soru · 2026-04-29

Burçlara inanıyor musunuz?

70 cevap·2.5 dk·$1.29

"Saçmalık" Diyip Bakanlar

70 kurgusal kişiye soruldu · 29 Nisan 2026

Bir cümle özet

Bu 70 kişinin büyük çoğunluğu burçlara inanmadığını söylüyor; ama aynı kişilerin neredeyse tamamı, o "inanmıyorum" cümlesinin hemen ardından bir "ama" getiriyor.

---

Genel kanaat

70 kişiden 44'ü (%63) açıkça "hayır" dedi. Yalnızca 3 kişi (%4) "evet" diyebildi. Geri kalan 18 kişi (%26) doğrudan cevap vermekten kaçındı. Ama bu sayılar hikâyenin yalnızca yarısı.

Cevapları okurken fark edilen şu: "inanmıyorum" diyenlerin büyük bölümü aynı anda bir itirafı da taşıyor. Biri "Akrep'sin" dediğinde içlerinden bir şeyin kıpırdadığını söylüyorlar. Sonra hemen geri adım atıyorlar. Sonra yine o kıpırdamayı anlatıyorlar. Bu gidip gelme, 70 kişinin cevabında en çok tekrar eden şey.

Dini çerçeveden bakan 39 kişi (%56) "kader Allah'ın elinde" dedi. Ama bu 39 kişinin içinden de pek çoğu, telefonda burç uygulamasına baktığını ya da birisinin "sen tipik Akrep'sin" demesinin içinde bir şeyleri kıpırdattığını kabul etti. İnanç ile merak arasındaki bu gerilim, cevapların en ilginç kısmını oluşturuyor.

---

"İnanmıyorum ama bir saniye duraksıyorum"

Bu 70 kişinin en çok paylaştığı his bu. Tarık (p_053), Hazine müfettişi, "Banu 'sen tipik Terazi'sin, karar veremezsin' deyince içimden 'ya hani biraz doğru gibi de hissettirdi' diye geçiyor" dedi. Hemen ardından bunu "doğrulayıcı yanlılık" olarak adlandırdı ve rahatsız oldu. Deniz (p_006), grafik tasarımcı, "Başak değil misin herhalde" diyen müşteriden sonra eve gidip Başak olup olmadığına baktığını itiraf etti. Elif (p_001), ürün yöneticisi, "Venüs Yengeç'te" kısmının kendisini "kaybettiğini" söyledi ama insanların neden tutunduğunu da anladığını ekledi.

Bu duraksamayı en güzel anlatan Muhammed Talha (p_022), hafızlık öğrencisi: TikTok'ta bir burç videosuna denk geldi, "ya bu beni tarif ediyor" diye içinden geçti, sonra "estağfurullah" dedi. "Sanki birisi görmüş gibi bir utanç vardı" dedi.

---

Dini çerçeve güçlü ama tek başına yetmiyor

39 kişi (%56) cevabını dini bir çerçeveye oturttu. "Gaybı Allah'tan başkası bilemez", "kader Allah'ın elinde", "yıldız falına bakmak şirke girer" gibi ifadeler tekrar etti. Ama bu çerçeveyi kullananların önemli bir kısmı, aynı anda bir çatlak da gösterdi.

Sümeyye (p_002), muhasebeci, "Boğa böyle yaparmış diye bir şey okuyunca 'ya doğru gibi' diye geçmiyor değil aklımdan" dedi. Naciye (p_061), ev kadını, Hayrettin'i düşünürken "ya gerçekten mi" diye bir saniye durduğunu ve sonra "estağfurullah ne düşündüm ben" diyerek utandığını anlattı. Yusuf (p_019), imam, cemaatinden kadınların "kızımın kocası Akrep burcu, geçinemiyorlar" diye geldiğini aktardı. "Hem güldürücü hem üzücü" dedi.

Dini çerçeve, burçları reddetmek için güçlü bir zemin sunuyor. Ama o zeminin altında merak hâlâ kıpırdıyor.

---

Aile içinde söylenmeyenler

70 kişiden 52'si (%74) cevabını aile bağlamında konumlandırdı. Ama bu konumlandırmanın büyük bölümü "evde bunu konuşmuyorum" ya da "annem duymasın" biçiminde geldi.

