğru olabiliyor.

Dindar

[Kahvede, emekli arkadaşlardan biri sorarsa] "Yahu komşu komşudur, ne mezhebi kardeşim. Kapı komşun seninle geçinirse geçinir, geçinmezse geçinmez — bunu mezhep yapmaz, adam yapar. Fabrikada her çeşit insan vardı, kimse kimseye sormadı ne olduğunu."

▸ aklından neler geçti?

Alevi mi olur, Şafi mi olur... ne olursa olsun, komşu komşudur. Kapı komşusu. Ama içimde bir şey var, inkâr etmeyeyim — Alevi olsa biraz farklı hissederim, yani ilk başta. Neden? Bilmiyorum tam, öyle yetişmişiz işte. Ama fabrikada Alevi vardı, Mehmet Usta mesela, 22 yıl yan yana çalıştık, hiç sorun olmadı. Yani teoride "rahatsız olmam" diyorum ama gerçekten hiç Alevi komşum olmadı ki, nereden biliyorum? Şafi olsa zaten fark etmez, o ayrı bir şey. Ama mesela namaz vakitleri, bayram, cenaze — bunlarda ne yapar, nasıl davranır, oradan anlaşılır adam. Mezhep değil, adam önemli.

Geleneksel
kapalı

[Bağlam: Banu sorsa, akşam yemekte] "Hayır, neden rahatsız olayım efendim. Komşuluk ayrı bir şey, inanç ayrı. Biz zaten kimsenin evinde ne yaptığına karışmıyoruz." — Bununla bitiririm. Annemin o "ama"lı cümlesini aklımdan geçirdiğimi söylemem. Gerek yok.

▸ aklından neler geçti?

Yani... rahatsız olur muyum? Alevi komşu mu, Şii mi, ne demek istiyorlar tam olarak? Bizim mahallede zaten kimse birbirinin ibadetine karışmıyor, o kadar. Şu an aklıma gelen tek şey şu: komşuluk ilişkisi mezhepten önce geliyor bende. Adam saygılıysa, kapı önünü temiz tutuyorsa, gece 12'de müzik açmıyorsa — gerisi teferruat. Ama içten içe bir şey var mı? Var belki. Mesela Alevi komşu olsa, annem ne der diye düşünüyorum kendimi. Anne "iyi insanlardır ama..." diye başlayan o cümleyi kurar muhtemelen. Ben o cümleyi kurmam, ama annemin sesini duyuyorum kafamda. Şii olsa? Hiç düşünmemiştim bile. Yani o kadar uzak bir ihtimal ki bana. Rahatsız olmam ama "nasıl biri acaba" diye bir saniye duraksamam olur mu? Belki. Bunu kabul edeyim.

Modernler
kapalı

[Bağlam: babam ya da mahalle büyükleri sorarsa] "Komşuluk ayrı bir şey, insana bakarız biz. Saygılı, dürüst biri mi, o önemli." — Bu kadar. Fazlasını açmam, tartışmaya girmem. Babam belki hafifçe kaşını çatar, ben konuyu değiştiririm.

▸ aklından neler geçti?

Komşu derken... Alevi mi kastediyorlar, yoksa Şii mi? Çünkü bunlar aynı şey değil zaten. Alevi komşumuz zaten var, Ahmet Amca'lar — kimse bir şey demedi hiçbir zaman, bayramda kapıya gelir, babam da gider. Ama mesela Şii olsa, İranlı tarzı bir şey... bilmiyorum, aile ne der? Benim için gerçekten fark eder mi? Açıkçası hayır, etmez. Ama bu soruyu sorsalar babama, "komşuluk ayrı, akide ayrı" der, sohbeti kapatır. Ben de içimden "yani ne fark eder ki" derim ama söylemem. Zaten benim "fark etmez" diyebileceğim başka şeyler var ki, onları da söyleyemiyorum — mezhep meselesi bunların yanında kolay bile sayılır.

Geleneksel

[Bağlam: bir tanıdık ya da iş arkadaşı bu soruyu sohbet arasında sorarsa] "Hayır, neden rahatsız olayım? Ben zaten dini bir insan değilim, komşumun da ne mezhepten olduğunu bilmiyorum genellikle. Benim için komşu iyi komşudur, kötü komşu kötü komşudur — mezhebi değil davranışı önemli."

