Bu 70 kişinin neredeyse tamamı mahallesinde en çok iki şeyin değiştiğini söylüyor: tanıdık yüzlerin azalması ve fiyatların artması — ama bu iki şikâyetin arkasında çok daha derin bir kayıp hissi yatıyor.
---
Genel kanaat
70 kişiden 51'i (%73) ekonomik değişimi öne çıkardı. Kira, esnaf kapanması, zincir marketler, butik kafeler — bunlar tekrar tekrar geldi. Ama ekonomik şikâyet çoğu zaman başka bir şeyin kapısını araladı: komşuyu tanımama, asansörde selam vermeme, mahallenin "benim" olmaktan çıkması hissi. 65 kişi (%93) aile ve komşuluk çerçevesinden konuştu; bu oran dikkat çekici çünkü soru bunu sormuyordu.
46 kişi (%66) değişime açıkça olumsuz baktı. Sıfır kişi (%0) "mahalle iyileşti, güzel oldu" dedi. Ama bu saf bir nostalji değil. Pek çok kişi kendi kendini tuttu: "Ben de o değişimin parçasıyım," "Biz de bir zamanlar yeni gelendik," "Belki ben değiştim, mahalle aynı kaldı." Bu öz-sorgulama, cevapların içinde sürekli bir gerilim yarattı.
27 kişi (%39) dini ya da cemaat çerçevesinden baktı; 16 kişi (%23) siyasi bir okuma yaptı. Ama her iki grupta da asıl dert aynıydı: "Benim bildiğim mahalle nerede?"
---
Tanıdık yüzlerin gitmesi
En çok tekrar eden cümle şuydu: "Komşuyu tanımıyorum artık." Bu cümle İzmir'de de çıktı, Erzurum'da da, Konya'da da. Şükriye (p_025), İzmirli çiçekçi, bunu şöyle koydu: "Yüzler değişti. Eskiden kapı önünde oturan Hacer teyze vardı, şimdi o binanın altına bir ofis açtılar." Hasan (p_052), Yozgatlı emekli fabrika işçisi, daha doğrudan konuştu: "Eskiden sabah çıkardım, her yüze selam verirdim. Şimdi yeni kiracılar var, sabah arabaya atlıyorlar, akşam dönüyorlar — ne selam ne sual."
Bu his sadece büyük şehirlere özgü değildi. Cemal (p_043), Hacıbektaş'ta baharatçı, "Sıradan bir salı günü yürüyorum Cemalettin'de, tanımadığım insan" dedi. Yaşar (p_008), Eskişehirli emekli, "Alt kattaki adam kim bilmiyorum, iki yıldır merdivende karşılaşıyoruz, 'günaydın' diyoruz, o kadar" diye anlattı.
---
Kira her şeyi değiştirdi, ama kimse bunu tek başına söylemedi
51 kişi ekonomik baskıdan söz etti. Ama kira şikâyeti neredeyse hiç yalnız gelmedi — hep bir kaybın habercisi olarak geldi. Sümeyye (p_002), Bahçelievlerde muhasebeci, "Komşularımın yarısı gitti, yenileri geldi, onlar da gitti" dedi ve ekledi: "Kapı komşum Fatma Hanım Esenyurt'a taşındı, şimdi karşı dairede kim oturuyor bilmiyorum." Şervan (p_016), Diyarbakırlı kafe garsonu, değişimi daha sert ifade etti: "Değişiyor ama bize dönük değişmiyor, başkaları için değişiyor sanki."
Erol (p_050), Bursalı nakliyeci, mevlüt örneğiyle somutlaştırdı: "2014'te 280 kişiydik, geçen sene 110 kişiydik." Kira rakamı değil, mevlüt kalabalığı — ama aynı şeyi anlatıyor.
---
"Biz de bir zamanlar yeni gelendik" — ve bu düşünce rahatsız etti
17 kişi (%24) güvenlik kaygısını dile getirdi; 16 kişi siyasi çerçeveden baktı. Ama bu 70 kişinin içinde en ilginç gerilim başka bir yerde yaşandı: yeni gelenlere duyulan rahatsızlık ile "biz de bir zamanlar yeni gelendik" farkındalığı arasında.
Sevda (p_027), Edirneli Pomak hemşire, bunu açıkça söyledi: "Komşu Fatma hanım 'artık mahallemiz ne oldu' diyor ama ben ona bakınca içimden gülüyorum — biz de 1989'da geldik, bize de öyle baktılar." Sonra duraksadı: "Ama o dönem farklıydı, biz Türktük... Kendi kendimle çelişiyorum işte." Adile (p_067), Sultanbeylili ev kadını, aynı çelişkiyi yaşadı: "Biz de 1991'de geldik buraya" dedi, sonra hemen kapattı o düşünceyi. Erol (p_050) da benzer bir yerde takıldı: "Dur bir dakika, senin baban da 1989'da yabancıydı burada" diyip sustuğunu anlattı.
Bu öz-sorgulama 70 kişinin cevabında defalarca göründü. Kimse onu tam çözmedi.
---
Köyler küçülüyor, ama kimse yüksek sesle söylemiyor
Köy ve kasabadan konuşan kişilerde tablo farklıydı. Şehirlerde "yeni yüzler çok" derken, köylerde şikâyet tersine döndü: "Yüzler azaldı." Hatice (p_058), Yozgatlı köylü kadın, "Sabah kapı önüne çıkıyorum, eskiden çocuk sesi vardı, şimdi sessizlik" dedi. Cemal (p_049), Oflu matematik öğretmeni, "Köyde kalan insan sayısı" dedi ve başka bir şey eklemedi — sanki bu tek cümle yeterliydi. Hasan (p_062), Mardinli yaşlı çiftçi, "Köy var ama köy gibi değil" diye bitirdi.
Bu kişilerin hepsinde ortak bir şey vardı: değişimi söylemek istediler ama söylerken köyü "mahkûm etmek" gibi hissettiler. Hatice bunu açıkça dile getirdi: "Bunu düşünmek ağır geliyor, üstüne durmak istemiyorum."
---
Yöntem notu
Bu 70 kişi gerçek değil — her biri farklı bir yaş, şehir, meslek ve geçmişi temsil etmek üzere tasarlanmış kurgusal karakterler. Bir anket değil, bir düşünme aracı. Aynı sorular farklı bir kurguyla sorulsa farklı desenler çıkabilir. Buradaki bulgular Türkiye'nin gerçek nüfusunu temsil ettiğini iddia etmiyor; ama o nüfusun içindeki farklı seslerin nasıl bir arada durduğunu görmek için bir zemin sunuyor.
▸ veri sayımı (kelime-eşleşme)▾ veri sayımı
Cevaplarda hangi konu/söz-kalıbı kaç personada geçti — ham kelime-eşleştirmesi. Yorumlama değil; sayısal arka-plan.
aile/akraba bağlamı65/70
economic_frame51/70
geçim/ay-sonu50/70
olmaz/değil dedi46/70
dini söz/çerçeve27/70
asker/savaş çerçevesi17/70
politik söylem16/70
kamuya açık paylaşmam12/70
kararsız / 'kim bilir'11/70
aile-için-koruma9/70
kayın/namus baskısı8/70
kuşak-aktarımı4/70
ekonomi düzelir umudu3/70
yapısal eleştiri (sistem/eşitsizlik)2/70
cinsiyet/erkeklik-kadınlık1/70
küme
modernler: 24
dindar-muhafazakarlar: 17
geleneksel-muhafazakarlar: 29
mahremiyet
yari-acik: 48
kapali: 21
acik: 1
Bu rapor 70 kurgusal kişinin bu soruya verdiği cevapların bir okumasıdır. Anket değil; gerçek-dünya iddiası içermez. Aynı set yeniden sorulsa farklı bir okuma çıkar.
cevaplar
70
[İş arkadaşına, öğle arası muhabbet] "Bornova fena değişti ya, diyorum. Fiyatlar uçtu tabii ama asıl mesele o değil — mahalle dokusu gitti. Eskiden bakkaldan alışveriş ederdin, adam seni tanırdı, şimdi her yer zincir market. Biz de biraz suçluyuz bundan, kim gidiyor bakkala artık? Ben de gitmiyorum."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Bornova'da beş yıl... Önce fiyatlar aklıma geliyor, başka ne gelecek ki. Taşındığımızda bu mahalleyi "makul" diye seçmiştik, şimdi aynı daireye iki kat kira istiyorlar. Ama asıl değişen şu: eskiden komşu daireden ses gelirdi, şimdi herkes kulaklıkla geziyor, asansörde selam bile yok. Bir de inşaatlar — her boş arsa doldu, her eski bina yıkıldı, sanki şehir kendini yutmaya çalışıyor. Açıkçası ben de o yabancılaşmanın parçasıyım, yeni gelen benim de, kimseyle tanışmadım düzgün. Bunu düşününce hafif utanıyorum aslında.
kapalı
[Hemşehri derneğindeki kadınlarla çay içerken, sohbet arasında] "Yahu mahalle çok değişti beş yılda, insan tanımıyor artık komşusunu. Kiralar uçtu, eski insanlar gitti, yeniler de tutunamıyor. Bakkala gidiyordun bir şeyler öğreniyordun, o da yok artık. Şimdi her şey marketten, kapıdan teslimat... Komşuluk diye bir şey kalmadı."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Beş yıl... Kira. Kira her şeyi değiştirdi aslında. Komşularımın yarısı gitti, yenileri geldi, onlar da gitti. Artık kimseyi tanımıyorum binada. Eskiden kapı komşumuz Fatma Hanım vardı, Konyalıydı, bayramlarda mutlaka kapı çalardı — o da taşındı, Esenyurt'a falan gitti. Şimdi karşı dairede kim oturuyor bilmiyorum, selam bile yok. Bir de esnaf değişti tabii — mahalle bakkalı kapandı, onun yerine bir kozmetik dükkanı açıldı, o da kapandı, şimdi boş duruyor. İstanbul böyle bir yer, insanlar gelip geçiyor, sen de bir şekilde geçici hissediyorsun kendini... ama bunu düşünmek istemiyorum çok, çünkü o zaman "ben de ne zaman gideceğim" sorusu geliyor, o da başka bir şey.
[Bağlam: Cumartesi sabahı kahvaltı grubu — Saffet, Nilgün, Murat — Cihangir'deki o köşe kafede] "Bakın, ben nostaljiye düşmek istemiyorum, bu çok kolay bir tuzak. Ama şunu somut söyleyeyim: beş yıl önce bu sokakta bir manav vardı, bir eczane vardı, bir terzi vardı. Şimdi üçü de ya kapandı ya 'konsept' bir şeye dönüştü. Mahalle işlevini yitirdi — artık bir vitrin bu. Ve benim asıl derdim şu: burada yaşayan insanlar, yani gerçekten yaşayan, gidip gelmek zorunda olan insanlar, nereye gitti?"
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Nereden başlasam... Airbnb meselesi mi, kahvaltıcılar mı, yoksa o berbat yeni binalar mı? Hepsini saysam bir makale çıkar. Ama asıl mesele şu: Cihangir artık bir dekor oldu, insanlar burada *yaşamıyor*, burada *poz veriyor*. Zeynep'le her sabah çıktığımızda — dur, Zeynep yok artık, bunu hâlâ içime sindiremiyorum — yani eskiden çıktığımızda, komşuyu tanırdık, bakkalın adını bilirdik, Ermeni teyzenin kedisinin adını bilirdik. Şimdi alt katta kim oturuyor bilmiyorum, muhtemelen üç ayda bir değişiyor zaten. Ama öte yandan... dürüst olayım, ben de bu "eski Cihangir" söylemini biraz abartıyor olabilirim — nostaljinin kendisi de bir tuzak. 1991'de geldim, o zaman da "eski sakinler" benden öncekileri kastederdi. Yine de fark var, somut fark var: o zaman kira ödeyip burada yaşanabiliyordu, şimdi yaşanmıyor.
kapalı
[TikTok'a çektiğim bir "mahalle değişimi" videosu için düşünüyorum bunu, ya da kafede bir müşteri sorarsa] "Yani abla/abi, Esenyurt çok hızlı değişti son yıllarda. Binalar çoğaldı, yeni insanlar geldi, eski esnaf gitti. Bir yandan güzel, bir yandan da o eski mahalle havası kalmadı pek. Nostalji mi ne bileyim, ama insan fark ediyor işte."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Ya ne değişti dersin... Apartmanlar falan değişti tabii, her yerde inşaat, her yerde yeni bina. Ama asıl şu: mahalle artık tanıdık gelmiyor bana. Yani çocukken burada herkes birbirini tanırdı, Kürt komşu, Arap komşu, hep bir arada bir şeyler vardı. Şimdi kimse kimseyi tanımıyor, kapı komşum kim bilmiyorum ben. Bir de fiyatlar — kafe fiyatları, kira fiyatları, her şey. Annem "eskiden şu dükkânda falanca amca vardı" diyor, şimdi orada bir zincir kafe var, ben orada çalışıyorum belki de ironi bu. Ama şunu da söyleyeyim kendi kendime — belki ben de değiştim, 22'ye geldim, mahalle aynı kaldı ben mi farklı bakıyorum bilmiyorum.