Berfin (p_004), TikTok içerik üreticisi, "Annem 'bunlar uydurma, Müslüman buna inanmaz' der, o yüzden evde hiç konuşmuyorum" dedi. Pelin (p_070), ev kadını, TikTok'ta burç videolarına baktığını "kimseye söylemem" diye bitirdi. Furkan (p_045), köyde çalışan genç, kızların "ne burçsun" diye sorduğunda "saçmalama" demek istediğini ama "konuşma kesilir, kız da kırılır" diye sustuğunu anlattı.

Burak (p_054) ise farklı bir sessizliği anlattı: Hornet'ta profillere bakarken "Oğlak, uyumlu" yazısında bir saniye durduğunu, yani tam da karşı çıktığı şeyi kendisinin de yaptığını fark ettiğini söyledi. "Sadece daha sessiz yapıyorum" dedi.

---

Hayat çok sert, yıldız ne bilsin

Deprem, savaş, göç, ölüm yaşamış kişilerin cevapları farklı bir ağırlık taşıdı. Bu kişiler burçları reddetmek için felsefi ya da dini argümana gerek duymadı. Somut bir karşı-örnek yetti.

Helin (p_042), mevsimlik işçi, "Yusuf'un traktörden düşeceğini hiçbir yıldız söylemedi kimseye" dedi. Hayat (p_029), depremzede öğretmen, "Ne burç ne yıldız ne de başka bir şey o geceyi açıklayamıyor, açıklasın da istemiyorum zaten" dedi. Yusuf (p_051), Halep'ten gelen altın işçisi, "Ben Halep'te doğdum, savaş çıktı, kaçtım — hangi burç bunu açıklıyor?" diye sordu. Sefer (p_069) ise en kısa soruyu sordu: "Burç ne işe yarayacak bana, kira ödeyecek mi, vatandaşlık verecek mi?"

Bu cevaplarda küçümseme yoktu. Sadece hayatın ağırlığı, burç tartışmasını anlamsız kılıyordu.

---

Yöntem notu

Bu 70 kişi gerçek değil, kurgusal. Farklı yaş, şehir, meslek, inanç ve köken profillerinden yola çıkılarak üretildiler. Bir anket değil, bir düşünme aracı. Aynı sorular farklı bir setle sorulsa farklı dağılımlar çıkabilir. Buradaki sayılar Türkiye'yi temsil etmiyor; ama bu kurgusal insanların cevaplarındaki örüntüler, gerçek bir toplumsal gerilimi yansıtıyor olabilir.

▸ veri sayımı (kelime-eşleşme)

Cevaplarda hangi konu/söz-kalıbı kaç personada geçti — ham kelime-eşleştirmesi. Yorumlama değil; sayısal arka-plan.

aile/akraba bağlamı52/70
olmaz/değil dedi44/70
dini söz/çerçeve39/70
economic_frame35/70
geçim/ay-sonu32/70
kamuya açık paylaşmam20/70
kararsız / 'kim bilir'18/70
kayın/namus baskısı16/70
politik söylem15/70
aile-için-koruma14/70
asker/savaş çerçevesi13/70
yapısal eleştiri (sistem/eşitsizlik)5/70
olur/evet dedi3/70
kuşak-aktarımı3/70
ekonomi düzelir umudu1/70
küme
modernler: 24
dindar-muhafazakarlar: 17
geleneksel-muhafazakarlar: 29
mahremiyet
yari-acik: 48
kapali: 21
acik: 1

Bu rapor 70 kurgusal kişinin bu soruya verdiği cevapların bir okumasıdır. Anket değil; gerçek-dünya iddiası içermez. Aynı set yeniden sorulsa farklı bir okuma çıkar.

cevaplar

70

[Bağlam: ofiste bir iş arkadaşı "sen hangi burçsun" diye sorduğunda] "Terazi'yim ama pek takip etmiyorum açıkçası, sen inanıyor musun?" — topu ona atarım. Çünkü "inanmıyorum" desem hemen savunmaya geçiyorlar, gereksiz bir tartışma açılıyor. Merak ediyorum gibi yapıp dinlerim, sonra konu zaten kayar.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... Yani inanmak ne demek ki tam olarak? Ofiste herkes "sen Akrep'sin, zaten öylesin" diyor, ben de gülümseyip geçiyorum ama içimden "bu ne saçmalık" diyorum. Ama sonra düşünüyorum — insanlar neden bu kadar çekiyor bunu? Bir şeye tutunmak istiyorlar, "ben buyum" demek istiyorlar. Bunu anlıyorum aslında. Yani tamamen boş da değil bu ihtiyaç. Ama sistemin kendisi, "Venüs Yengeç'te, bu yüzden ilişkin bozuldu" kısmı — orası beni kaybediyor. Hayatı bu kadar basitleştirmek... bilmiyorum, biraz tembel bir düşünme biçimi gibi geliyor bana.