▸ aklından neler geçti?

Mezhebi ne ki? Alevi mi, Sünni mi, ne fark eder bana... Zaten ben de hiçbir şey değilim, namaz kılmıyorum, oruç tutmuyorum, mezheple işim yok. Ama soru "rahatsız olur musun" diye soruyor — yani sanki bu normal bir rahatsızlık kaynağıymış gibi. Komşumun Alevi olmasından mı rahatsız olayım? Saçma geliyor. Asıl rahatsız olduğum şey gürültü, sigara dumanı koridora taşması, asansörü bozuk bırakmak — bunlar. Ama şunu da fark ediyorum: bu soruyu bana soran biri muhtemelen "evet, olur" diyen insanların varlığını biliyor ve ben de biliyorum. Eskişehir'de, Yenibağlar'da, komşularla konuşurken bu konu hiç çıkmadı aslında — belki çünkü kimse sormadı, belki çünkü herkes zaten bilmiyordur birbirinin mezhebini.

Modernler
kapalı

[Bağlam: kahvedeki Mardinli hemşehrilerden biri "komşun kim, nasıl biri" diye sorarsa] "Gardaş, komşu komşudur. Kapı komşusu iyi insan mı, selamlıyor mu, gece rahatsız ediyor mu — o önemli. Geri kalanı Allah'a kalsın."

▸ aklından neler geçti?

Yani... mezhep derken ne kastediyorlar tam olarak? Alevi mi, Şii mi, Hristiyan mı? Tarlabaşı'nda zaten her türlü insan var — üst katta Suriyeli var, Sünni ama mezhep farkı mı yok aralarında kim bilir. Ben Kırmancî'yim, köyde Hanefi-Şafii karışık derdik zaten, büyüklerim "şu Şafii'nin oğlu" derdi ama kimse birbirini kovmadı. Yani ben rahatsız olur muyum... açıkçası hayır, olmam. Adamın inancı kendi meselesi, benim işim değil. Ama şunu da diyeyim — Alevi komşu olsa mesela, kahvede biri "Alevi'yle nasıl oturuyorsun" dese, ben ne derim? Bir şey demem, sustururum konuyu. Çünkü oraya girince bitmez, hem de benim Tarlabaşı'nda kimi inciteyim, kimi kaybedeyim? Zaten burada yeterince yorgunuz.

Geleneksel

[Aylin'e, telefonda ya da öğle arası muhasebe ofisinde] "Yok canım, ne fark eder. Ben komşumun adını bile zor biliyorum, mezhebini mi soracağım. Asıl mesele gece on birde çamaşır makinesi çalıştırıp çalıştırmadığı." Güleriz, geçeriz.

▸ aklından neler geçti?

Mezhebi ne ki zaten... Alevi mi, Sünni mi, Şii mi — benim için fark eder mi? Biz zaten hiçbir şey tutmuyoruz, ne namaz ne oruç ne cuma. Komşuyla ilişkim şu: kapı önünde selam, asansörde iki cümle, gürültü yapmayın yeter. Fatma'nın bakımıyla uğraşırken kim olduğunu bile hatırlamıyorum bazen, hangi kattaki kim onu bilmiyorum artık. Ama şunu da söyleyeyim kendi kendime — Hakan'ın Akhisar tarafından gelen akrabalar "Alevilerle komşu olmak zor" falan diyordu bir keresinde, o an bir şey demedim ama içimden "ne saçmalıyorsunuz" dedim. Bende öyle bir şey yok, gerçekten yok, ama bu "yok" mu yoksa hiç düşünmediğim için mi yok — onu da tam bilmiyorum.

Modernler
kapalı

[Bağlam: köy kahvaltısında Fatma ile otururken, soru gelirse] "Kuzum Allah herkesi yarattı, komşuluk hakkı ayrı şey. Selam veririm, ihtiyacı olsa yardım ederim. Ama... herkes kendi adetine göre yaşar işte. Biz de böyle büyüdük." — Sonrasını söylemem. Kız-alıp-verme meselesine girersem ne diyeceğimi bilmiyorum, konuyu değiştiririm.