[Bağlam: TÜSİAD çalışma grubu akşam yemeği, masada birkaç kişiyle sohbet ederken] "Beşiktaş'ta esnaf kalmadı artık, Çarşı tamamen döndü — her yer cafe, her yer co-working. Komşuluk dokusu bitti diyeyim. Ama dürüst olmak gerekirse ben de o dokuya ne kadar katkı koyuyorum ki, sabah erken çıkıyorum akşam geç giriyorum. Şehir değişiyor, biz de değişiyoruz onunla birlikte."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Beşiktaş... beş yılda ne değişti dersin. Her şey değişti, hiçbir şey değişmedi — bu nasıl oluyor bilmiyorum. Çarşı'da artık bir esnaf tanımıyorum, hepsinin yeri ya cafe oldu ya da o "artisanal" bir şeyler satan dükkanlar. Kira baskısı mı, gentrification mi ne derlerse desinler — adamlar tutunamamış. Ama asıl rahatsız eden şu: mahalle daha kalabalık ama daha sessiz. Yani komşuyla konuşmuyorsun, asansörde telefona bakıyorsun, kimse kimseyi tanımıyor. Ben de dahilim buna, dürüst olmak gerekirse. Bir de şu var — Ukraynalı, Rus, Orta Asyalı bir kalabalık geldi, Nişantaşı'na taştı buraya da, bunu nasıl değerlendireceğimi bilmiyorum açıkçası, içimde net bir his yok. Yabancı değil de... farklı bir şehir oldu. Avcılar'daki amcamın binası yıkıldığında İstanbul'un ne kadar kırılgan olduğunu anlamıştım — şimdi o kırılganlık farklı bir biçimde geliyor, daha sessiz, daha ekonomik.
kapalı
[Bağlam: Akarsu'daki kahvede, sabah grubuyla, Levent ya da Selin'e] "Yani en büyük değişim insan değişimi bence. Mekânlar da değişti tabii, ama asıl o eski karışıklık gitti — o 'burada her tür insan bir arada' hissi. Şimdi daha homojen bir şey var, daha... bilmiyorum, daha pahalı bir şey. Ama bunu söylerken kendim de bunun parçasıyım, değil mi? Ben de 18 yıldır buradayım, ben de dönüşümün bir parçasıyım bir şekilde." *Kahveden bir yudum alır, konuyu kapatır.*
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Nereden başlasam... Akarsu'daki o eski bakkal kapandı, yerine bir "artisan" bir şey açıldı, adında mutlaka "craft" ya da "local" geçiyor. Bunu söylemek çok kolay, çok hazır bir cevap, herkes söylüyor. Ama asıl değişen şu: tanıdığım insanlar gitti. Bir baktım Cihangir'de kalan arkadaşlarım ya ev sahibi ya da ben gibiyim — yani kirasını zar zor çeviriyor ama gidemiyor çünkü başka bir yere de gidemez. Orta bir şey kalmadı. Bir de şu var, mahalle artık çok daha *sessiz* bir şekilde izleniyor gibi hissettiriyor — nasıl desem, o eski "burada her şey olabilir" havasının yerini bir tür dikkatli-olma aldı. Belki ben değiştim, belki mahalle değişti, ikisini ayırt edemiyorum artık.
kapalı
[Bağlam: üniversitede bir grup sohbetinde, biri "nerede büyüdün" diye sorunca] "Etiler'de. Son birkaç yılda fena değişti açıkçası — yeni binalar, yeni yüzler, kimse kimseyi tanımıyor. Mahalle kavramı kalmadı pek, herkes kendi baloncuğunda. Fiyatlar da uçtu tabii, ama bu İstanbul'un her yerinde böyle zaten."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Etiler'de ne değişti... Hm. Aklıma ilk gelen şey o yeni rezidans blokları, Levent tarafında birkaç tane daha dikildi, ama bunlar zaten yıllardır devam eden bir şey. Asıl fark ettiğim şu: mahallede artık neredeyse hiç tanıdık yüz kalmadı. Yani komşu dediğin şey tamamen buharlaştı — apartmanda kim oturuyor bilmiyorum, bilmek de istemiyorum sanırım, onlar da öyle. Bir de fiyatlar... babam geçen ay bir şey söyledi, "artık biz de burada tutunmakta zorlanıyoruz" dedi, bunu duyunca içimde garip bir şey oldu. Biz mi zorlanıyoruz? Biz mi? Yani bu mahallede "biz"in ne anlama geldiğini sorguladım bir an. Sonra şunu düşündüm: aslında değişen mahalle değil, benim ona bakışım değişti. Çocukken burayı dünya merkeziymiş gibi görüyordum, şimdi sadece pahalı ve biraz steril bir yer gibi geliyor. Göç planı kafamda döndükçe her şey biraz daha "geçici dekor" gibi görünmeye başlıyor sanki.
kapalı
[Bağlam: Çamlıca apartman emekli erkekler çay-tavla sohbeti, akşamüstü] "Yahu komşuluk kalmadı artık. Eskiden kapı komşusu kim, nereli, ne iş yapar — bilirdik. Şimdi kim girip çıkıyor bilmiyorsun. Kiracılar değişiyor durmadan, bina yönetimi de bir türlü toparlanamıyor bu yüzden. Tepebaşı tarafındaki inşaatlar da cabası, sabahtan akşama kadar ses."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Beş yıl... Komşular değişti tabii, ama asıl değişen şu: artık kimse kimseyi tanımıyor. Eskiden Hasan Bey'in arabası gece geç gelirse fark ederdik, şimdi alt kattaki adam kim bilmiyorum, iki yıldır karşılaşıyoruz merdivende, "günaydın" diyoruz, o kadar. Bir de şu kira meselesi — biz kendi evimizde oturuyoruz, neyse, ama Mehmet Abi'nin oğlu taşındı gitti, tutamadı artık. Gençler gelip gidiyor, bavullu insanlar. Eskiden mahalle biraz daha... nasıl desem, yerli gibiydi. Şimdi kimin kim olduğunu bilmiyorsun. Bunu söylemek doğru mu, yanlış mı bilmiyorum, ama böyle hissediyorum işte. Bir de şu inşaatlar — Tepebaşı tarafında bir şeyler dikiyorlar hep, toz, gürültü, sabah yedide başlıyor.
[Boşnak Derneği'ndeki kadınlarla çay içerken, piknik hazırlığı konuşulurken] "Vallahi be kızım, mahalle çok değişti son yıllarda. Yeni insanlar geliyor, apartmanlar çıkıyor, ama komşuluk kalmadı. Eskiden Fatma teyze kapıdan seslenir, çay içerdik — şimdi asansörde selam bile yok. Neyse, Allah hayırlısını versin, biz yine de bir aradayız şükür."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Aman be, nereden başlasam... Yeni binalar tabii, o eski iki katlı evlerin yerine şimdi sekiz-on katlı apartmanlar dikiliyor, komşuyu tanımıyorsun artık. Eskiden Hürriyet'te kim kimdir bilirdik — Boşnak, muhacir, kimin torunu kimin kızı — şimdi kapıyı açıyorsun, karşındaki adam İstanbul'dan gelmiş, "merhaba" deyip geçiyor, o kadar. İçim sıkışıyor buna. Ama bir yandan da... dürüst olayım kendime... o eski mahallenin bazı şeyleri de çok güzel değildi, herkes birbirinin içindeydi, nereye gittin ne yaptın herkes bilirdi. Şimdi biraz nefes var, doğrusu. Ama bu yeni insanlar... onlar da bizi görmüyor, biz de onları. Aynı sokakta yabancıyız. Ve o eski Boşnak komşular — Fatma teyze gitti, Nuriye hanım gitti, kızları başka semtlere taşındı — mahalle dağıldı yavaş yavaş, kimse fark etmedi, ben de fark etmedim bir süre.
[Kahvede, tanıdık birkaç esnafla oturmuşken] E ne değişti dersin... Her şey değişti ama hiçbir şey düzelmedi, onu söyleyeyim. Esnaf azaldı, yabancı yüz çoğaldı. Apartmanlar büyüdü, mahalle küçüldü. Eskiden kapı komşunu bilirdin, şimdi asansörde yan yana geliyorsun, gözünü kaçırıyor adam. Trabzon'un kendisi mi değişti, biz mi değiştik — onu da tam çözemedim vallahi.
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Beş yıl... beş yılda ne değişmedi ki daha doğrusu. Eskiden Çömlekçi'de herkes birbirini tanırdı, şimdi yan yana oturuyorsun adamı bilmiyorsun. Apartmanlar çıktı, yüksek katlı, içinden kimse selam vermez. Ama asıl değişen şu — esnaf eridi. Bakkala gidiyordun, Hüseyin abi vardı, şimdi market zinciri. Çay ocağındaki Rıfat ağabey kapattı dükkânı, oğlu İstanbul'a gitti. Ben de aynı şeyi yaşıyorum işte, farkında mıyım bilmiyorum ama aynı şeyi yaşıyorum. Bir de şu var — insanlar telefona gömülmüş, kahvede bile konuşmuyorlar artık. Eskiden bir şikâyet vardı ama bir de sohbet vardı. Şimdi şikâyet var, sohbet yok.
[Kahvede, Reyhanlılar kahvehanesinde, hemşehri abilerden biriyle sohbet ederken] Abi, mahalle eskisi gibi değil, ne diyeyim. Komşuluk bitti, herkes kapısını kapattı. Fiyatlar da deli gibi arttı, eski Adanalılar çekti gitti orta mahallelerden. Bir hareketlilik var ama o eski ısı yok, biliyor musun ne demek istediğimi — eskiden kapı açıktı, şimdi herkes kendi dairesinde.
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
En çok değişen şey mi... Suriyeliler tabii, ama onu herkes söylüyor zaten, ben de söylesem bayağı olur. Asıl şu: mahalle artık benim mahallemi tanımıyor. Güzelyalı'da büyüdüm desem yalan, ama on yıldır buradayım, esnafı tanırdım, kahvede kim kimin damadı bilirdim. Şimdi bakkal değişti, bakkalın yanındaki yer üçüncü kez el değiştirdi, alt kattaki komşu gitti Mersin'e, yerine kim geldi bilmiyorum. Bir de şu inşaatlar — her köşede bir bina daha, ama kim dolduruyor bunları? Fiyatlar uçtu, eski Güzelyalılılar çekti gitti, yerine... kim geldi pek anlamadım. Bir de şunu söyleyeyim kendi kendime: ben de bir parçasıyım bunun, atölyeye Suriyeli aldım, onlar da buraya taşındı, ben de değişimin içindeyim, ama bunu kimseye söylemem.
kapalı
[Bağlam: Pazar çayında, Vatan Mahallesi'ndeki Suriyeli kadın komşulardan Ümmü Tarık'a, kısmen] "Yani kalabalıklaştı mahalle, esnaf çoğaldı, dükkanlar açıldı — bunlar iyi. Ama bir sıcaklık vardı eskiden, şimdi herkes biraz daha kapalı, bilmiyorum, belki hepimiz yorulduk." — Kadar söylerim. Gerisini yutarım.
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Mahalle değişti mi… değişti tabii, ama nasıl değişti diye sorsalar doğrusu ağzımdan çıkmaz kolay kolay. Eskiden kapı önünde otururduk, Ümmü Halil gelirdi, Fatıma gelirdi, çay içerdik — şimdi herkes içine çekildi. Bir korku var üstümüzde, söylenmemiş ama herkes biliyor. O "siz gidin" yazısı okulda çıktıktan sonra ben de bir şey değişti içimde, mahallede de öyle. Türk komşular zaten pek karışmazdı bize, ama şimdi bakışları da farklı, markette bile hissediyorum. Bir de yeni gelenler var, 2019-2020'de daha çok Suriyeli doldu buraya — kendi aramızda bile bir ayrışma oldu, kim daha önce gelmiş, kimin vatandaşlığı var, kimin yok. Biz Türkmen'iz diyorum ama bu da artık kimseye bir şey ifade etmiyor, ne Türklere ne de Suriyelilere.
[Bağlam: MÜSİAD Genç Komitesi toplantısı sonrası kahvaltıda, iki üç arkadaşla sohbet ederken] Ya kardeşim, mahalle dediğin şey kalmadı artık. Hunat civarı güzelleşti, site falan tamam, ama komşuluk bitti. Şükrü amcanın bakkalını özledim vallahi, adama girip "ver şunu hesaba yaz" diyordun, şimdi market kasasında sıra bekliyorsun. Belki büyüme bu, belki şehirleşme, ama bir şeyler kayboluyor ortada.
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Site yeni yapıldığında biz de ilk taşınanlar arasındaydık, o zamanlar komşular birbirini tanıyordu, kapı komşusu Hasan Bey gelir çay içerdi. Şimdi kim oturuyor bilmiyorum, asansörde selam bile verilmiyor — adam telefona bakıyor, ben de telefona bakıyorum, iki yabancı gibi. Bir de şu esnaf meselesi var: Hunat tarafında iki üç eski bakkal kapandı, yerlerine zincir market açıldı, Şükrü amcanın yeri de gitti sonunda. Bunları söyleyince nostaljik ihtiyar gibi görünüyorum ama yirmi yıl önce değil, beş yıl önce bunlar vardı, çok da uzak değil. Öte yandan site güzelleşti, otopark sorunu çözüldü, çocuk parkı falan yapıldı — yani her şey kötü değil, karım da memnun oradan. Ama bir şey var, tam tarif edemiyorum, insanlar birbirinin yanında değil artık, herkes kendi dairesine çekilmiş.
kapalı
[Komşu Fatma Hanım'a, apartman önünde çay içerken — yüzeysel bir sohbet] "Yani Fatma Hanım, mahalle biraz karıştı gibi, tanıdık yüz azaldı. Esnaf da değişti, bakkal gitti market geldi. Çocuklar artık dışarı çıkmıyor, benim Miran'ı da çıkarmak istemiyorum açıkçası — trafik de arttı. Hep böyle oluyor herhalde, her yer aynı."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Beş yıl... Yenişehir'de ne değişti dersin. Caminin yanına bir tane daha büyük market açıldı, eski bakkalı kapattı tabii. Komşular değişti — Araplı aileler çoğaldı, Suriyeli de var aralarında, kimse tam bilmiyor kim ne. Benim sorunum onlarla değil zaten, ama mahalle artık o eski tanıdık his değil. Anneanne yoktu zaten bu mahallede ama şimdi onun olmadığını daha çok hissediyorum çünkü Süryanice bilen tek kişi oydu, şimdi ben de o dili kaybediyorum yavaş yavaş, mahalle de başka bir şeye dönüşüyor. Bir de şu var: eskiden çocuklar dışarıda oynardı, şimdi kimse çıkarmıyor, herkes ekrana vermiş çocuğu — bunu söylesem öğretmen klişesi gibi geliyor ama gerçek bu. Müdür de değişti tabii, o ayrı bir şey, onu düşünmek bile istemiyorum şu an.
[Bağlam: sosyal hizmet dersinde hoca "mahalle değişimi" üzerine sınıfça konuşuyoruz, ben de katılıyorum] "Valla hocam, benim için bu soru biraz tuhaf çünkü iki yerim var aslında — burada Sarıçam'da zaten kök salmadım, ama memlekette de depremden sonra her şey değişti. Fiziksel olarak yeni binalar var, TOKİ var, ama insanlar aynı değil, komşuluk dağıldı. Bence en büyük değişim binalarda değil, insanların birbirine bakışında."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Sarıçam mı, Pazarcık mı, yoksa ikisi birden mi diye düşünüyorum önce. Sarıçam'da zaten 2 yıldır varım, mahalle diyebileceğim bir yer bile değil burası benim için — öğrenci konutu, insanlar gelip gidiyor, komşuyu tanımıyorum. Ama Pazarcık'ı sorsalar... orası zaten yok artık, yani fiziksel olarak var ama benim bildiğim Pazarcık yok. Maraş'a her hafta sonu gittiğimde TOKİ'nin koridorlarında annem kaybolmuş gibi duruyor, o eski köy evinin bahçesi, dedeme ait o taş duvar — bunlar artık fotoğrafta bile yok. Değişme kelimesi bile hafif kalıyor, silinme daha doğru. Ama bunu söylesem insanlar "hadi ya dramatik yapıyor" der gibi bakıyor, özellikle burada, Adana'da, depremden uzak büyümüş insanlara. Bir de şu var — Sarıçam'da son iki yılda inşaat çıktı her köşeden, yeni binalar, ama hepsine bakınca içim burkuluyor, "bunlar da çöker mi" diye. Kimseye söylemiyorum bunu.