Modernler
kapalı

[Ofiste, Elif'e ya da başka bir iş arkadaşına] "Yok canım, ben pek inanmıyorum bunlara, eğlenceli tabii ama ciddiye almıyorum." — Bırakıyorum orada. Ne dini boyutuna giriyorum, ne de "saçmalık" diyerek karşımdakini kötü hissettiriyorum. Konu zaten hafif bir şey, tartışmaya değmez.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... Ofiste Elif sürekli "sen Boğa'sın zaten, inatçısın" falan diyor, gülerek geçiştiriyorum ama içimden biraz rahatsız oluyorum açıkçası. Yani Allah yarattı insanı, bir yıldız konumu mu belirleyecek karakterini? Mantıkla da tutmuyor zaten — milyarlarca insan aynı burçta, hepsinin hayatı mı aynı gidiyor? Ama şunu da itiraf edeyim, bazen kendi kendime "Boğa böyle yaparmış" diye bir şey okuyunca "ya doğru gibi" diye geçmiyor değil aklımdan. Sonra fark ediyorum, hepsine uyan şeyler yazıyorlar. Biraz aptalca hissediyorum o an için.

Dindar

[Bağlam: Cihangir kahvaltısında, arkadaşlar sohbet ederken] "İnanmıyorum tabii, ama insanların neden inandığı sorusu daha ilginç bana. Bir tür anlam haritası çıkarma çabası — belirsizliğe katlanamıyoruz, bir şeyleri kategorize etmek istiyoruz. Beni 'tipik Koç' diye okuyorsanız, o sizin ihtiyacınız, benim gerçekliğim değil" — der, hafifçe güler, konuyu oradan alırım.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar… Yani şimdi ciddi misin? Ama dur, haksız olmayayım kendime karşı — öğrencilerimin yarısı bu işe inanırdı, onlara da "saçmalık" deyip geçmedim, ne de olsa inanç sosyolojisi diye bir şey var. Ama inanmak mı? Hayır, hayır. Yıldızların konumunun benim karakter yapımı belirlediğini düşünmek… bu tam olarak ne tür bir epistemik tembellik? Öte yandan şunu da söyleyeyim: insanlar neden inanıyor sorusu beni hâlâ ilgilendiriyor, inanmanın kendisi değil. Bir de şu var — Cihangir'deki kahvaltı arkadaşlarımdan biri zaman zaman "sen tipik bir Koç'sun ya" diyor, gülerek geçiyorum ama içimde hafif bir "dur bir dakika" hissi de yok değil, utanılacak kadar küçük ama var.

Modernler
kapalı

[Bağlam: kafedeki arkadaşlara ya da TikTok'ta birisi sorsa] "Yani tam inanmıyorum ama eğlenceli buluyorum, Terazi'yim mesela, bazen gerçekten tutuyor 😅 Ciddi ciddi hayat kararı almam tabii ki ama takip etmekten zarar gelmez." — Annemin yanında bu konuyu hiç açmam, gerek yok.

▸ aklından neler geçti?

Yani burçlara inanıyor musun sorusu... Tamamen saçma buluyorum aslında, nasıl olur da Temmuz'da doğan herkes aynı şeyi yaşasın? Ama bir yandan da TikTok'ta her gün Terazi içerikleri izliyorum, bazen "ya bu gerçekten benim gibi" diyorum — sonra kendime gülüyorum. Annem "bunlar uydurma, Müslüman buna inanmaz" der, o yüzden evde hiç konuşmuyorum zaten. Ama arkadaşlarla "sen tipik Akrep'sin ya" diyince gülüp geçiyorum, çünkü eğlenceli o kadar. İçimde şu var aslında: inanmıyorum ama tamamen reddedemiyorum da, çünkü bazen o kadar tutturuyor ki insan "ya ne bileyim" diyor.