▸ aklından neler geçti?

Alevi mi diyorlar... Köyde Alevi yok zaten, hep Sünni'yiz. Ama mesela Fatma'nın kayınvalidesi Kayseri'den geldi, onlar biraz farklıydı, yine de iyi insanlardı, kapıya geldi mi çay içtim. Rahatsız olmak... ne demek rahatsız olmak? Adam namazını kılıyor mu, evine bakıyor mu, benim bahçeme taşını atıyor mu? Bunlara bakarım ben. Ama... vallahi içimden bir şey var, yabancı gibi hissederim biraz, ne yalan söyleyeyim. Onların adetleri farklı, cemlerini bilmiyorum, ne yapıyorlar bilmiyorum. Komşu olur, selam veririm, ama kız alıp vermek... orası ayrı iş.

Geleneksel

[Bağlam: Sema ile akşam yemekte, ya da Birikim toplantısında biri bu soruyu açarsa] "Yok böyle bir şeyim, açıkçası. Komşuyla ilişkim mezhep üzerinden kurulmaz zaten. Ama şunu da söyleyeyim — bu soruyu sormak bile bir şeylerin değiştiğini gösteriyor; yirmi yıl önce kimse böyle sormuyordu. Şimdi soruyoruz, bu da bir şey."

▸ aklından neler geçti?

Mezhepler... Sünni mi, Alevi mi, Şafi mi, Hanefi mi — bu soruyu kendime sormak bile garip geliyor açıkçası. Benim için komşu, komşudur; sabah asansörde selam, kapıda paket bırakma, gece geç saatte ses meselesi — bunlar önemli. Ama şunu da dürüstçe söyleyeyim kendi kendime: eğer komşu her sabah namaz vakti kapı önünde seccade açıyorsa ya da evde sürekli dini toplantı varsa, bir rahatsızlık hisseder miyim? Belki evet — ama bu mezhepten değil, gündelik-yaşam-sınırı meselesinden. Yoksa Alevi komşu mu, Şafi komşu mu — bunun benim için hiçbir farkı yok, bunu söyleyebilirim. Hatta şunu da düşünüyorum: bu soruyu sormak, insanın içinde bir şeylerin olduğunu varsayıyor — sanki herkes bir yerde mezhep kaygısı taşıyor. Ben taşımıyorum. Ama bunu söylerken de şunu fark ediyorum: ben hiç bu durumla karşılaşmadım ki gerçekten. Bahçelievler'de komşularım kim? Emekli öğretmen, mühendis, avukat — kimsenin mezhebini bilmiyorum, bilmek de istemedim.

Modernler

[Kahvehanede, Almancılar'dan Hüseyin'e sorsa böyle bir şeyi] "Gardaşım, ben Almanya'da 30 yıl her milletten adamla çalıştım. Hristiyan, Müslüman, ne bileyim. Komşuluk başka şey, inanç başka şey. Adam dürüst mü, evine bakıyor mu, selam veriyor mu — o önemli. Gerisi Allah'ın işi."

▸ aklından neler geçti?

Yav... "farklı mezhep" derken ne kastediyorlar ki tam olarak? Şafiimi, Hanefiyi mi? Yoksa Alevi mi? İkisi aynı şey değil. Şafii komşu olsa — ne var ki, Almanya'da fabrikada Kürt Şafiilerle 30 yıl yan yana çalıştım, Mehmet Özdemir'le aynı vardiyada 12 yıl, adam kardeşimden iyi idi. Ama... Alevi komşu olsa? İçimde bir şey kıpırdıyor bunu söylerken, ama neden kıpırdıyor bilmiyorum tam. Köyde zaten yok Alevi, Üzümlü saf Sünni, bu soruyu hiç gerçek hayatta yaşamadım. Almanya'da da Türk mahallesinde herkes Sünni'ydi aşağı yukarı. Yani bu benim için soyut bir soru aslında. Ama şunu biliyorum — adam namuslu mu, evine bakıyor mu, komşuluk hakkını biliyor mu? O daha önemli. Bunu düşününce utanıyorum biraz kendi ilk tepkimden.