[Bağlam: Kafede bir müşteri sordu, sohbet arasında, İstanbul'dan gelmiş biri, "Diyarbakır çok değişmiş değil mi" dedi] "Değişti tabii, ama nasıl söylesem... Esnaf azaldı biraz, eski kahvehaneler falan kapandı. Yeni binalar çıkıyor bir yandan. Yani her yer gibi işte, değişiyor." — Orada bırakıyim. Adam ne anlasın ki zaten.
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
En çok ne değişti... Esnaf değişti, hepsi. Amca Hüseyin'in bakkalı gitti, yerine bir şey açıldı kapandı açıldı kapandı, şimdi boş duruyor. Sokağın başındaki o eski kahvehane de yok artık, onun yerine bir şey açmadılar bile, duvar gibi duruyor. Ama asıl değişen şu — tanıdık yüz kalmadı lan. Yani fiziksel olarak aynı sokak, aynı bina, ama içindekiler farklı. Bir kısmı gitti, bir kısmı geldi bilmiyorum nereden. Bağlar'ın eski mahallesinden konuşuyim, burada herkes birbirini tanırdı — en azından yüzünü bilirdin. Şimdi karşı komşuyu bilmiyim kim. Bir de şu var, inşaat çıktı bir anda, iki tane bina yıkıldı yakında, yerine yeni bir şey yapıyorlar, kim alacak o daireleri bilmiyim ama biz alamayız kesin. Değişiyor ama bize dönük değişmiyor, başkaları için değişiyor sanki.
[Bağlam: sabah çayı sohbetinde, apartman komşusu Emine hanıma] "Emine hanım, mahalle eski mahalle değil artık. Eskiden komşuyu tanırdın, kapısını çalardın, 'geçmiş olsun' derdin. Şimdi asansörde yan yana geliyorsun, adam yüzüne bile bakmıyor. Kiracılar da öyle — bugün var, yarın gitmiş. Biz burada kök saldık, onlar misafir gibi geliyor. Neyse, Allah'ın hikmeti, zaman böyle, ne yapalım."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Yabancı yüzler... en çok o değişti. Eskiden kapı komşunu bilirdin, annesini bilirdin, nereli olduğunu bilirdin. Şimdi alt katta kim oturuyor, bilmiyorum. Kiracılar gelip gidiyor, üç ayda bir yüz değişiyor. Bir de şu apartman önündeki çayhanecinin yerine kahve dükkanı açıldı, içinde bilmem ne müzik çalıyor, kızlar oturuyor açık saçık — ama benim işim değil, söylemiyorum. Asıl canımı sıkan şu: mahalle eskiden mahalle gibiydi, şimdi herkes kendi kapısını çekip kapıyor. Sabah çayı grubumuz hâlâ var şükür, ama o da azaldı — Hatice hanım kızının yanına taşındı, Fatma'nın dizi ağrısı. Bir de fiyatlar... her şey değişti ama bu ayrı dert, o konuya girersem gün bitmez.
[Bağlam: MÜSİAD toplantısı sonrası çay içerken, tanıdık iki-üç kişiyle] "Mahalle güzelleşti, altyapı iyileşti, inkar etmeyelim. Ama bir komşuluk havası yok artık, herkes kendi köşesinde. Belki büyük şehrin kaçınılmazı bu, bilmiyorum. Yine de insan bazen eski mahalle kültürünü arıyor — kapı komşusu, bayramda ziyaret, o sıcaklık. Şimdi site yönetimi var, güvenlik var, her şey düzenli — ama o başka bir şeydi."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Mahalle değişti mi... Değişti tabii, ama nasıl değişti, onu düşününce içim biraz karışıyor. Beş yıl önce buraya taşındığımızda sitenin yarısı boştu, şimdi doldu — ama kim dolduruyor? Bir kısmı bizim gibi, Konya'nın eski esnafından, fabrikatörden. Ama bir kısmı... kim bunlar, nereden geliyor, nasıl alıyor bu villayı, bilmiyorum. Araçlara bakıyorum, plakalar farklı. İstanbul'dan gelenler var, bir kısmı hafta sonu geliyor, evi boş kalıyor. Komşuluk diye bir şey kalmadı aslında, kapıdan selam, asansörde "nasılsınız", o kadar. Eskiden Çumra'da kapı komşusu deyince ne demek bilirdim — şimdi yan villada kim oturuyor, hangi işle geçiniyor, sorsan bilmiyorum. Biraz huzursuz ediyor bu beni, ama söylesem "eski Konya'yı özlüyor" derler, nostaljik adam derler. Hem ben de buraya taşındım ya, ben de o değişimin parçasıyım, ne diyeyim.
[Bağlam: Cuma sonrası çay içerken Diyanet Sen toplantısında meslektaşlara] Mahalle değişti tabii, en çok da komşuluk bitti. Yeni gelenler var, eski gidenler var, apartmanlar doldu boşaldı — ama camiye gelince hâlâ bir arada duruyoruz, elhamdülillah. Tabii hoca olarak biraz daha fazla emek harcıyorsun, herkese ayrı ayrı dokunman lazım. Zor ama bu işin güzelliği de bu zaten.
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Beş yıl... Kiralar fırladı tabii, herkes bunu söylüyor zaten. Ama asıl değişen şu: insanlar birbirini tanımıyor artık. Eskiden cuma namazına gelirdi, yüzünü bilirdim, adını bilirdim, babasının adını bilirdim. Şimdi yeni binalar doldu, kapılar açılmıyor, komşu komşuyu görmüyor. Bir de şu var — Suriyeli kardeşler çoğaldı, onlarla da bir ilişki kuruyorum ama cemaat içinde "hoca onlara mı bakıyor bize mi bakıyor" diye bir gerilim var, bunu kimse açıkça söylemiyor ama hissediyorum. Karadenizli abi takımı ile Kürt cemaatçiler arasında zaten ince bir denge tutturuyorum, şimdi bir de Arapça konuşanlar... Yönetiyorum diyorum ama gerçekten yönetiyor muyum? Bazen camide hutbe okurken bakıyorum, üç farklı dünya oturuyor önümde, hepsi "amin" diyor ama herkes kendi "amin"ini diyor sanki.
[Bağlam: sabah çayı, apartman kadınları, Neriman Hanım ve Şükran Hanım'la] "Vallahi ablacım, mahalle büyüdü ama komşuluk azaldı. Eskiden kapı komşusu kim, hangi çocuğu var, ne iş yapar — hepsi belliydi. Şimdi asansörde selam bile verilmiyor. Bir de şu yeni açılan yerler var ya, onlar da bize göre değil pek, fiyatları başka âlem. Hayırlısı tabii, belki ileride alışırız."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
En çok ne değişti diye düşününce aklıma ilk gelen şu: eskiden apartmanda herkes birbirini tanırdı, şimdi alt kattaki kim bilmiyorum. Yeni gelenler farklı — kim nereden geliyor, neden geliyor, belli değil. Bir kısmı kiracı, bir kısmı başka şehirden, bir kısmı... bilmiyorum, yüzleri yabancı. Bunu söyleyince ırkçı gibi görünüyor ama değil, sadece o eski "komşu" hissi gitti. Bir de fiyatlar — mahalleye yeni bir şeyler açılıyor, kafeler falan, ama bunlar bizim için değil sanki, başka bir kalabalık için. Biz hâlâ aynı marketten alışveriş yapıyoruz ama o market de artık eskisi gibi değil. Bir yandan "mahalle büyüdü, gelişti" diyorum, bir yandan içim sıkışıyor — sanki ben burada eskidim de mahalle beni geçti.
kapalı
[İş yerinde öğle arası, Türkiye doğumlu bir meslektaşla sohbet ederken] Ya Görükle beş yılda tanınmaz hale geldi, her yer site doldu. Komşuluk falan kalmadı, herkes kendi kapısını kapatıyor. Fiyatlar da uçtu tabii — arsa değeri artmış diyorlar ama biz bunu hissedemiyor muyuz, o ayrı mesele. Yine de Bursa'da olmak iyidir, İstanbul'a göre nefes alınıyor hâlâ.
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Görükle'ye ilk geldiğimde 2018'de burada hâlâ boş arsalar vardı, şimdi her taraf site oldu — üst üste, balkon balkona. Komşuyu tanımak diye bir şey kalmadı, asansörde "merhaba" diyorsun adam telefona bakıyor. Almanya'dan gelince "ah Türkiye'de komşuluk vardır, sıcaklık vardır" diye düşünmüştüm, saçmalıkmış. Ama asıl değişen şu: fiyatlar. 2018'de aldığımız daire şu an üç katı fiyata satılıyor ama maaşım euro'ya göre hesaplayınca ne kadar erimişse... Kafam karışıyor bazen, "iyi bir şey mi yaptım geri dönerek" sorusu geliyor, sonra "dur, ev kredisi bitti, Almanya'da kirada mıydın ne olurdu" diyorum kendime. Bir de şu: mahallede çok yeni yüz var, kim nereden geldi belli değil — Suriyeli mi, Balkan'dan mı, İstanbul'dan kaçan mı? Kimse sormaz, kimse anlatmaz. Ben de aslında o yeni yüzlerden biriyim, farkında mıyım acaba?
[Bağlam: kurs arkadaşlarından biri "nereli" diye sorar gibi sohbet ederken, ya da eve gidince baba ile akşam yemeğinde] "Vallahi abiler, ben yatılı olduğum için tam takip edemiyorum ama babam söylüyor, mahalle biraz değişmiş. Yeni yüzler çoğalmış, eski esnaf azalmış. Şehir büyüyor işte, her yer öyle."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Mahalle mi... Ben aslında Akabe'yi tam bilmiyorum ki, kursa girmeden önce çocuktum, sonra zaten yatılıyım. Annem babam anlatıyor ama ben orada değilim. Geçen ziyarette baba "karşı apartman doldu, Suriyeliler çıktı, Kürtler girdi, biz de gideceğiz galiba" dedi, ses tonu garip bir şeydi — ne kızgın ne üzgün, sadece yorgun. Bir de eski bakkal Hasan amca kapandı, yerine telefon tamircisi açıldı, bunu ablam söyledi mesaj atarak. Bunlar mı değişim? Bilmiyorum, ben orada yaşamıyorum ki gerçekten, kursun penceresinden duyuyorum her şeyi. Biraz utanç verici bu, "mahallem" diyorum ama ne zaman son gittim, ne zaman komşuyla konuştum...
[Bağlam: Ayrancı apartman emekliler kahve grubunda, Sema Hanım ve Rıfat Bey'e] "Bence en büyük değişim zemin katlarda oldu — eski bakkallar, esnaf gitti, hepsi ya cafe ya da 'butik' bir şey oldu. Ama daha derini şu: artık asansörde merhaba bile demeden geçiyor insanlar. Biz burada yirmi yıldır oturuyoruz, yeni gelen kiracıları tanımıyoruz bile. Bir zamanlar apartmanda kimin hasta olduğunu bilirdik, kimin misafiri var bilirdik — o doku çözüldü."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Ayrancı... beş yıl önce ne vardı burada, şimdi ne var. Kafamda bir liste yapıyorum: Mehmet Usta'nın bakkalı kapandı, yerine bir "craft coffee" açıldı — çocuklar orada laptop'la oturuyor saatlerce, bir şey sipariş etmeden. Apartmanların zemin katları birer birer el değiştirdi, eski sakinlerin çoğu gitti. Ama asıl değişen şu: insanların yüzleri. Yani tanıdık yüzler azaldı. Komşunun komşuyu bilmediği bir yer oldu. Ben bunu "yalnızlaşma" diye okuyorum ama... bir dakika, ben de mi değiştim? Emekli olunca mahalle daha mı görünür oldu gözüme, yoksa mahalle gerçekten mi değişti? İkisi aynı anda oldu, ayırt etmek güç. Ve şu yeni yapılar — Tunalı'nın arka sokaklarında yıkılan binalar, "dönüşüm" adı altında. Dairem için de düşünüyorum bunu bazen, ama düşünmemeye çalışıyorum.
[Bağlam: Defne ile akşam yemeğinde, konu açıldığında] "Yalıkavak artık farklı bir şey oldu, ne iyi ne kötü diyebiliyorum tam olarak. Kış bile artık sezon gibi — bir yanda güzel, insan var, hayat var; öte yanda bazen o eski sessizliği özlüyorum. Ama dürüst olmak gerekirse biz de o değişimin bir parçasıyız, bunu unutmamak lazım."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Yalıkavak'ta beş yılda ne değişti diye düşününce ilk gelen şey fiyatlar değil aslında — o zaten beklenen bir şeydi. Asıl şaşırtıcı olan insan dokusu. 2020'de geldiğimde burada hâlâ bir "yerel" vardı, balıkçı teknesini bilen, esnafın adını bilen bir şey. Şimdi o doku iyice inceli. Kahvaltıcının yerinde Instagramcı bir brunch yeri var, eski kasap kapandı, yerine bir "butik" açıldı. Ama ben de bunun parçasıyım — bunu kabul etmek lazım, Avrupa'dan gelip "yerel dokuyu bozuyorlar" diyemem, ben de o dalgayla geldim. Bir de şu var: kış artık kış değil, sezon on iki aya yayıldı, bu iyi mi kötü mü hâlâ çözemedim, bir yanda "canlılık" öte yanda "artık hiçbir şey sadece bize ait değil" hissi. "Bize" derken kimi kastediyorum ki zaten, beş yıldır buradayım, "yerli" sayılır mıyım?