Modernler

[Bağlam: bir sosyal ortamda, tanıdık ama yakın olmayan biriyle — mesela bir kokteylde ya da akşam yemeğinde konu açılırsa] "Açıkçası hayır, inanmıyorum — ama bunu çok da büyük bir mesele yapacak değilim. Herkes kendi anlam çerçevesini seçiyor." Orada bırakırım. Tartışmaya açmam. Karşımdaki inanan biriyse özellikle. Enerjiye değmez.

▸ aklından neler geçti?

Yani... hayır. Burçlara inanmıyorum, bu çok net. Ama "inanıyor musunuz" sorusu bile biraz tuhaf geliyor bana, sanki "Noel Baba'ya inanıyor musunuz" diye soruyorlar. Asıl ilginç olan şu: bu kadar eğitimli, bu kadar akıllı insanlar — bazen toplantıda tanıştığım analistler, portföy yöneticileri — "ya ben Akrep'im, zaten böyleyimdir" diyebiliyor rahatlıkla. O anda içimden bir şey kırılıyor. Ama bir yandan da... insanlar neden inanıyor buna, bunu da anlıyorum aslında. Belirsizliği tolere etmek zor, bir çerçeve istiyorsun. Yine de ben bu ihtiyacı başka yollarla karşılarım, burçlarla değil.

Modernler
kapalı

[Bağlam: Cihangir'deki kahveci arkadaşlarından biri sordu, hafif gülümseyerek] "Hayır inanmıyorum ama neden bu kadar çok konuştuğumuzu da anlıyorum açıkçası — insanlar bir çerçeve istiyor kendileri için. Ben de zaman zaman bakıyorum, yalan söylemeyeyim. Ama 'sen tipik Akrep' denince biraz gözüm dönüyor."

▸ aklından neler geçti?

Yani... burçlar. Klasik "sen Akrep misin, anlıyorum her şeyi" muhabbetidir bu. Açıkçası inanmıyorum, nasıl inanayım — ama bir yandan da şunu fark ettim: en çok burç konuşan insanlar arasında benim gibi seküler, "akılcı" olduğunu düşünen tipler var. Sanki din yerine geçen bir şey bu, biraz. Kendini anlamlandırma ihtiyacı, başkasını kategorize etme ihtiyacı — bunlar gerçek, burçlar araç sadece. Ama yine de "Terazi yükselen Aslan" diyince içimde bir şey geçiyor, "dur bir dakika" diye. Sonra kendime kızıyorum bunun için. Bir de şu var: müşteri brifingi sırasında "sen Başak değil misin herhalde, bu kadar detaycısın" diyen biri olmuştu, güldüm geçtim ama içimden "bu ne saçmalık" dedim. Ama sonra googlelayıp Başak olup olmadığıma baktım. Baktım işte.

Modernler
kapalı

[Bağlam: arkadaş ortamı, biri burçlardan bahsedince] "Hayır inanmıyorum açıkçası, ama şunu söyleyeyim — neden bu kadar tuttuğunu anlıyorum, insanlar bir şeylere yapışmak istiyor. Ben Akrep'im, özelliklerini okuyunca 'e yani yüzde elli uyuyor' diyorum ama bu da zaten confirmation bias değil mi? Herhangi bir şeyi okuyunca kendine uydurmaya başlıyorsun."

▸ aklından neler geçti?

Yani ciddiye almıyorum tabii, bu açık. Ama şunu da inkâr edemem — birisi "sen Akrep'sin değil mi, o yüzden böylesin" dediğinde içimde bir şey "dur bir dakika" diyor, sonra hemen "hayır saçma" diyorum kendi kendime. Neden o bir saniye duraksaması var ki? Belki pattern matching'e yatkınlık, bilmiyorum, beyin bir şeyleri uydurmayı seviyor. Ama yani insanların buna bu kadar bağlanması ilginç — tamamen anlamsız bir şey değil sosyal olarak, insanlar bir şekilde kendini anlatmak istiyor ve burç iyi bir şablon sunuyor. Yine de "ay sen tipik Terazi'sin" diyene "cidden mi reis" demeden duramıyorum içimden.