Geleneksel
kapalı

[Bağlam: Saliha-teyze ya da Hayrettin sorarsa, ya da hemşehri toplantısında konu açılırsa] "Kuzum, komşuluk ayrı bir şey. Kapı komşusu iyi huylu, saygılı, eziyet vermiyorsa, Allah ne derse desin — ben geçinirim. Biz de burada gurbette büyüdük, bize de 'siz Karadenizli' diye bakan oldu, o acıyı bilen insan öyle kolay ayırt etmez." — Ama Saliha-teyze ısrar ederse, "vallahi sen bilirsin" deyip konuyu kapatırım. Daha fazla açmam.

▸ aklından neler geçti?

Vallahi... şimdi dürüst olayım kendi kendime. Alevi komşum oldu mu hiç? Oldu. Şu Güneydoğu'dan gelen Kürt aileler var mahallede, onların bir kısmı Alevi, bir kısmı Şafi — hiç sorun çıkmadı aramızda. Ama içimde bir şey var, inkâr etmeyeyim: Alevi deyince "acaba nasıl bir aile" diye bir an duraksamak oluyor. Sonra geçiyor, tanıdıkça geçiyor. Ama o ilk an var. Şimdi bu benim ayıbım mı, yoksa köyde büyürken kulağıma doldurulan bir şey mi bilmiyorum. Saliha-teyze de böyle konuşur zaman zaman, "onlardan komşu olmasın" der — ama ben o kadar keskin hissetmiyorum aslında, hissetmek de istemiyorum. Komşuluk ayrı bir şey, din ayrı bir şey. Kapı komşusu olan adam iyi insan mı, kötü insan mı — o daha önemli benim için. Ama bunu kendime söylerken bile "acaba doğru mu düşünüyorum" diye bir soru var içimde.

Dindar

[Bağlam: köy kahvehanesinde, sabah sohbetinde, yaşlı erkek halkasında biri sorarsa] Wele billah, komşu komşudur. Namazını kılar, helalinden geçinir, kapımı çalmaz gece yarısı — başka ne isteyeyim? Mezhep Allah'la kul arasında iş, benim işim değil.

▸ aklından neler geçti?

Mezhebi ne ki... Şafii mi, Hanefi mi? Biz zaten Şafiiyiz ama köyde imam Hanefi usulüyle kıldırıyor, yıllardır ses çıkarmıyorum. Alevi olsa... dur, Alevi olsa ne olur? Kötü adam mı olur? Hayır. Ama içimde bir şey var, inkâr etmeyeyim — "aynı mı?" diye bir soru çıkıyor. Sonra kendi kendime diyorum, 1999'da komşu Hüseyin'in oğlu Mehmet, o da Alevi'ydi, o da kaldı köyde, o da ağladı o sabah. Mezhebi beni kurtarmadı, onu da kurtarmadı. Peki ne diyeyim şimdi... Rahatsız olmam ama "aynı" da demem, işte orada takılıyorum. Suriyeli Hristiyan komşu olsa ne olur diye düşünüyorum bazen, Midyat'ta Süryaniler vardı eskiden, babam onlarla alışveriş yapardı, "iyi insanlardı" derdi. Yani insan insandır ama... içimde o "ama" var, ne yapayım.

Geleneksel

[Tağar'daki Düriye'ye veya Maltepe'deki cemevi kadın grubundan birine, çay içerken] "Yok canım, komşu komşudur, Sünni de olsa Alevi de olsa — insanın insanla derdi olmaz ki. Yeter ki saygısı olsun, benim kapıma gelince 'Bismi-Şah' diyip girmesini beklemiyorum zaten. Ama şunu da söyleyeyim, beni 'kız sen Alevi misin' diye yadırgayan biri olursa, o zaman aramıza mesafe girer — mecburiyetten değil, yorgunluktan."

▸ aklından neler geçti?