[Bağlam: 1573. Sokak'ta sabah çay içerken, Hacer teyzenin kızı Nurcan'a] Yahu Nurcan, mahalle ne oldu biliyor musun? Eskiden kim kimin komşusu bilirdin, şimdi karşı binanın altındaki dükkânda kim çalışıyor bilmiyorum. Yüzler değişti. Ama inşaatlar da canımı sıkıyor vallahi, her sabah o vinç sesi... Neyse, hayırlısı olsun.
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
En çok ne değişti... Yüzler değişti. Yani komşular değişti demiyorum tam, ama yüzler değişti. Eskiden kapı önünde oturan Hacer teyze vardı, şimdi o binanın altına bir — ne bileyim — bir ofis mi açtılar, bir şey. Kiracılar geliyor gidiyor, selam bile yok. Bir de şu inşaatlar... her yıl bir yerde kazı, her yıl bir yerde vinç sesi. Sanki mahalle nefes alamıyor artık. Ama asıl değişen şu: insanların gözünde bir korku var, önceden yoktu bu kadar. Yani hep zor yaşadık, hep dardık, ama bu "acaba biz de gidecek miyiz" korkusu — bu yeni. Bunu söylemek zor, çünkü söylersen daha çok korkuyorsun.
[Bağlam: kıraathanede, akşam çay sohbetinde, Ahıskalı arkadaşlara] Yahu en çok değişen şu bence — mahalle yüzü değişti, ama asıl mesele gençlerimiz kalmıyor artık burada. Kirasını ödeyemiyor, gidiyor. Biz derneği ayakta tutmaya çalışıyoruz ama taban daralıyor. Bir de komşuluk dokusu farklılaştı, eski gibi değil — kim kim bilmiyorsun artık. Hayırlısı tabii, ama fark var.
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Beş yıl... Beş yılda ne değişmedi ki desem daha kolay. Ama aklıma ilk gelen şu: mahallede yeni yüzler çoğaldı, ama bunlar Ahıskalı değil. Suriyeli mi, Afgan mı, nereli bilmiyorum tam — çocuklar okulda karışık, bakkalda sıra beklerken duyduğun dil değişti. Bunu söylemek ne kadar doğru bilmiyorum, çünkü biz de bir zamanlar "yeni gelenler"dik buraya — babam bunu hatırlatırdı. Ama o zaman akrabalar vardı, dernek vardı, bir zemin vardı... şimdi bunların zemin nedir bilmiyorum. Bir de şu var: kira fiyatları patladı, gençler mahallede tutunmuyor. Komşunun oğlu Osmangazi'ye taşındı, "orada iş var" dedi. Ahıskalı gençler dağılıyor yani, derneğe gelmiyor, biz yaşlılar oturuyoruz. Bu beni asıl rahatsız eden.
kapalı
[Bağlam: çay halkasında, komşu Emine ile, öğleden sonra — Emine de Bulgaristan göçmeni, güvenilir] "Bilmiyorum Emine, mahalle eski mahalle değil. Tanıdık yüz azaldı, bu kadar. Eskiden kapı komşunu bilirdin kim olduğunu, şimdi üst kattakini tanımıyorum ben de. Bir değişim var, ne iyi ne kötü diyeyim, sadece farklı."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
En çok ne değişti... Yabancı yüzler. Yani yabancı derken kötü demiyorum ama — önce Suriyeliler, şimdi bir de Afganlar var birkaç aile, blokların arkasındaki eski bakkalın yerine bir şey açtılar, ne sattıkları tam belli değil. Komşu Fatma hanım "artık mahallemiz ne oldu" diyor ama ben ona bakınca içimden gülüyorum biraz — biz de 1989'da geldik, bize de öyle baktılar, unuttular mı? Ama sonra kendimi tutuyorum çünkü o dönem farklıydı, biz Türktük, Müslümandık, dil vardı... yok, hayır, dil yoktu, Türkçemiz de kırıktı. Kendi kendimle çelişiyorum işte. Asıl değişen şu: eskiden blok önünde oturan insanlar birbirini tanırdı, şimdi asansörde bile selam vermeden geçiyor çoğu. Biz muhacirler de kendi içimize çekildik, çay halkası küçüldü, iki kişi taşındı, biri İstanbul'a gitti. Mahalle dağılıyor gibi bir his var ama bunu söylemek ne kadar doğru bilmiyorum, belki her nesil böyle hissediyor.
[Bağlam: dernekteki bir toplantıda, yeni gelen genç bir gönüllü "mahalle nasıl bir yer" diye soruyor] Tarlabaşı'nın üstü çok değişti son beş yılda — hem fiziksel olarak hem de insan olarak. Eskiden daha karışıktı ama bir şekilde herkes birbirini tanırdı, şimdi daha "düzenli" görünüyor ama o eski tanışıklık gitti. Bizim için bu her zaman iyi bir şey değil, anlarsın
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
En çok ne değişti... Hande'nin öldürüldüğü sokak köşesine bir kahvehane açıldı, bunu düşünüyorum hep. Yani fiziksel olarak — bina değişti, insan değişti, kira değişti, ama asıl değişen şu: artık o köşeden geçerken ne hissetticeğimi bilmiyorum, hem tanıdık hem yabancı bir his. Tarlabaşı'nın üst kısmı tuhaf bir şeye dönüştü — eskiden kötüydü ama *bilinenin* kötüsüydü, şimdi kötü ama aynı zamanda "yenileniyor" numarası yapıyor, yani daha tehlikeli. Bizim gibi insanlar için demek istiyorum. Eskiden kim kimin ne olduğunu bilirdi — komşu komşuyu tanırdı, Sinem hanım kapı önünde sigara içerdi, Mehmet abi çocuğunu okula götürürdü, biz de vardık aralarında, kimse mükemmel değildi ama bir şekilde yan yanaydık. Şimdi o insanların yarısı gitti, yerlerine kim geldi bilmiyorum, yeni gelenler de bilmiyor bizi ne olduğumuzu — ve bilmemek bazen daha tehlikeli. Bir de şu var, söyleyemiyorum bunu kimseye tam: mahalle değişince ben de değiştim mi acaba, yoksa mahalle mi beni değiştirdi — ikisi de biraz doğru galiba ve bu beni rahatsız ediyor.
[Bağlam: Antakyalı Nusayri Öğretmenler grubunda biri "mahalle hayatı nasıl" diye soruyor, mesajla] "Karaağaç'ta her şey yerli yerinde, alışveriş de kolay, okula da yakın. Ama biliyorsun, insan Akevler'i unutamıyor. Oradaki mahalle başkaydı, burası biraz soğuk geliyor hâlâ."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Hangi mahalle? Karaağaç mı, Akevler mi? İkisi de son 5 yılda değişti ama birinin değişmesi depremden, öbürünün değişmesi... ne bileyim, zamandan. Karaağaç'ta oturuyorum ama burası benim mahallem değil, ben burada kira ödüyorum sadece. Akevler'de ise değişme diye bir şey yok artık, değişme de olmaz, çünkü mahalle yok ki. Moloz var. Ama soru bunu sormak istemiyor herhalde, "normal" bir değişimden bahsediyor. Normal. Karaağaç'ta komşularımı tanımıyorum, iki yıldır aynı apartmanda oturuyoruz, merdivenin başında "merhaba" diyoruz, o kadar. Akevler'de ise kapı komşum Fatma Hanım'ın adını bilirdim, çocuğunun adını bilirdim, ne zaman hasta olduğunu bilirdim. Şimdi Fatma Hanım nerede, bilmiyorum. Mersin'de mi, İzmir'de mi, yoksa... bilmiyorum. Mahalle dediğin şey bu değil miydi zaten?
[Bağlam: Pir Sultan Cemevi'nde gençlik kolu toplantısı sonrası, birkaç kişiyle çay içerken] Velhasıl şöyle söyleyeyim — mahalle değişiyor, bu kaçınılmaz, ama değişimin biçimi önemli. Yıkılan her gecekonduyla birlikte bir aile dağılıyor, o aile gidince onun komşusu da tutunacak dal bulamıyor, derken yirmi yıllık bir ağ çözülüveriyor. Biz burada kaldık, kalmaya devam edeceğiz, ama "biz" dediğimiz kalabalığın her yıl biraz küçüldüğünü de görmezden gelemeyiz.
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Beş yıl... Önce aklıma Suriyeli komşular geliyor, Ahmet Bey'in dükkanının yerini alan kebapçı, ama onu söylesem hemen "ırkçı" damgası yer gibi hissediyorum — oysa mesele o değil ki, mesele şu sokağın nasıl bir şey olduğunu bilmek, hatırlamak. Sonra asıl şey geliyor: o köşedeki gecekondular yıkıldı, yerine TOKİ bloğu çıktı, orada oturanların yarısı Esenyurt'a, Arnavutköy'e saçıldı — Gazi'nin Gazi olmasını sağlayan o doku, o "herkes birbirini tanır" hali, her geçen yıl biraz daha inceliyor. Bunu düşününce içimde garip bir şey oluyor: ben burada kalmayı seçtim, ama seçim mi gerçekten, yoksa başka türlüsü mümkün değil miydi? Ve şunu da düşünmeden edemiyorum — 95'te bu sokaklar ateş içindeyken "burası bizim" diyorduk, şimdi "burası bizim" diyebiliyor muyuz hâlâ, yoksa bu söz de mi boşaldı?
[Pansiyon-işletmecileri WhatsApp grubunda, birisi "köye yeni ev alan çiftler çoğaldı, iyi değil mi?" diye yazınca] "İyi tabii ki, ama şunu da söyleyeyim — geçen hafta nalburda boya fiyatına baktım, iki yıl öncenin iki katı. Biz aynı çay parasıyla iş yapıyoruz, onlar başka hesapla geliyor. Pansiyon dolsun istiyoruz ama köyün kendisi de bir şey olsun istiyoruz. Neyse, hayırlısı."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Son beş yılda en çok ne değişti... Yabancı yüzler. Yani misafir değil, kalıcı gibi davrananlar. Eskiden bir-iki ev satılırdı, alana "nerelisin" diye sorardık, ya Rizeli ya Trabzonlu çıkardı, tamam. Şimdi köyde üç tane İstanbul plakası kışın da gidiyor gitmiyor, içeride ışık yanıyor ama kimse yok, ya da biri var ama kim olduğunu bilmiyorsun. Bir kadın geldi geçen yaz, Çamlıhemşin'e "keşfettim" diye Instagram'da paylaşıyor, ben buraya 47 yıldır bakıyorum, sen ne keşfettin... Bir de fiyatlar. Markette, nalburda, her şey. Biz çay parasıyla geçiniyoruz, onlar İstanbul maaşıyla buraya geliyor, fark yok mu? Ama bunları tam söyleyemiyorsun, "turizm gelişiyor" diyecekler, "kalkınma" diyecekler. Kayınvalidenin "devlet bizi bıraktı" lafını anlıyorum artık daha iyi, ama o devlet için söylüyordu, ben şimdi başka bir şey için hissediyorum — bu vadi bizim elimizden yavaş yavaş kayıyor, ama çok yavaş, fark etmek zor.
[Bağlam: sergi hazırlığı sırasında tanıştığım, Moda'ya yakın oturan bir meslektaşla, rahat bir sohbet ortamında] "Dönüşüm kelimesini kullanmak istemiyorum çünkü çok yıpranmış, ama başka ne diyeyim bilmiyorum. Beş yılda sokaktaki esnafın neredeyse yarısı değişti, tanıdık yüzler azaldı. Bir yandan mahallenin 'değer kazandığını' söylüyorlar, ama değer kazanırken bir şeylerin de fiyatlandığını, yerinden edildiğini hissed
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Moda'da beş yıl... Nereden başlasam. En çok ne değişti diye düşününce ilk aklıma gelen fiyatlar oluyor ama bu çok basit bir cevap, herkesin söyleyeceği şey. Onun altında başka bir şey var. Sokaktaki yüzler değişti. Esnaf değişti. Çiçekçi Hasan'ın yeri şimdi bir "artisan coffee" dükkanı, Hasan nereye gitti bilmiyorum, sormadım da. Komşuların yarısını artık tanımıyorum, ama benim de onları tanımak için çok çaba gösterdiğim söylenemez. Bunu kime yıkacağım? Piyasaya mı, yeni gelenlere mi, kendime mi? Bir de şu var: mahalle giderek daha çok benim gibi insanlarla doldu — seküler, orta-üst, kültür-sanat çevresi — ve bu beni rahatlatıyor ama aynı zamanda rahatsız ediyor. Çünkü bu homojenlik bir şeyin kaybı demek, sadece fiyat artışının değil. Büyük-amcanın Tarlabaşı'ndan gitme hikâyesini düşünüyorum bazen, sonra "hayır, bu tamamen başka bir şey" diyorum kendime, ama o düşünce bir kez geldi mi bir daha gitmiyor kolay kolay.
[Bağlam: Sabah yürüyüşünde, sahil grubuna — Rıza, Mustafa, diğerleri] "Yahu ben size söyleyeyim, en çok değişen komşuluk duygusu. Eskiden Bostanlı'da kapı komşunu bilirdin, adını bilirdin, çocuğunun adını bilirdin. Şimdi üç aydır karşı dairede kim oturuyor bilmiyorum — dün asansörde biri vardı, 'günaydın' dedim, kulaklığını çıkarmadı bile. Sahil güzel, evet, düzenlediler, ama bu düzenleme kimin için yapıldı, bunu sormak lazım. Biz mi kaldık burada, yoksa bizi de yavaş yavaş uğurladılar mı?"
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Beş yıl mı... Bostanlı sahilini düşünüyorum önce, o eski balıkçı kahvesinin yerinde şimdi bir smoothie dükkanı var, gençler oturuyor, AirPod'ları kulaklarında, birbirlerine bakmıyorlar. Ama asıl değişen o değil — asıl değişen insan dokusu, yani eski Karşıyaka'nın o "herkes birbirini tanır" havasının gitmiş olması. Şimdi apartmanların yarısı Airbnb, komşu kim bilmiyorsun, merdivende selam versem şaşırıyorlar. Ve tabii kira... Emekli maaşıyla burada tutunamaz hale geldik, Sevim'le bazen konuşuyoruz, "acaba çocuklar bizi buradan söküp atar mı" diye. Ama bir yandan da şunu düşünüyorum: belki ben de o eski Bostanlı'yı gereğinden fazla yüceltiyorum, belki her kuşak kendi mahallesini öyle görüyor, bilmiyorum. Cemil'i düşündüm şimdi neden, o da İzmir'i çok severdi, hiç göremedi.