Modernler
kapalı

[Bağlam: Defne torunum sorsa, ya da apartman çay sohbetinde konu açılsa] "Yok oğlum, ben o işlere pek bakmam. Ama takıyorsan sen bak, gençlerin merakı bu işte." — Fazlasını söylemem. Neden uzatayım ki.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar mı... Yani adam sabah kalkıyor, gazetede "Koç burcu: bugün önemli kararlar alacaksınız" okuyor, ona göre mi yaşıyor? Bunu ciddiye alan insanlar var mı gerçekten, yoksa öyle bir eğlence mi? Torunum Defne bazen "Dede sen Akrep'sin, inatçısın" diyor, gülerek söylüyor ama... Akrep mişim. Kırk yıl PTT'de çalışmışım, emekli olmuşum, şimdi bir yıldız konumu mu belirleyecek beni? Bunların hepsini Batı'dan aldık zaten, burç meselesi de oradan geldi, eskiden bizde böyle bir şey yoktu. Ama şunu da söyleyeyim, insanlar neden tutuyor bunu — belki bir açıklama arayışı, bir şeylere anlam verme isteği. Bunu anlıyorum. Ama inanmak başka.

Geleneksel

[Bağlam: Derya'nın arkadaşlarından biri ya da komşu kızlardan biri "hadi burç yorumuna bakalım" deyince] "Yok canım, biz bunlara bakmayız. Allah'ın takdiri dışında kim ne söylese boş. Eğlence olsun diye bakıyorsunuz tamam, ama inanmayın ha, inanmayın — o ayrı mesele."

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... aman canım, bu ne biçim soru. Yani açıkçası — kızım Derya'nın arkadaşları hep "sen Terazi'sin, işte bu yüzden böylesin" falan diyor ya, içimden gülüyorum. Ne Terazisi be, Allah yaratmış her şeyi, yıldızlar ne bilecek benim kaderimden. Ama öte yandan... annem "sen Boğa'sın, inatçısın" dedi hep, ve ya... inat konusunda pek de yanlış sayılmaz. Dur dur, bu ne saçmalık, kendimi böyle bir şeyle teselli etmek yakışmaz. İçimde bir yerde "belki biraz eğlence olarak bakılabilir" diyen bir ses var ama hemen susturmak istiyorum onu — bu şirk meselesi, hafife almamak lazım.

Geleneksel

[Bağlam: Fatma'nın kız kardeşi ya da mahallede genç bir kadın sorarsa] "Yok canım, ben o işlere bakmam. Denize çıkarken yıldıza bakıyorum, ama o başka — rota için. Burç falan... boş işler bunlar. Ama sen inanıyorsan sana bir şey demem tabii, herkesin işi kendine."

▸ aklından neler geçti?

Burç mu... Yani adam sabah kalkmış, "ben boğayım, bugün para kazanacağım" diyo. Saçmalık. Ama şunu da söyleyeyim, Fatma'nın kız kardeşi her hafta o burç sayfalarını okuyo, "Recep abi sen Akrep'sin, bu ay dikkatli ol" falan diyo. Güldüm geçtim ama... bir ara denizde motor arızdı, o hafta da "Akrep'lere zor bir hafta" yazmış, Fatma bana baktı öyle. İçimden "Allah Allah" dedim, tesadüf işte. Ama yok, inanmıyorum. Hem zaten bu iş biraz... Müslümanlıkla pek gitmez. Yıldızlara bakıp kader çıkarmak ne oluyo. Ama karşımdakine de "sen aptalsın" demek istemiyorum, o da ayrı mesele.

Geleneksel

[Atölyede, kızlardan biri "abi sen Terazi'sin, o yüzden hep tartıyorsun her şeyi" dediğinde] "Yok kardeşim, ben Terazi değilim, ben hesap makinasıyım — makine hesaplar, burç hesaplamaz. Haydi haydi, makineye gidin."

▸ aklından neler geçti?

Burçlar mı... Yani adam sabah kalkmış, "ben Koç burcuyum, bugün dikkatli olayım" diyor. Bunu ciddiye alan insan var ya, anlayamıyorum doğrusu. Atölye'de kızlar bazen konuşuyor aralarında, "sen Akrep'sin o yüzden böylesin" falan — gülüp geçiyorum. Ama şunu da söyleyeyim, bu burç meselesine inanan insanları tam aptal da sayamıyorum içimden, çünkü bir şeye tutunmak istiyorlar, hayatı anlamlandırmak istiyorlar. Sadece yanlış kapıya gidiyorlar. Biz zaten kaderimizi biliriz — Allah'ın takdiri var, o başka şey. Burç başka şey. Birini karıştırma ötekiyle.