Sünni komşu mu? Wele billah, bu soru beni gülümsetiyor biraz — biz zaten hep "farklı mezhep" komşuyla yaşadık, hayatımız boyunca. Tağar'da bile öyle değil miydi, Hozat'ta bile. Ama şimdi içimde bir şey var, dürüst olayım: eğer Sünni biri gelip "abi Diyanet'in dediği bu, namaz vakti şu" diye bir hava verse, o zaman biraz gerilirim. Yoksa "farklı mezhep" diye kapıyı kapatmak — bu bize yapılanı biz yapmak olur, bunu yapamam. Ama bir köşede küçük bir tedirginlik var yine de, inkâr etmeyeyim — 1937'yi anlatan annem, 1995'te kurşun seslerini duyan ben, "devlet bizden yana değil" diye büyüyen çocuklarım... bu tedirginlik nereden geliyor biliyorum, ama komşuya haksızlık etmek de olmaz.

Geleneksel

[Bağlam: iş arkadaşına ya da WeWork'ta birine sohbet sırasında sorulsa] "Yok ya, neden rahatsız olayım? Kim olursa olsun, saygılı, nazik, gürültü yapmıyorsa komşum olur. Ben de kimseye inanç sorgulaması yapmam, o da yapmasın bana, tamam." — Bunu söylerim ve içtenlikle söylerim. Ama baba Mahmut'a aynı soruyu sorsanız cevap biraz daha katmanlı çıkar, ben onun cevabını veremem.

▸ aklından neler geçti?

Yani... sormak bile garip bir soru aslında. Ben Alevi'yim, ailem 1979'da Sivas'tan kaçtı, 1993'te Madımak'ta insanlar yakıldı — benim mezhebimden insanlar. Şimdi bana "Sünni komşudan rahatsız olur musun?" diye soruyorlar. Hayır, olmam. Ama şunu da atlamamalı: rahatsız olmam ile "eşit güçte" olmak aynı şey değil. Yani ben Bomonti'de Sünni komşuyla merhaba-günaydın-asansör muhabbeti yaparım, sorun çıkmaz. Ama bir yerde, çok derinlerde, "bu adam 2 Temmuz'da ne düşünüyor acaba" sorusu geçiyor kafamdan. Geçiyor işte. Haksız mı? Belki. Ama 32 yıldır her 2 Temmuz'da babanın yüzünü görünce bu soru kafanda oturuyor. Sonra kendi kendime "yahu Erkan sen de ne biçim düşünüyorsun, adam sadece komşun" diyorum ve geçiyor.

Modernler

[Bağlam: Hacettepe'den eski edebiyat arkadaşı Selin, kahvede, yarı-ciddi sohbet ortamında] "Hayır, rahatsız olmam — ama soruyu tersine sor bana. Ben rahatsız olmam, peki o benden rahatsız olur mu? İşte orada durup düşünüyorum." Bir an sessiz kalırım, sonra eklerim: "Yani teoride hepimiz 'komşu komşunun hakkıdır' deriz ama bu ülkede Alevi olduğunu söyleyince insanların yüzünde o küçük değişimi gördükten sonra sen de biraz temkinli oluyorsun."

▸ aklından neler geçti?

Komşu mezhepten mi... yani Sünni mi diyecek bu? Çünkü ben zaten bu binada kimin ne olduğunu bilmiyorum, bilmek de istemiyorum açıkçası. Ama "rahatsız olur musun" diye sorulunca içimde bir şey kıpırdıyor — sanki soruyu tersine çevirmek istiyorum, "Sünni komşu benden rahatsız olur mu?" diye. Çünkü asıl o gerilim oradan geliyor, benden değil. Ben Alevilerin tarihte ne yaşadığını biliyorum, 9 yaşında öğrendim zaten. Ama şunu da söyleyeyim: şu an bu binada üst katta kim var, alt katta kim var, ne inanıyor — gerçekten bilmiyorum ve bu beni hiç rahatsız etmiyor. Yani soru biraz yanlış kurulmuş gibi geliyor; "mezhep" diye bir şeyi komşulukta görünür kılan bir durum olmadıkça bu sorunun pratikte karşılığı yok benim için.

Modernler

[Bağlam: kahvehanede, kasabadan biri sorarsa] "Yahu komşuluk başka, inanç başka. Ben komşumun namazını kılmıyorum, o da benimkini. Kapı önünde selam, ihtiyaçta yardım — o olsun, gerisini Allah bilir. Kasabada hep birlikte yaşadık, depremde de birlikte kaldık altında."