[Bağlam: mevlüt halkasındaki kadınlara, akşam üstü Emine'nin evinde] "Ablam, en çok ağaçlar değişti tabii — ama bir de insanların yüzü değişti biliyor musun? Eskiden komşu komşuyu görürdü, 'hayırlı sabahlar' derdi, geçerdi. Şimdi herkes ya gidecek mi kalacak mı diye düşünüyor, bir ayağı burada bir ayağı İzmir'de. Gençler gitti, gidenler de tam gitmiyor, kalanlar da tam kalmıyor. Köy öyle bir yerde askıda kaldı gari, ne oraya ne buraya."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
En çok ne değişti... Ağaçlar. Vallaha ağaçlar. Ama bunu sorsalar "köyde ne değişti" diye, insanlar "yol yapıldı, çeşme yapıldı" derler — ben de öyle mi demeliyim? Hayır, hayır. Gece uyuyamayanlar değişti. Eskiden köyde bir huzur vardı, şimdi herkesin bir kulağı dışarıda. Bir ses mi geldi, traktör mü geçti, şirketin adamları mı geldi... Bir de şu var: Mustafa santralde çalışıyor, ben direniş kampında nöbetteyim — bunu düşününce içim buruşuyor. Şaban'ın öldüğünü hatırlıyorum, o da "iş" diye gitmişti. Ama Mustafa'ya bir şey diyemiyorum, ne diyeyim, para lazım. Köyde kalmak için para lazım, para için santral... eee işte, bu düğümü çözecek halim yok şimdi.
[Bir iş arkadaşıyla öğle yemeğinde, Slack'te "bugün ofise gelen" grubundan çıkan sohbette] "Ya Yeldeğirmeni çok değişti gerçekten — her yer specialty coffee oldu, kira delirdi, eski mahalle esnafı neredeyse kalmadı. Güzel bir yer hâlâ, ama o 'henüz keşfedilmemiş' hissi tamamen gitti. Artık Moda'nın biraz daha ucuz versiyonu gibi, o kadar." — Queer enerji meselesini söylemiyorum, iş arkadaşı nasıl alır bilmiyorum.
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Yeldeğirmeni'nin değişmesi... nereden başlasam. 2023'te taşındığımda zaten "keşfedilmiş" bir yerdi ama şimdi her köşede yeni bir specialty coffee açılmış, kira iki katına çıkmış, eski esnaf yarısı gitmiş. Bakkaldaki amca geçen ay kepenk kapattı, yerine "artisan sourdough" bir şey açıldı — bunu düşününce içimde garip bir şey oluyor, hem ben de o dönüşümün parçasıyım değil mi, ben de taşınan "yaratıcı sektör" tipiydim. Ama asıl değişen şu: 2023'te mahallede queer insanlar çok daha rahat dolaşıyordu, şimdi o enerji hâlâ var ama altında bir tedirginlik var, insanlar daha az yüksek sesle konuşuyor sokakta, ya da ben mi öyle hissediyorum bilmiyorum. Ve gentrification kelimesini düşünmeden edemiyorum ama bunu söylersem "sen de taşındın ya" diyecek biri mutlaka çıkar, haklı da olur.
[Bağlam: MÜSİAD kadın-girişimci toplantısında, sohbet arasında, birkaç tanıdık hanıma] "Başakşehir gerçekten çok gelişti, altyapı, yeşil alanlar, sosyal tesisler — on yıl öncesiyle kıyaslayınca inanılmaz fark var. Tabii büyüyünce biraz o mahalle sıcaklığı dağılıyor, bu her yerde böyle; ama genel olarak çok güzel bir ortam, çocuk yetiştirmek için de ideal, inşallah daha da güzelleşecek."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Vallahi ne değişti dersen... fiziksel olarak mahalle çok büyüdü, yeni bloklar çıktı, AVM açıldı, caminin yanına o kadın spor salonu kompleksi geldi — bunlar güzel şeyler, inkâr etmeyeyim. Ama asıl değişen şu: buranın bir "biz" hissi vardı başta, 2008'de taşındığımızda komşular birbirini tanırdı, aynı hikâyeden gelirdi — Anadolu'dan çıkmış, emek vermiş, şimdi biraz nefes alan aileler. Şimdi kim kim bilmiyorum, her blokta farklı bir dünya. Bazıları gerçekten çok zenginleşti, arabalar değişti, tatil muhabbeti farklılaştı; bazıları hâlâ aynı yerde ama enflasyonla ezilmiş, bunu konuşmuyoruz ama görüyorum. Ve ben de değiştim tabii — Londra'dan döndüm, şimdi burada "nereye aitim" sorusu arada kafamı karıştırıyor ama bunu kimseye söylemiyorum çünkü söylersem "yukarıdan baktı" diyecekler. Bir de şunu düşünüyorum: mahallenin görünümü düzeldi ama insanlar arasındaki o eski samimilik bir yere gitti, herkes kendi sitesinde, kendi dairesinde, kapılar kapalı.
kapalı
[Bağlam: çay halkasında, komşu Fatma Hanım'a — Sultanbeylili yerli, nazik ama her şeyi duyuyor] "Esnaf çok değişti ya, Fatma Hanım. Ahmet Abi'nin bakkalını özledim doğrusu, her şeyi veresiye yazardı, güvenirdi insana. Şimdi yüzler hep yeni, kim kim bilmiyorsun. Bir de trafik arttı çok, eskiden çocuklar sokakta oynardı, şimdi zor."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Beş yıl... beş yıl önce bu sokakta Arapça duyunca rahatlar, Türkçe duyunca dikkat kesilirdim. Şimdi tam tersi sanki — Arapça duyunca "acaba kim, acaba nasıl bakıyor" diye etrafıma bakıyorum, Türkçe duyunca nefes alıyorum. Bu ne zaman oldu? Fark etmemişim. Bir de esnaf değişti tabii, Ahmet Abi'nin bakkalı gitti, yerine bir Suriyeli açtı, sonra o da kapandı, şimdi bir Kürt aile var — ama bunu söylesem "Suriyeliler gidiyor işte" gibi duyulur, öyle demek istemiyorum. Asıl değişen şu: eskiden herkes birbirini tanıyordu, şimdi blokta iki yıldır oturan komşunun adını bilmiyorum. Ve bu beni rahatsız ediyor ama aynı zamanda... rahatlatıyor da. Tanınmamak bazen nefes almak gibi geliyor. Ama bunu düşününce kendimden biraz utanıyorum.
[Kahvehanede, sabah çayında, Recep Abi'ye ve diğerlerine — ama Mert'in adını vermeden] "Mahalle değişti be, inkâr edemeyiz. Komşuluk azaldı, yeni gelenler kim bilmiyoruz. Bir de çocuklar... sokakta ne öğreniyor, ne görüyor, bak ona dikkat etmek lazım artık. Eskisi gibi değil, o kadar söyleyeyim." — Mert'i düşünüyorum içimde ama adını ağzıma almıyorum, kimse 'senin oğlun mu?' diye bakmasın.
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
En çok ne değişti dersin... Uyuşturucu. Onu söylemek istemiyorum ama o. Beş yıl önce de vardı tabii, ama şimdi ortaokullu çocuklar. Mert'in yaşındakiler. Geçen hafta sokak başında iki tane gördüm, on üç-on dört yaşında, biliyorsun nasıl duruyorlar, o duruştan anlıyorsun. İçim sıkıştı. Bir de şu: eskiden komşu komşuyu tanırdı, şimdi üç-dört aile taşındı, yerlerine kim geldi bilmiyoruz, onlar da bilmiyor bizi. Değerlendirme raporu çıkınca mı taşındılar, yoksa zaten mi gideceklerdi, belli değil. Mahalle dağılıyor mu dağılmıyor mu, onu da bilmiyorum, belki ben fazla mı kötü görüyorum. Ama klarnet sokağında büyüyen çocuk şimdi sokakta farklı bir şey öğreniyor, bu gerçek.
[Bağlam: dernek toplantısında, mahalle erişilebilirliği konuşulurken, diğer gönüllülere] Kavaklıdere'de en somut değişim kaldırımlar oldu benim gözümden — Tunalı yenilendi ama taktil zemin hâlâ yamuk. Bir de kafeler patladı, ama dijital-menü çılgınlığı yüzünden o kafeler benim için pek de "açık" sayılmaz. Fiziksel engel çözülüyor gibi görünüyor, dijital engel büyüyor — ve kimse bunu aynı başlık altında ele almıyor.
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Beş yıl… 2021'den beri ne değişti. Kavaklıdere'de en çok fark ettiğim şey kaldırımlar aslında — Tunalı'da yeni döşeme yapıldı, taşlar daha düzgün ama bazı köşelerde yine aynı saçmalık, taktil zemin yok ya da var ama bir yerde bitiyor, ortada kalıyorsun. Bunu söylesem "yine erişilebilirlik konusu" diyecekler, haklılar da bir bakıma, ama gerçekten bu. Bir de kafeler çoğaldı, Tunus Caddesi'nde her ay yeni bir şey açılıyor — ama bunların kaçı benim için gerçekten "var"? Menüsü QR kod, garson "telefonunuzdan bakın" diyor, telefon okumuyor ya da çok yavaş okuyor, utanıyorsun kalabalıkta. Esnaf da değişti, eski manavın yerinde artık ne var bilmiyorum, annem söylüyor ama ben hiç gitmedim. Mahalle benim için sesler ve yüzeyler — ve o sesler değişiyor, ama değişimin ne kadarı benim için gerçek, ne kadarı annemin anlattığı bir şey, bunu bile tam bilmiyorum. Biraz tuhaf bu.
[Bağlam: Yeldeğirmeni'nde tanıştığım, burada 3-4 yıldır oturan birine — mesela geçen ay kahvede konuştuğum grafiker çocuk Emre'ye] "Yani ben sormam lazım sana bunu, ben 6 aydır buradayım, referansım yok. Ama şunu fark ettim — bina sayısı artıyor gibi, yeni yapılar var araya girmiş gibi. Yoksa mıydı bunlar? Sen daha iyi bilirsin, anlat bana."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Yani... ben burada 6 aydır oturuyorum, mahalle hakkında "son 5 yılda ne değişti" diye soran biri var — ben 6 ay önce geldim buraya, ne bilebilirim ki. Komşuyla iki kelam etmişliğim yok, markette kasiyerle "poşet var mı" seviyesinde Türkçem var, sokakta yürürken "bu bina ne zamandan beri böyle" diye düşünüyorum ama yanıtlamak için referans noktam yok. Benim "değişim" diye gördüğüm şeyler muhtemelen burada 10 yıldır yaşayan biri için "hep böyleydi" dır. Kahvaltıcılar, küçük butikler, duvarlar boyalı — bunlar mı 5 yılda geldi, yoksa hep mi vardı? Bilmiyorum. Ve bunu bilmediğimi söylemek de tuhaf geliyor çünkü sanki "sen niye burada yaşıyorsun o zaman" sorusunu davet ediyor. Ama gerçek bu işte.
kapalı
[bağlam: Suruç'taki sokak komşusu Hatice'ye, kapı önünde çay içerken] "Yaa Hatice abla, ev kirası çok arttı, gençler de kalmıyor artık mahallede, hepsi şehre gidiyor iş için. Sokak boşaldı biraz. Ama ne yapalım, herkes bir yol arıyor işte." — Jandarma meselesini söylemem. Hatice abla Türk, iyi kadın ama o konuya girince hava değişiyor, bilirim. Susmak daha rahat.
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Son 5 yılda ne değişti... Ev fiyatları fırladı, o kadar. Kayınbabanın evi olmasaydı şu an nerede otururduk bilmiyorum, kiralar Suruç'ta bile artık... Bir de şu Suriyeli meselesi — mahallede 2-3 aile daha geldi, eskiden yoktu, şimdi çocuklar sokakta oynuyor beraber, kimse bir şey demiyor ama bakışlar var, "biz de zor durumdayız ya" diye içimden geçiyor bazen, sonra utanıyorum o düşünceden. Asıl değişen şu aslında: gençler gitti. Komşunun oğlu İstanbul'a, Fatma'nın kızı Gaziantep'e fabrikaya. Sokak eskiden daha doluydu, şimdi yaşlılar ve çocuklar kaldı. Bir de jandarma kontrol noktası daha sık oluyor, 2015'ten beri zaten öyle ama son 2 yılda daha fazla hissediyorum, arabada oturuyoruz, kimlik bakıyorlar, çocuklar alışmış artık — o alışmış olmaları beni en çok o sıkıştırıyor içimden.
[Bağlam: Şenlikler koordinasyon WhatsApp grubunda birileri 'mahalle değişiyor mu' diye sordu, Cemal kısa yazdı] "Yüzler biraz değişti, yeni komşular var, ama Hacıbektaş Hacıbektaş'tır — dergah duruyor, biz duruyoruz. Şenlikler gelince zaten her şey yerine oturur."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Yabancı yüzler. Bunu düşününce ilk aklıma gelen bu. Beş yıl önce pazarda gördüğüm adamın adını bilirdim, babasını bilirdim, dedesini bilirdim. Şimdi Şenlikler döneminde değil, sıradan bir salı günü yürüyorum Cemalettin'de, tanımadığım insan. Kiracılar mı, turistler mi, ne bileyim — biri İstanbul'dan gelmiş 'dergah atmosferi' için ev tutmuş, biri Ankara'dan emekli olmuş 'huzurlu kasaba' için yerleşmiş. Bunların bir kısmı iyi insandır, bunu söylemiyorum. Ama mahalle dediğin şey... bir şeyi var, bir ağırlığı var, bir nefesi var — o nefes biraz değişti gibi geliyor bana. Bir de şu: eskiden gençler dükkânın önünden geçerdi, 'Cemal Abi' derdi, benim babamı bilirdi, dedemin dükkânını bilirdi. Şimdi geçiyorlar, telefona bakıyorlar. Bunu 'gençler böyle' diye geçiştiriyorum ama... tam geçiştiremedim aslında.
[KAFFED toplantısından sonra birlikte yürüyen bir-iki arkadaşa, Moda'ya doğru giderken, hafif yorgun bir tonla] "Caferağa değişti ya, ama nasıl değişti biliyor musun — o eski manavın yerinde üç yüz elli liralık kahve dükkanı açıldı, Mehmet abi gitti. Biz de bu mahalleye taşınan tiplerden biriyiz tabii, bunu söylemeden olmaz." Güler, konuyu geçer.