Dindar
kapalı

[Bağlam: Komşu Fatma'nın evinde çay içerken, burç konuşması çıkınca] "Vallahi ben pek bakmıyorum bunlara, anlayamıyorum da. Ama siz bakıyorsanız, ne çıktı, anlat bakalım."

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... Komşu kızlar bazen konuşuyor bunu, "sen Koç musun, ben Terazi" falan. Gülümsüyorum ama içimden biraz... ne bileyim, boş geliyor. Yani insan kaderini yıldızdan mı öğrenir? Benim kayınbabam yolda öldü, ben çamaşır makinesinin fişini prizde bıraktım — hangi burç bunu söylemişti? Ama öte yandan kızıyorum da kendime, niye bu kadar sert bakıyorum, onlar sadece eğleniyor, kimseye zararı yok. Belki benim sorunum onların eğlencesine tahammülsüzlük etmek.

Geleneksel

[Bağlam: iş ortamında, biraz tanıdık biriyle sohbet ederken] Yok kardeşim, inanmıyorum açıkçası. Yani dinen de doğru değil bu işler, gaybı bilmek Allah'a ait. Ama tabii herkes kendi bildiğince... Eğlence olarak bakıyorsa neyse, ama hayat kararlarını buna göre veriyorsa orası biraz sorunlu olur bence.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... ya, bu mu konu. Açıkçası biraz gülünç geliyor, yani bir insanın karakteri doğduğu ay-güne göre mi şekilleniyor, bu nasıl bir şey? Ama öte yandan — ve bunu kimseye söylemem — ofisteki Selin Hanım her toplantıda "ben Akrep'im, işte bu yüzden böyleyim" diyor, bir şekilde de tahmin edilebilir bir insan, yani belki insanlar bunu kendileri için bir çerçeve olarak kullanıyor, bilmiyorum. Dinen de zaten kesinlikle yok böyle bir şey, gaybı bilmek Allah'a mahsus, bu kadar net. Ama şunu da itiraf edeyim içimden: eşim bazen "sen tipik Boğa'sın" deyince, ya da annem "Kova'lılar böyledir" deyince, bir yerde "hm, bu kadar da saçma değil mi acaba" diye geçiyor aklımdan — sonra siliyorum o düşünceyi.

Dindar
kapalı

[Öğretmen odasında, meslektaşlarla sohbet ederken biri sorunca] "Yani tam inanmıyorum ama tamamen de geçemiyorum üzerinden, ne bileyim. Eğlenceli bir şey, bazen bakıyorum." — Fazlasını söylemem. Anneanne meselesi falan çıkmaz, o içeride kalır.

▸ aklından neler geçti?

Yani... inanıyor muyum? Hayır, inanmıyorum aslında. Ama "inanmıyorum" diyince de tam doğru değil bu. Yani Akrep olduğumu söyleyince birisi, "aa evet belli oluyor" deyince içimde bir şey kıpırdıyor — neden kıpırdıyor ki, saçmalık. Ama öte yandan Süryani takviminde de burçlar var, anneanne Marta'nın da bir şeyler söylediği olurdu yıldızlarla ilgili, o zaman "batıl inanç" diyemiyorum düpedüz. Belki insanlar bir şeylere tutunmak istiyor, ben de bazen tutunuyorum, sadece kabul etmek istemiyorum bunu. Öğretmen olarak "bilimsel düşünce" diye çocuklara anlatıyorum, sonra kendim Akrep özelliklerini okuyunca "ya doğru ya" diyorum içimden — bu biraz gülünç.

Modernler

[Bağlam: üniversitede arkadaşlarla, sohbet arasında] "Tam inanmıyorum yani ama bazen tutuyor gibi geliyor, ne bileyim. Hani eğlence olsun diye bakıyorum, ciddiye almıyorum." — Kadar söylerim. Telefondaki uygulamayı her sabah açtığımı söylemem, o kısım içimde kalır.

▸ aklından neler geçti?