▸ aklından neler geçti?

Mezhebi ne olur ki... Alevi mi, Şii mi, yoksa başka bir şey mi? Alevi olsa... açıkçası, kasabada pek yoktu zaten, ama Hassan'ın ailesiyle oturduğumuzda onlar Şii değil miydi biraz, bilmiyorum tam, hiç sormadım da. Biz Sünni'yiz, baba evinde hep öyle büyüdük, amca imam, ama komşuluk ayrı bir şey. Komşu komşudur. Selamı, kapı önü muhabbeti, depremde Mahmut-amcanın oğlunu aradık enkazda sekiz saat, o an kim Sünni kim Alevi diye bakmadık. Ama... içimde bir şey var, inkâr etmeyeyim, mesela Cuma namazına gidiyorum, komşu gelmiyor, ya da bayramda ziyaret farklı oluyor, bir tuhaflık hissedilir mi acaba, kasaba da konuşur, "Ramazan-Hoca'nın yanına şunu almış" diye... Yani rahatsızlık değil tam, ama bir... sürtüşme beklentisi var içimde. Haksız mıyım, bilmiyorum.

Geleneksel
kapalı

[Bağlam: Hatice-teyze ya da Kuran kursu arkadaşlarından biri böyle bir şey sormaya kalkarsa] "Yani Allah hepimizi yarattı, komşuluk hakkı var, bize düşen iyi geçinmek. Ama tabii ki kendi halinde, saygılı insan olsun, o yeter. Mezhep mezhep ayrılık yaratmak doğru değil." — Orada bırakırım, fazla girmem.

▸ aklından neler geçti?

Yan komşu… Alevi mi demek istiyor bu soru? Çünkü burada başka ne olabilir ki, Rum yok artık, Ermeni yok, Kürt var ama onlar da Sünni çoğunlukla. Alevi komşu olsa… vallahi şimdi dürüst düşüneyim. Hatice-teyze'nin karşısındaki Fatma-hanım'ın kocası Alevi'ymiş, duymuştum, ama Fatma-hanım Sünni, çocukları bizim çocuklarla oynuyor, hiç bir şey olmadı. Yani günlük hayatta ne fark eder ki? Ama bir yandan da… içimde bir şey var, inkâr etmeyeyim. Mesela Ramazan'da komşu oruç tutmasa, ya da Cuma'ya gitmese, o zaman mı fark eder? Bilmiyorum. Belki fark eder belki etmez. Ama "rahatsız olur musun" diye sorulunca hemen "hayır" demek de doğru değil, "evet" demek de haksızlık. Çocuklarım büyüdü bu mahallede, kim kimin ne olduğunu pek bilmeden büyüdü, Allah'a şükür kavga da olmadı. Ama Zeynep büyüdü, eşarp taktı, şimdi biraz daha düşünüyor insan.

Dindar

[Kahvehanede, mahalle abilerinden biri "Alevi komşun olsa ne yaparsın" diye sorarsa] Yav gardaş, adam komşu işte, ne yapacaksın. Saygılı mı, dürüst mü, çocuğu edepli mi — o önemli. Geri kalanı onun bileceği iş, benim bileceğim iş değil. Biz de çok çektik "siz şöylesiniz, siz böylesiniz" lafından — ben kimseye o lafı etmem.

▸ aklından neler geçti?

Mezhebi ne, Alevi mi, Şii mi ne? Yani... komşu komşudur gardaş, sabah kapı önünde görüşürsün, bayramda el sıkışırsın, o kadar. Benim zaten cami-cuma işim çok sağlam değil ki, ben kime ne diyeceğim. Ama şunu da dürüst söyleyeyim — Alevi komşu olsa mesela, içimde bir "acaba nasıl biri" sorusu geçer mi? Geçer. Çünkü büyükler hep "onlar farklı" dedi, o ses kafanın bir köşesinde oturuyor. Ama sonra düşünüyorum ya — bize de "Romanlar farklı" diyorlar, bize de "onlar öyle böyle" diyorlar, kapıdan çeviriyorlar. Ben o adamın yerine geçebilirim. Yani aslında rahatsız olacak ne var, adam benim duvarımı paylaşıyor, benim çocuğumla oynuyor çocuğu, iş bu kadar.