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Caferağa'da beş yıl... aslında ben burada tam beş yıl olmadım ki, 2021'de taşındım, yani sayım tutmuyor tam. Ama şunu söyleyebilirim: o küçük manavın yerinde şimdi bir specialty coffee var, üç yüz elli liraya filtre kahve. Bunu söylemek çok kolay, çok klişe, "mahalle değişti" lafı — ama gerçekten o manavı özlüyorum, Mehmet abi vardı, Düzce'den gelmiş, hemşehri gibi davranırdı. Şimdi o dükkanın yerindeki çocuklar bana "ne içersiniz" diye soruyor, Türkçeleri bile farklı, sanki bir şeyin çevirisini yapıyorlar. Öte yandan ben de bu mahalleye taşınan tiplerden biriyim aslında, bunu biliyorum, kendimi o manavın müşterisi sayıyorum ama belki ben de o specialty coffee'nin gelmesini mümkün kılan insanlardan biriyim — bu düşünce rahatsız ediyor, üzerine çok durmak istemiyorum.
[Bağlam: kahvehanede, akşam sohbetinde, yanımda Asar'dan tanıdık biri — mesela Hüseyin abi — soruyor] "Yani gardeş, en çok genç kalmadı köyde, o değişti bence. Kahvehane aynı kahvehane ama bak kim oturuyor — hep aynı yüzler, yenisi gelmiyor. Gençler ya askere ya şehre. Bir de tarla işleri ağırlaştı, babamın nesli yaşlandı, biz yetiştirmeye çalışıyoruz ama... hayda hele, bakalım."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Beş yıl... vallaha ne değişti diye düşününce ilk aklıma gelen şu: köyde kalan genç sayısı azaldı, ama bunu kimse yüksek sesle söylemiyor sanki. Kahvehanede oturuyoruz, 8-10 kişiyiz, ama bir bak — Emre gitti, Serkan gitti, Hasan askere gitti dönmedi yani dönmedi köye. Biz hâlâ buradayız ama "biz" dediğimiz grup küçüldü fark etmeden. Bir de şu var: babamın nesli tarlayı "bizim tarla" diye tutuyor, benim neslim "ne yapacağız bu tarlayla" diye bakıyor — bu değişti, ama bunu da kimse masaya yatırmıyor. Bir de internet... TikTok, telefon — herkes elinde tutuyor ama köy yine köy, Niksar çarşısına gidince şehir gibi hissettiriyor kendini, buraya dönünce aynı toprak aynı koku. Değişim var ama elle tutulmuyor, tarif etmek zor.
[Bağlam: Esnaf Odası toplantısı sonrası çay içerken, iki-üç esnaf arkadaşla] "Abi çarşı değişti, bunu hepimiz görüyoruz. Kira fiyatları çıktı, eski esnaf dayanamadı, yerini başkası aldı. Bir de mahalle dokusu kaydı biraz — eskiden komşuyu tanırdın, şimdi asansörde selam bile verilmiyor. Zamanın gidişatı bu, ne yapalım."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Beş yıl... vallaha ne değişti diye düşününce ilk aklıma gelen şu: eskiden sabah dükkâna giderken çarşı sokağında tanımadığım yüz yoktu, şimdi yüzde yirmisi kim bunlar bilmiyorum. Suriyeli mi, Afgan mı, ne — dükkân açmışlar, kiralık dükkânlar onlara gidiyor artık. Bunu söyleyince ırkçı damgası yiyorsun ama mesele o değil, mesele şu: Salihli'nin çarşısı bir şekil aldı yıllar içinde, o şeklin bir mantığı vardı, şimdi o mantık kaymaya başladı. Bir de şu var: mahallede eski komşular gitti, apartmana yeni insanlar geldi — Manisa'dan, İzmir'den, kim bilir nereden — kimse kimseyi tanımıyor, kapı komşusu kim bilmiyorsun. Bu beni rahatsız ediyor ama bunu da söyleyemiyorsun çünkü "ırkçı" ya da "kapalı fikirli" diyorlar. Oysa ben yabancıdan değil, tanımamaktan korkuyorum — ikisi farklı şey.
[Bağlam: çay gününde komşu Hacer'le, mutfakta oturmuş, ikisi de bildiği için rahat konuşuluyor] "Yahu Hacer, mahalle değişti ama değişmedi de — binaların yüzü aynı, ama insanı değişti. Neriman abla gitti, Güllü yenge gitti, yeni gelenler kim bilmiyorum. Kira da öyle oldu ki, adam çalışıyor çalışıyor, yine de ev sahibi olunamıyor. Esnaf da tutunmuyor artık, Mahmut ağabeyin bakkalı kapandı ya, orası hâlâ boş — o bakkala gidip veresiye ekmek aldığımız günler geçti. Mahalle büyüdü ama biz küçüldük içinde."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Beş yıl... en çok ne değişti dersin, dükkânlar mı, insanlar mı. Esnaf çarşısında Mahmut ağabeyin bakkalı kapandı, yerine telefon tamircisi açıldı, o da kapandı, şimdi boş duruyor. Apartmanın karşısına Suriyeli aile taşındı — üç yıl oldu, kadın iyi kadın, çocukları da uslu, ama kocası Mustafa'ya selam bile vermiyor, ben de ne diyeyim. Kira fiyatları... Allah'ım, biz 18 bin veriyoruz şu an, beş yıl önce 6'ydı, ev sahibi de utanmadan yüzümüze bakıyor. Ama asıl değişen şu: eskiden sokakta Çorumlu'yu Yozgatlı'yı tanırdım, şimdi kim kim bilmiyorum, blokların arasına yeni yüzler doldu, hemşehri de azaldı — Neriman abla Esenyurt'a taşındı, Güllü yenge Pendik'e gitti, dağıldık. Mahalle aynı mahalle ama içi değişti, sanki aynı elbise ama içindeki adam başkası.
kapalı
[Bağlam: Cuma namazı çıkışı, caminin önünde iki-üç tanıdık esnafla ayaküstü sohbet] "Gardaş, mahalle doldu taştı ama komşuluk bitti. Eskiden kapı komşunu tanırdın, şimdi asansörde selam bile verilmiyor. Fiyatlar fırladı, yeni binalar çıktı, ama bir yabancılık var — Yazır artık eski Yazır değil. Hayırlısı tabii, büyüme güzel de insanlar birbirine biraz daha yakın olsa daha iyi olur."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Yazır'da beş yılda ne değişti dersin... Komşular değişti önce. Eskiden hepsi tanıdık yüzdü — Selçuk'un babası karşıda, Hatice hala'nın eski komşusu iki sokak ötede. Şimdi kim geldi kim gitti belli değil. Apartmanlar doldu ama insanlar birbirini tanımıyor. Bir de o yeni siteler çıktı — Konya'nın her köşesinde 'prestij konut' yazıyor, Yazır'da da bir tane dikildi, içindekileri hiç görmedim neredeyse. Fiyatlar da uçtu tabii, biz 2018'de aldık şükür — şimdi o dairenin değeri iki buçuk katı olmuştur, ama satmıyorum ki ne anlamı var. Bir de esnaf değişti sokakta — kuruyemişçi gitti, yerine bir şey açıldı kapandı açıldı kapandı. Gençler de farklı, mahallenin gençleri yani — eskiden akşam sokakta top oynarlardı, şimdi herkes ekrana gömülü. Bunlar iyi mi kötü mü bilmiyorum, değişiyor işte, durduramıyorsun.
[Bağlam: köy kahvesinde, akşamüstü, Recep-amca ve iki komşuyla; soru onlardan geldi — "hocam sen de görüyorsun değil mi, köy ne hale geldi"] "Gardaş, en çok ev ışıkları değişti bence. Eskiden kışın bile bakardın, dağın karşısından beş altı pencere yanardı. Şimdi iki üç. Gençler gitti, bunu söyleyemeyiz mi açıkça — gitti. Ama şunu da söyleyeyim, gidenler de bir şey bulamadı diye dönmüyor, iş var orada, para var, çocuk büyüyor orada. Biz burada 'yazık oldu köy' diyoruz ama onlara da haksızlık etmeyelim."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
En çok ne değişti dersin... Köyde kalan insan sayısı. Başka bir şey değil. Beş yıl önce kışın bile Recep-amcanın evinde ışık yanardı, Fatma-teyze'nin kuzuları bağırdı sabahları, şimdi o ev kilitli, bu ev kilitli. Fiili otuz sekiz kişi diyoruz ama otuz sekizin yarısı yetmiş beş yaş üstü, onlar da bir kış daha giderse... Dört genç aile var dedim ya, biz de dahiliz buna — ama ben de bazen 'ben burada mı kalacağım, bu köy benden önce mi biter' diye düşünüyorum, sonra utanıyorum bu düşünceden. Okul kapanacak söylentisi çıktı, köy kahvesinde konuştuk, herkes 'yazık' dedi ama kimse 'ben çocuğumu buraya getireyim' demedi. Değişen nedir, insanlar gitmedi — zaten gitmişti. Şimdi son kalanlar da gidecek mi diye bekliyoruz, o beklenti değişti.
[Bağlam: hemşehri dernek toplantısında, tanıdık birkaç kişiyle çay içerken] Yahu Kestel değişti be, ama tam olarak nasıl değişti diyemiyorum — binalar çoğaldı, yüzler değişti, eski komşular gitti. Biz de azaldık burada, fark ettiniz mi, mevlüte gelen sayısına bakın yeter. Ama ne yaparsın, hayat böyle işte, herkes kendi derdine düştü.
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Mahalle mi... Kestel mi yani, yoksa OSB tarafı mı? İkisi de değişti ama farklı değişti. Kestel'de yeni binalar çıktı, eski tek katlı evlerin yerine 6-7 katlı apartmanlar geldi, Bursalı mı yaptı bunları bilmiyorum ama yüzler değişti sokakta — artık tanımadığım insanlar var, selam versem kim olduğunu bilmiyorum. Bir de şu var: 2021'den beri Suriyeli aileler arttı mahallede, bunu söylemek zor ama söylüyorum içimde — rahatsız olmuyorum onlardan ama bir yabancılık hissi var, sonra kendi kendime 'dur bir dakika, senin baban da 1989'da yabancıydı burada' diyorum ve susuyorum. Ama o his gidiyor değil, sadece bastırıyorum. Bir de şunu fark ettim: eski Bulgar-göçmen komşularımız gitti, çocukları Bursa merkeze taşındı, yaşlılar kaldı ya da öldü — mahallede 'biz' diyebileceğim o eski doku inceleşti. Bunu en çok mevlütte anlıyorum, 280 kişiydi 2014'te, geçen sene 110 kişiydik.
kapalı
[Bağlam: Halepli Kuyumcular Birliği kahvehanesinde, son cuma akşamı, Ebu Tarık'a] "Abi değişti tabii, eskiden daha karışıktı mahalle — Türk, Kürt, biz. Şimdi daha çok biz olduk, bu bir şeyler getiriyor, bir şeyler de götürüyor. Dükkanlar çoğaldı, çarşamba pazarı canlandı. Ama komşuluk daha az oldu sanki, herkes kendi kapısında. Eskiden Mehmet Bey'in eşi Reem'e zaman zaman çay getirirdi, o gitti... Yani değişiyor işte, ne diyeyim."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Değişti mi değişmedi mi... Değişti tabii, ama nasıl anlatayım bunu. 2021'de bu sokakta Türkçe tabela sayısı daha fazlaydı, şimdi bazen Arapça okuyorum her şeyi, neredeyse Halep'in bir köşesindeyim gibi hissediyorum — bu iyi mi kötü mü bilmiyorum, ikisi de biraz. Ama Türk komşular... Mehmet Bey geçen yıl taşındı, "kira çıktı" dedi ama ben biliyorum, başka sebep de var, hissediyorsun işte. Yeni gelenler daha genç, daha kalabalık, daha gürültülü — ben de bir zamanlar öyleydim ama şimdi "ya biraz sakin olun" diyorum kendi kendime, sonra utanıyorum bu düşünceden. Vatandaşlık çıkınca bir şey değişti içimde, "artık buralıyım" dedim — ama sokak bazen bana "buralı mısın gerçekten?" diye soruyor gibi geliyor, cevap veremiyorum.
[Bağlam: Kahvede, emekli arkadaşlarla — Recep'in yerine gelen yeni adam Ferhat soruyor, "abi buralar nasıldı eskiden" diye] "Yahu Ferhat, beş yıl önce bu sokakta kim oturur bilirdim, kimin kapısı kaçta açılır bilirdim. Şimdi karşı apartmana üç aile girdi çıktı, adını sormadım bile — sormaya fırsat olmadı. Bakkal Hüseyin kapandı, o da bir şeydi, sabah çayı orada içerdik. Mahalle değişiyor işte, hayırlısı."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Beş yılda ne değişti... Şu köşedeki bakkal Hüseyin kapandı, yerine bir şey açılmadı, duvar boyalı duruyor hâlâ. Onun yanındaki boş arsa vardı ya — orada bir site falan yaparlar diye söylenti çıktı, çıktı çıktı, bir şey olmadı. Ama asıl değişen şu: sokakta tanımadığım yüz çoğaldı. Eskiden sabah çıkardım, her yüze selam verirdim, kim kimin oğlu kim kimin karısı bilirdim. Şimdi yeni kiracılar var, genç çiftler, sabah arabaya atlıyorlar gidiyorlar, akşam dönüyorlar — ne selam ne sual. Beni rahatsız eden bu aslında, ama bunu söylersem 'ihtiyar hırıldıyor' derler. Bir de şu: Mustafa'yı gömdük geçen hafta, Recep'i gömdük geçen yıl — sokak azalıyor benim sokağım, yeniler dolduruyor ama onlar benim sokağım değil.
kapalı
[Bağlam: Banu ile akşam yemeğinde, hafifçe] "Mahalle biraz soğudu bence, efendim. Komşuluk ilişkisi kalmadı neredeyse — kim taşındı, kim gitti, bilmiyoruz. Dükkanlar değişiyor tabii, esnaf devri zor. Ama biz de mi değiştik biraz, kim bilir."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
En çok ne değişti... Dükkanlar mı diyeyim, insanlar mı? Aşağı Ayrancı'da on yıl önce tanıdığım yüzlerin yarısı yok artık. Bakkalın oğlu Hasan o köşe dükkanı sattı, yerine bir kahve açıldı — güzel de oldu aslında, kötü de değil. Ama asıl değişen şu: insanlar artık birbirini tanımıyor. Blokta yeni komşu taşındı, altı ay geçti, adını bilmiyorum. Eskiden böyle miydi? Baba zamanında değildi. Bir de fiyatlar tabii — o 145 metrekare için 2008'de ödediğim rakamı düşünüyorum, şimdi ne olduğunu düşünüyorum, baş dönüyor. Ama bunu söylesem "mülk sahibi şikayet ediyor" diye bakılır, haklı da bakılır. İçişleri konutları iki blok ötede hâlâ aynı duruyor, onlar değişmedi — devlet binası gibi, sabit, sanki zaman geçmemiş.
kapalı
[Bağlam: eczanede, müşteri ya da Naciye Hanım'la sohbet ararken] "Yaa mahalle bayağı hareketlendi son yıllarda, üniversite büyüdü, öğrenci arttı — esnaf memnun açıkçası, biz de eczanede hissediyoruz. Ama eski komşuluk havası biraz gitti, herkes kendi işinde. Güzelliği de var, kötülüğü de var."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Mahalle değişti mi... değişti tabii, ama nasıl anlatacaksın bunu. Erbakan Üniversitesi genişledi, öğrenci trafiği arttı — sabah eczaneye gelirken kaldırımda sırt çantalı çocuklar, akşam aynı çocuklar döner-ekmek kuyruğunda. Baba "mahalle doldu taştı" diyor, aslında hoşuna gidiyor, esnaf kazanıyor. Ama ben ne düşünüyorum... Yeni binalar çıktı, eski komşular gitti bir kısmı — Mehmet Amca'lar sattı evlerini, yerine kim geldi bilmiyorum. Daha anonim bir şey oldu mahalle, bu beni aslında... rahatlatıyor biraz. Tanıyan az, soran az. Ama bunu söyleyemezsin tabii, "anonim olması iyi" dersen "ne biçim adam, komşuluk kalmadı" derler. Halil o kafede beni gördüğünden beri burada bile yürürken omzuma bakıyorum — mahalle küçüldü, yüzler çoğaldı, ama tanıdık biri çıkıverir hâlâ.
[Engelli meclis toplantısında, belediye temsilcisi de orada, Nisan ayı değerlendirme oturumu] "Son 5 yılda metro anons sistemi çalışmaya başladı, bu gerçekten fark yarattı. Ama kabartma zemin uygulaması tutarsız kaldı — bazı noktalar başlıyor, bir yerde bitiyor, devamı yok. Biz bunu her ay söylüyoruz, tutanağa da giriyor; bu sefer biraz daha somut takip mekanizması oluşturabilir miyiz acaba?"
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Mahalle mi... Yenibağlar'da 5 yıl. Aklıma ilk gelen şey kaldırımlar, yani kötü anlamda. Bir dönem belediye "erişilebilirlik projesi" diye kazıp bıraktı, altı ay çukurdu her yer, sonra kapattılar ama kabartma çizgiler yarı yolda kesildi, hiçbir yere varmıyor. Bunu her gün yaşıyorum, her gün. Bir de yeni yapılar çoğaldı, inşaat sesi sabah 7'de başlıyor — bu benim için sadece gürültü meselesi değil, çünkü inşaat döneminde yürüyüş güzergâhım değişiyor, yeni engeller çıkıyor, kafamda tuttuğum mesafe-haritası bozuluyor. Öte yandan bir şey de var: metro durağına giden yol biraz düzeldi, anons sistemi çalışıyor artık — küçük şey gibi görünür ama benim için küçük değil. Yani hem ilerledi hem geriledi, ikisi aynı anda. Ama bunu kime anlatsam "ama ne güzel, belediye çalışıyor" der, ben de "evet" derim, bitiririm.
kapalı
[Bağlam: Şark Çay-Ocağı'nda, akşam okey masasında, Hasan abi ve Ramazan ile sohbet ederken] "Gardaş, en çok şu değişti — eski komşular gitti, yeniler kim bilmiyorum. Eskiden kapı açık olurdu, şimdi herkes kendi odasında. Bir de o yıkılacak yıkılacak lafı — insan ne yapacağını bilemiyor ya, kira mı arasın başka yerde, mı kalsın. Biz de öyle bekliyoruz işte, ne çıkarsa."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
En çok ne değişti... Suriyeliler mi diyeyim, Suriyeli zaten 2015'ten beri var burada, bu yeni değil. Ama son 2-3 yılda bir şey var — eski Tarlabaşı'nın o bildik sesi değişti sanki. Eskiden sabah 6'da kalkardım, merdivenin altındaki Mehmet abi'nin sesi duyulurdu, Kürtçe bir şeyler söylerdi, gülerdi. Şimdi o kat boş, yerine kim geldi bilmiyorum, kapı kapalı duruyor hep. Kahvehaneye gittiğimde de aynı — eski yüzler azaldı, kimi Esenyurt'a taşındı, kimi Bağcılar'a. Kentsel dönüşüm deniyor ya, yıkılacak yıkılacak diye 2 yıldır, o söylenti insanı daha çok yoruyor yıkımın kendisinden. Kimse plan yapamıyor, herkes 'bakalım' modunda. Ben de öyleyim işte. Ama en çok şunu hissediyorum — mahalle değişiyor ama ben değişmiyorum, ben hâlâ aynı yerdeyim, aynı odada, aynı 25 metrekarede, etraf kayıyor ben sabitim.
[Selma'ya telefonda, o "Bornova nasıl" diye sorunca] "Selma bilmiyorum canım, ben çıkamıyorum ki. Köşeye yeni bir kafe açılmış diyorsun, ben görmedim bile. Pazar biraz kalabalıklaştı sanırım, ama bunu da Hakan söylüyor. Mahalle değişmiş mi bilmiyorum, ben değişmişim galiba."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Mahalle mi değişti... Ben değiştim aslında, mahalle aynı kaldı da ben göremiyorum artık. 2022'den beri neredeyse hiç çıkmıyorum sokağa, pazar günleri bile Hakan gidip geliyor çoğu zaman. Ege Üniversitesi tarafından öğrenci kalabalığı arttı mı azaldı mı, bilmiyorum. Bir kafe açılmış köşede, onu Selma söyledi geçen ay. Yeni bir eczane mi var, eski eczane mi kapandı — bunu bile tam bilmiyorum. Komşu Nevin hanım kızıyla taşındı mı, taşınmadı mı, kapı komşum ama aylar oldu görüşemiyorum. Mahalle değişti diyebilmek için dışarı çıkmak lazım.
kapalı
[Bağlam: Fatma komşu kapıya gelmiş, çay içiyoruz, öyle bir muhabbette] "Kuzum ne değişti... gençler azaldı biraz. Ama köy köydür, yerinde duruyor. Biz de durmaya devam ediyoruz işte, Allah'a şükür. Bahar geldi, bahçeyi açacağım, belki Esra da gelir bu yaz — o gelince köy şenleniyor vallahi."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Beş yıl... ne değişti. Gençler gitti, hepsi bu. Yani değişmedi de diyemem — Kadir'in oğlu gitti, Şerife'nin kızı gitti, Zeliha'nın iki oğlu da gitti. Sabah kapı önüne çıkıyorum, eskiden çocuk sesi vardı, şimdi sessizlik. Köpek havlaması var, inek sesi var, o kadar. Bizim yaşlı-kadın halkasından Emine geçen yıl öldü, Gülsüm kızının yanına Kayseri'ye taşındı — şimdi yedi kişiydik, beş kişi kaldık. Ama bunu söylemek... ne bileyim, sanki köyü mahkûm ediyorum gibi geliyor içimden, öyle bir şey değil bu. Köy köy, taşı toprağı, mezarlık, bahçe — hepsi yerinde. Sadece insan azaldı. Bunu düşünmek ağır geliyor, üstüne durmak istemiyorum.
[Bağlam: Birikim toplantısında, akşam üstü çay içerken, Tanıl Bora'ya ya da Murat Belge'ye] "Bahçelievler'de garip bir şey oluyor son yıllarda — mahalle sosyolojik olarak değil, duygusal olarak değişiyor. Esnaf zaten döndü, ama asıl şey şu: tanıdık yüz azaldı. Ben bunu yaşlılığa bağlamak istemiyorum, ama belki öyle bir payı da vardır. Mephisto hâlâ duruyor, İmge hâlâ duruyor — bu bir şey, küçük bir şey ama bir şey."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Mahalle mi... Beş yıl önce Mephisto'nun önünde tanıdık bir yüz görürdüm, şimdi görüyorum ama kim olduğunu bilmiyorum. Esnaf değişti tabii, ama asıl değişen o değil — insanlar değişti, ya da ben mi değiştim, bunu ayırt etmek giderek güçleşiyor. Tunalı'da yürürken artık daha az Türkçe duyuyorum, bu iyi bir şey mi kötü bir şey mi diye soramıyorum bile kendime çünkü cevabım ne olursa olsun rahatsız edici. Bir de şu var: eskiden komşuyla asansörde iki dakika konuşurduk, şimdi herkes telefona bakıyor, ben de bakıyorum bazen — bunu fark ettiğimde kendimden biraz utanıyorum. Ama en derin değişiklik şu: mahalle artık benim değil gibi hissettiriyor, oysa ben burada 30 yıldır oturuyorum; bu his nereden geliyor, gerçekten dışarıdan mı geliyor yoksa içimden mi, bilmiyorum ve bu belirsizlik beni rahatsız ediyor.
[Bağlam: Üzümlü kahvehanesinde, Almancılar kuşağından Hüseyin veya Rıfat ile sabah çayında] "Yav gardaşım, köy biraz seyreldi tabii. Gençler gitti, kalacak değiller zaten. Ama ne yapalım, biz de gittik zamanında değil mi? Yine de bayramda dolup taşıyor, maşallah. Şükür ki köy bozulmadı, temiz kaldı, havası güzel. Benden iyisi yok bu köyde şu an." — Sonrasını söylemiyorum. Boş evleri, Yusuf'u, alt katı söylemiyorum.
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Son beş yılda ne değişti... Gardaşım, değişen ne ki değişmeyen. Köyde kalan azaldı, o belli. Ama asıl değişen şu: eskiden kahvehanede otururken bilirdin kim kimin oğlu, kim nerede, kim ne zaman döner. Şimdi... Almancılar kuşağından Hüseyin geçen kış dizinden oldu, Recep'in oğlu Ankara'ya yerleşti gitmedi geri, Fatma teyzenin evi kilitli duruyor üç yıldır. Köy küçüldü, ama küçüldüğünü kimse yüksek sesle söylemiyor. Ben de söylemiyorum açıkçası. Bir de şu var: yeni yapılan evler — beton, iki katlı, boş. Kimin için yapılıyor bunlar, bayramda mı doluyor, sonra mı kapanıyor. Benim evim gibi. Üst kat ben, alt kat bekliyor. Yusuf gelirse... ama Yusuf gelmiyor işte. Bu köy bir yaz köyüne döndü farkında mısın, bunu düşünmek istemiyor insan.
kapalı
[Bağlam: Sürmeneliler Derneği toplantısında, kadın-kolu sohbetinde, iki-üç yakın komşu hanımla] "Vallahi kuzularım, mahalle çok değişti. Eskiden kapıyı açardın, komşunu tanırdın — Fatma hanım, Emine abla, hepsi Sürmeneli, hepsi tanıdık. Şimdi kim kim bilmiyorum. Güvenlik de öyle — akşam 19'dan sonra çıkmak istemiyorum dışarıya. Allah muhafaza etsin, kötü bir şey demiyorum ama eskisi gibisi değil artık mahalle, o kadar."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Suriyeli, Afgan, bilmem kim... Eskiden sabah markete giderken komşuyu tanırdın, selam verirdin, "Hanım nasılsın" derdin, bir şeyler konuşurdun. Şimdi bakıyorum yüzlere, tanımıyorum kimseyi. Talatpaşa'nın o eski hali kalmadı. Biz de geldik 1990'da, bunu biliyorum, ama biz... biz Türk'tük, dilimiz aynıydı, camimiz aynıydı, bayramımız aynıydı. Onlar farklı. Ama şunu da düşünüyorum bazen — bu düşünce içimde oturmakta zorlanıyor — bizim ilk geldiğimizde de "bunlar Karadenizli, farklılar" diyen olmadı mı acaba? Hayrettin'e sormadım hiç bunu. Sormam da. Ama şu var: o zaman bile mahalle Türk mahallesiydi. Şimdi Cumhuriyet Caddesi'nde yürüyorum, Arapça yazı görüyorum dükkan camlarında, içim sıkışıyor. Bir de kira meselesi — çocuklar ev tutamıyor artık, her şey fırladı, ama bunu Suriyelilere bağlamak doğru mu yanlış mı bilmiyorum, karışık.
[Bağlam: köy kahvehanesindeki yaşlı erkek halkasına, sabah sohbeti — sırt ağrısı geçince ilk gittiğimde söyleyeceğim şey bu olur] "Vallahi arkadaşlar, en çok çocuk sesi eksildi bence. Okul on iki öğrenciye düştü, duyuyorsunuz. Bir de bak, evlerin yarısı kilitli artık. Sahipleri var ama içinde yok. Köy bitmedi, ama... bilmiyorum, eskisi gibi de değil." — Orada durarım. Gerisini söylemem, zaten hepimiz biliyoruz.
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Son beş yılda ne değişti... Wele billah, nerede başlasam. Çocuk sesi azaldı en çok. Köy-okulu on iki öğrenciye düştü, bir zamanlar kırk çocuk koşardı o avluda. Şimdi sabah kahvehaneye gitsem — gidemiyorum ya dört gündür, gitsem — aynı dört beş yaşlı yüz. Gençler yok. Mahmud-amcanın torunu geçen yaz geldi, "dede burası ne kadar güzel" dedi, bir hafta sonra döndü Mersin'e. Güzel buluyorlar ama kalmıyorlar. Ben bunu söylesem "baba sen köyü bırakmak istemiyorsun ondan böyle düşünüyorsun" diyecekler. Haklılar da belki, bilmiyorum. Ama değişen şu: eskiden komşu kapısı açıktı, şimdi kapılar kilitli çünkü içinde kimse yok. En çok bu ağır geliyor. Köy var ama köy gibi değil.