Geleneksel
kapalı

[Bağlam: Aisha'ya akşam yemekte, ya da Suriyeli hemşehri arkadaşa camide sonra] "Yani komşu komşudur, ne yapalım. Namazını kılar, işine bakar, bize saygı gösterirse biz de gösteririz. Allah herkesi bilir, biz kim olduğumuzu bilelim yeter. Mezhep meselesine girmeyiz biz, zamanımız yok bunlara."

▸ aklından neler geçti?

Yan komşu... mezhep meselesi. Alevi mi, Şii mi, ne kastediyor bu soru? Bizim mahallede zaten karışık — Türk komşular var, bazısı Alevi olabilir, bilmiyorum bile açıkçası, sormadım hiç. Sormak da garip olur. Halep'te de böyleydi, Şii komşumuz vardı çarşıda, iş yapardık, selam verirdik, kavga mı ettik hiç? Etmedik. Ama içimde bir şey var tabii, inkâr etmeyeyim — Şii biri olsa, mesela İranlı tarzı biri, biraz... nasıl desem, biraz temkinli bakarım ilk başta. Sonra görürüm nasıl biri olduğunu. Asıl mesele mezhep mi, yoksa nasıl bir insan olduğu mu? Namuslu mu, saygılı mı, çocuklarım güvende mi yanında — bunlar daha önce gelir aslında. Ama bunu da kendime söylemem biraz zaman alır bazen.

Geleneksel
kapalı

[Selim'e akşam, çocuklar uyuduktan sonra, kısık sesle] "Selim, ya komşumuz farklı mezhepten biri olsa, mesela Alevi biri taşınsa, ne düşünürsün?" derdim, kendi görüşümü söylemeden önce onun ne diyeceğini dinlerdim. Sonra "yani komşuluk komşuluk, kimseye karışmayız" derdim, gerisini içimde bırakırdım.

▸ aklından neler geçti?

Yani... Alevi olsa ne olur ki? Şu an karşı komşumuz Fatma hanım zaten biraz farklı, tam bilmiyorum ama kocası hiç camiye gelmiyor, Ramazan'da da... neyse. Ama mesele şu — komşuluk ayrı bir şey, namaz ayrı bir şey. Ben onunla aynı sofrada oturmuyorum ki. Ama içimden bir ses "ne bileyim, çocuklar büyüyor, Berfin onların çocuğuyla oynar, evlerine gider gelir, o evde ne konuşulur" diyor. Sonra kendi kendime utanıyorum bu düşünceden biraz — adam komşu, ne zararı var. Ama aşiret büyükleri duysa ne der, Selim ne düşünür... Selim zaten "komşuluk ayrı, din ayrı" der herhalde, o kadar katı değil. Yani rahatsız olur muyum — tam rahatsız olmam ama bir yerde bir şey sıkışıyor, ne olduğunu tam söyleyemiyorum.

Dindar

[Bağlam: Esra'ya akşam yemekte, konu çıkarsa] "Canım, komşuyu mezhepten seçmiyoruz ki. Sezer Bey'e bak, ne güzel komşu. Adam iyi mi, kötü mü, o önemli — geri kalanı bizi ilgilendirmez."

▸ aklından neler geçti?

Yani... Alevi mi, Şii mi, ne demek istiyorlar bununla? Alevi komşum zaten var, Sezer Bey, alt kattaki — adam gayet iyi insan, bayramlarda kapıya gelir, Doruk'u sever. Hiç "mezhep" diye bir şey düşünmemişim o ilişkide. Ama bir yandan şunu da fark ediyorum: eğer biri çok farklı pratiklerle gelirse, bilmiyorum, sabah erken ses falan... o zaman rahatsız olurum ama bu mezhepten değil, komşuluktan. Şii mi gelecek, Alevi mi — fark eder mi benim için gerçekten? Dürüst olayım: hayır, pek fark etmez. Ama sonra bir iç ses "baba ne der" diye geçiyor, Şükrü Bey biraz daha katmanlı düşünür bu konularda, o ayrı mesele.