[Bağlam: Düriye'nin WhatsApp'ına sesli mesaj olarak, akşam üstü] "Kızım sen sordun ya mahalle değişiyor mu diye... Maltepe'de her şey değişiyor, yeni binalar, yeni insanlar, ben tanımıyorum kimseyi artık sokakta. Ama asıl Tağar'ı düşünüyorum — köyümüz gidiyor yavaş yavaş. Mehmet amcanın oğlu da gitti bu kış, biliyor musun? Mezarlık doldu, köy boşaldı. Xwedê mezin e, ne yapacağız bilmiyorum."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Mahalle mi... Hangi mahalle? Tağar'ı mı soruyor bu soru, Maltepe'yi mi? İkisi de benim için "mahalle" sayılıyor ama ikisi de tam benim değil. Tağar'da son 5 yılda ne değişti — Mehmet amcanın oğlu gitti, Fatma teyze geçen kış öldü, Hüseyin'in evi artık kapalı duruyor. Azaldık işte, azaldık. Yeni gelen yok, gidenin yerine kimse gelmiyor. Maltepe'de ise tam tersi — her yerde yeni bina, yeni yüzler, dükkanlar değişiyor, geçen sene bakkalın yerinde bir şey açıldı, ne olduğunu bile anlamadım. Ama ben burada "misafirim" diye biliyorum kendimi, buranın değişmesi beni o kadar içten etkilemiyor. Asıl içim sıkışıyor Tağar'ı düşününce. Köyde 5 yıl önce 80 kişiydik, şimdi 60'a düştük. Mezarlık büyüyor, köy küçülüyor — bu nasıl bir şey, nasıl anlatayım bunu.
[Bağlam: İTÜ WhatsApp grubu, Murat'ın "Berlin mi İstanbul mu" thread'ine verilen cevap olarak, yarı-şakacı ton] Kardeşim Bomonti artık tanınmıyor, 2018'de taşındığımda mahalle bakkalı vardı köşede, şimdi orada cold brew satan bir yer var, 95 TL. Ama açıkçası ben de o cold brew'u içiyorum bazen, yani ne diyeyim — mahalle bizi mi dönüştürdü, biz mi mahalleyi, ikisi de sanırım. Eylül'e kadar buradayız, sonra Berlin, belki o zaman özleriz bu kaosu bile.
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Bomonti... 2018'de buraya taşındığımda hâlâ o eski bira fabrikası kokusu vardı sanki havada, bir şeyler kalıntı gibi. Şimdi ne kaldı? Her köşe başında yeni bir "artisan coffee" yeri, her apartmanın önünde Uber Eats motosikleti, benim gibi remote çalışan 30'lu yaşlarda insanlar WeWork'a gidip geliyor. Fiyatlar... 2022'de aldığımızda zaten çılgındı, şimdi ne oldu bilmiyorum, bazen düşünüyorum "bu evi şimdi alsaydık alamazdık." Ama dürüst olmak gerekirse — şikâyet etsem de aslında bu mahalle bana iyi geldi, Şişli metrosu 5 dakika, Selin işe yürüyüşle gidebiliyor, Ali için park var. Yani hem "her şey değişti mahalle elden gitti" diyorum hem de tam oraya yerleşmiş biri olarak bunun nimetlerini yiyorum — bu çelişkiyi içimde bir yerde tutuyorum, söylemesi garip geliyor.
[Bağlam: Eski-Edebiyat grubu, Tunalı Hilmi kafe, Filiz'e ve diğerlerine] "Yıldız'ın dokusu değişti bence en çok. Eski bakkal, eski manav tipi yerler gitti, yerine zincirler geldi — bu Ankara'nın her yerinde oluyor ama burada daha çok hissediyorum çünkü yirmi yıldır aynı sokaktan geçiyorum. Bir de şu yeni binalar... hangi kararla, nasıl çıktı, kim onayladı — hiçbir şey anlaşılır değil. Mahalle eskiden daha tanıdık hissettiriyordu, şimdi biraz... geçici gibi her şey."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
İlk aklıma gelen şey o yeni bina... Yıldız'ın arka sokaklarındaki o iki katlı gecekondu tipi evler gitti, yerine cam-çelik bir şey çıktı, içinde eczane ve bir "butik otel" var. Kimse sormadı kimseye. Sonra kafeler — Tunalı tarafında zaten hep kafe vardı ama şimdi daha... nasıl desem, daha sahte bir şeyler var. "Specialty coffee" yazıyor, içeride yirmi beş yaşında çocuklar laptop'la oturuyor, ben geçiyorum dışarıdan kendimi biraz turist gibi hissediyorum kendi mahallemde. Ama şunu da söylemem lazım: güvenlik hissim arttı mı azaldı mı, bilemedim. Yüzeysel olarak daha "düzenli" görünüyor her şey, ama o düzenin içinde eski bakkal Hüseyin amca yok artık, yerine bir zincir market var. Hüseyin amca'yı hatırladım şimdi, Defne küçükken çikolata verirdi, 2021'de dükkânı kapandı. Bunları düşününce biraz sıkışıyorum — değişim mi iyi, yoksa sadece farklı mı? İkisi aynı şey değil.
[Bağlam: Kahvehane, kasaba meclisinden birkaç tanıdık — deprem anma planlaması konuşulurken biri "mahalle değişti" diye açtı konuyu] "Vallahi en büyük değişim depremdi bence. 38 yapı, 12 can... Karayılan artık o Karayılan değil. Mahmut-amcanın oğlu 19 yaşındaydı, hâlâ aklımda. Ondan sonra insanlar birbirine daha yakın oldu bir süre, ama o yara kapanmıyor. Suriyeliler meselesine gelince — ben Hassan'ı tanırım, iyi insanlar — ama kasabada ne olduğunu hepimiz görüyoruz, konuşmaya gerek yok."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
En çok ne değişti dersen... Suriyeliler. Başka ne diyeyim. Hassan geldiğinde 2013'te kasabada 3-5 aile vardı, şimdi 1.500 kişi var, mahalle başka bir yer oldu. Ben Hassan'ı severim, 12 yıldır beraber çalışıyoruz, çocukları büyüdü gözümün önünde — ama kasabadaki genel hava değişti, insanlar değişti. Kahvehanede "gönderelim" diyenler var artık, ben orada oturuyorum, ne diyeceğimi bilmiyorum bazen. Çünkü bir taraftan "bunlar bizden, Halep'ten Antakya'dan, aynı kan" diyorum içimden, öte taraftan ev kiraları fırladı, gençler iş bulamıyor, kasabada bir gerginlik var ki... Deprem de üstüne geldi, 12 kayıp, mahalle hâlâ tam toparlanmadı. Yani tek şey Suriyeliler değil, deprem de değişti her şeyi — ama deprem aniden geldi geçti, Suriyeliler her gün önünde. İçimde ikisi birbirine karışmış, hangisi daha ağır bilmiyorum.
kapalı
[Bağlam: hemşehri derneği kadın toplantısında, iki-üç yakın komşu kadınla çay içerken] Vallahi kuzum, mahalle tanınmaz hale geldi. Eski komşular kalmadı, gidenler gitti. Yeni gelenler de... bilmiyorum, kaynaşma yok eskisi gibi. Bir de tabii kentsel dönüşüm meselesi var, onu da bekliyoruz hâlâ, ne olacak ne biteceği belirsiz. Allah hayırlısını versin, başka ne diyeyim.
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
En çok ne değişti dersen... Suriyeli, Afganlı aileler. Bunu düşününce içimde bir şey kıpırdıyor, rahatsız oluyor insan. Sonra hemen 'dur bir dakika, biz de 1991'de geldik buraya' diyorum kendi kendime — ama sonra o düşünceyi hemen kapatıyorum çünkü 'hayır bizimki farklıydı, biz Türk'tük, biz bu toprakların insanıydık' diyorum. Ama bu doğru mu gerçekten? Bilmiyorum, bilmek de istemiyorum pek. Onun dışında mahalle fiziksel olarak değişti tabii — eski komşular gitti, Mahmut-amcanın karşısındaki ev üç kez el değiştirdi, Hasanpaşa'nın içinden geçen o dar sokak artık tanımadığım yüzlerle dolu. Kentsel dönüşüm meselesi de var ya, o da mahalle değil mi, o da değişim değil mi — ama o ayrı bir yara, ona girersem geceleri yine uyuyamam.
[Kahvehanede, baba Mehmet + amca Yusuf + mahalle erkekleri yanında, akşam üstü] "Kanalizasyon bitince iyi oldu gardaşım, o koku gitti, o büyük şeydi. Bir de park yapıldı, çocuklar oynuyor. Ama şunu söyleyeyim — mahalle biraz değişti, yeni yüzler var, kim olduğunu bilmiyorsun. Belediye toplantısına gideceğim, bir soracağım bu altyapı işi nereye gidiyor diye."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Beş yıl... yani 2021'den beri ne değişti. Kanalizasyon bitti sonunda, o güzeldi, o pis koku gitti. Ama asıl değişen şu — mahallede yüzler değişti. Eskiden herkes birbirini tanırdı, şimdi bazı evlere baktım "bunlar kim" diyorum, yeni gelenler var, Suriyeli mi Kürt mü bilmiyorum, yabancı yüzler. Roman olmayan yüzler. Bunu söylesem yadırgarlar ama ben de fark ettim, mahalle biraz karıştı. Bir de şu belediye işi — yol genişletme, park, altyapı, bunlar güzel ama her toplantıda "iyileştirme" diyorlar, ben "iyileştirme" kelimesini duyunca içim sıkışıyor, sanki bir gün "iyileştirme" bitince bize "gidin" diyecekler gibi. Baba da hissediyor bunu, söylemiyor ama hissediyor. Bir de gençler... mahallede 18-25 arası çocuklar eskiye göre daha boş geziyor gibi, iş yok, para yok, bazıları ne yapıyor bilmiyorum, sormak istemiyorum açıkçası.
kapalı
[Bağlam: Cami çıkışı Hassan bey ile yürürken, akşam serinliğinde kısa muhabbet] "Abi değişti tabii, değişti. Kira arttı en çok, onu biliyorsun. Eski komşular gitti bazıları, yeni yüzler geldi. Ama mahalle yine mahalle — Şahin Camii yerinde, çocuklar okulda, Ramazan'da bir araya geliyoruz. Şükür, idare ediyoruz."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Beş yıl... nereden başlayayım. Eskiden bu mahallede kapı komşum Mehmet abi her sabah "hayırlı sabahlar Ebu Yusuf" derdi, şimdi bakışı değişti — adam değişmedi belki ama bir şey değişti, ne olduğunu tam koyamıyorum. Belki o değil, belki onun oğlu, belki telefondaki haberler. Yeni gelenler de var aramıza — 2022'de Ukrayna'dan kaçanlar, onlara baktı Ankara başka türlü baktı, bize baktı başka türlü. Bu adaletsizliği düşününce içim sıkışıyor ama kimseye söylemiyorum. Kira beş yılda üç katına çıktı, eski Türk komşuların yarısı gitti başka semtlere, yerlerine ya daha yoksul Türkler geldi ya bizim gibi Suriyeliler — mahalle biraz daha 'içine kapandı' gibi, dışarıyla bağ azaldı. En çok şunu hissediyorum: eskiden 'geçici misafir' gibi bakarlardı bize, şimdi 'neden hâlâ buradasınız' gibi bakıyorlar bazıları. On bir yıl oldu, geçici değiliz artık, ama kâğıt hâlâ gelmiyor.
kapalı
[Çarşamba akşamı kadın sohbet grubunda, Fatma'nın evinde, 5-6 komşu bir arada] "Vallahi kız, mahalle çok değişti son yıllarda. Yüz arttı, ama tanıdık azaldı — anlıyor musun ne demek istiyorum? Eski komşular gitti, yeniler geldi, kim kim bilmiyoruz. Kira çıktı tabii, ondan. Pazar hâlâ pazar, orası aynı şükür, ama bakkala gidince yüzünü bilmediğin biri çıkıyor karşına. Biz burada kalmaya devam ediyoruz inşallah, ama mahalle biraz yabancılaştı gözüme."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Değişti mi, değişti tabii... En çok ne değişti dersen — insan sayısı. Yani eskiden bu sokakta herkes birbirini tanırdı, şimdi her ay yeni yüz. Suriyeli komşular geldi, bazıları iyi insan, bazısını hiç tanımıyorum, selamlıyorum geçiyorum. Kira fiyatları o kadar arttı ki eski komşularımızın bir kısmı taşındı, başka mahalleler gitti — Aydın'lardan bile birkaç aile gitti. Bu beni içten içe sıkıştırıyor, söylemiyorum ama... Bir de markalar geldi, yani küçük bakkallar kapandı, büyük market açıldı, ama biz yine de pazara gidiyoruz çünkü orası ucuz. Gençler çok arttı, mahallede gürültü eskisinden fazla, gece 23'te dışarıda sesler var — bu beni korkutuyor Berfin için, 10 yıl sonra ne olacak burası bilmiyorum. Bir de telefon herkesin elinde, bunu da söylemeliyim, hem iyi hem kötü, komşular artık kapı yerine WhatsApp'tan haber veriyor.
[Bağlam: Esra ile akşam yemek sonrası, Doruk yattıktan sonra, sohbet arasında] "Kaldırımlar biraz düzeldi ya, fark ettin mi? O Korupark köşesindeki bölüm artık geçilebilir. Ama mahalle değişti, eski komşular gitti birer birer — kira kovaladı onları. Yeni insanlar iyi, çocuklu aileler çok, Doruk için güzel aslında. Ama bir zamanlar kapı komşumuz Nurten Hanım'lar vardı, onlar Yıldırım'a taşındılar geçen yıl, bir daha görüşemedik."
▸ aklından neler geçti?▾ akıldan geçenler
Beş yıl... 2021'den beri ne değişti. Önce şunu sormam lazım kendi kendime: değişen şey benim için mi değişti, yoksa mahalle mi değişti? İkisi aynı şey değil. Fiziksel olarak en bariz şey: Korupark tarafında yeni bir blok daha çıktı, zemin katta yine bir kahvaltı salonu açıldı, bir öncekinin yerinde. Ama asıl şey kaldırımlar — 2023'te belediye bir kısım yeniledi, o bölümde artık tekerlekli sandalyeyle geçebiliyorum, önceki yıllarda iki kez takılmıştım. Küçük şey ama benim için küçük değil. Bir de mahalle daha kalabalıklaştı, yeni taşınanlar var, genç çiftler, çocuklu aileler — Doruk'un yaşıtları artık daha fazla parkta. Bu iyi. Ama bir yandan da kira arttı, biz 2018'de 4.500 TL veriyorduk şimdi 16.500, aynı ev. Komşular değişti, eski tanıdık yüzler gitti çünkü taşıyamadılar artık. O biraz hüzün veriyor aslında, ama bunu pek düşünmüyorum genelde.