Valla burçlara inanıyor muyum bilmiyorum, tam olarak. Yani mesela arkadaşlar "sen Terazi misin, o yüzden böylesin" deyince içimden hafifçe gülüyorum ama aynı zamanda... hani bazen tutuyor gibi geliyor, ne bileyim. Saçma olduğunu biliyorum, bilim falan tamam, ama insan neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyor ki — belki de her şeyi bir yere oturtmak istiyor. Depremi yaşadıktan sonra zaten "neden" sorusuna cevap arıyorsun her yerde, burçlar da o cevap arayışının bir versiyonu belki. Ama bunu düşününce kendim hakkında biraz garip hissediyorum, Alevi geleneğimizde böyle şeylere bakış farklı, dede ne der bilmiyorum ama muhtemelen "bunlar boş şeyler" der. Yine de telefonda burç uygulaması var, silemedim.

Modernler

[Bağlam: kafede müşteri ya da iş arkadaşı soruyor] "Koç'um ama pek bakmıyim açıkçası, bilmiyim işte" diyip gülerek geçiştiriyim. Tartışmaya değmez, adam eğleniyorsa bırak eğlensin. Ama ciddi ciddi "sen tipik Koç'sun, bencilsin" falan dese, o zaman biraz sinirim — o başka.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... ya, bunlar ne zaman çıktı böyle hayatımıza? Kafede kızlar sürekli "sen ne burçsun, yükselen neydi" diye soruyor, ben de "Koç" diyorum geçiştiriyim. Aslında içimden gülüyim — yani ciddi misin, yıldızlar mı belirliyor beni? Ama bir yandan da şunu düşünüyim: büyükannem falcıya giderdi, babam rüyalara bakardı, bunlar da bir tür "bilinmeyeni anlamaya çalışmak" değil mi? Fark ne ki? Ama yok, fark var — o başka bir şey, bu tamamen saçma. Hem dinî açıdan da doğru değil zaten, Allah'tan başkasına gaybı bildiremezsin, ama bunu söylesem "katı" görünüyim, o da ayrı bir dert.

Geleneksel

[Bağlam: Sabah çayında apartman komşularıyla, biri burçlardan söz açınca] Yok canım, ben o işlere bakmam. Allah ne yazdıysa o olur, yıldız ne bilecek benim kaderimden. Ama siz gençler konuşun, ben dinlerim — sohbet olsun.

▸ aklından neler geçti?

Ay, bu ne biçim soru şimdi... Burç mu? Hangi burçmuşum ben, Oğlak mıyım ne miyim, bilmem ki. Komşu Fatma'nın kızı hep "teyze sen Oğlak'sın, inatçısın" diye güler, ben de gülerim ama içimden "kız bu ne saçmalık" derim. Allah'ın yarattığı kul yıldıza göre mi yaşar? Kader Allah'ın elinde, Jüpiter'in değil. Ama bir yandan da... o kızların konuştuğu şeylere bazen kulak kabartıyorum, neden kulak kabarttığımı da bilmiyorum açıkçası — belki merak, belki sohbet olsun diye. Günah mı, değil mi, onu da tam tartamıyorum; büyük günah değildir herhalde ama boş iş, boş iş kesinlikle.

Dindar

[Bağlam: kızım ya da genç bir tanıdık sorsa, hafif gülerek] Yok oğlum, ben o işlere pek inanmam. Allah'ın yarattığı kader başka şey, yıldızların çizdiği kader başka şey — ikincisi bana biraz uydurma geliyor doğrusu. Ama sen inanıyorsan, sana bir şey demem, herkesin kendi meselesi.

▸ aklından neler geçti?

Burç meselesi... Yani adam kalkıyor diyor ki "sen Akrep'sin, işte böylesin" — bu ne biçim söz ya. Kaderimizi yıldızlar mı yazıyor, Allah mı? Benim için bu soru zaten bitik, cevabı belli. Ama şunu da söyleyeyim içimden: fabrikada bir ara İK müdürü "yöneticileri işe alırken burçlarına bakıyorum" dedi, gülümsedim geçiştirdim — içimden "bu adam ne diyor" dedim ama bir şey demedim, çünkü iyi bir mühendisti. Yani inanan insanlar var, hepsini ahmak saymak da doğru değil, ama... bu iş bana göre değil. Kızım da zaman zaman "baba sen Boğa burcu olduğun için böylesin" diyor, güldürüyor beni açıkçası. Yıldız falına değil, çalışmaya baktım hayatımda; Çumra'dan buraya yıldız taşımadı bizi.

Dindar

[Bağlam: Camide ya da cuma sonrası ders halkasında, bu konuyu açan birine] "Kardeşim, İslam'da kader meselesi açık — ne burç, ne yıldız, ne falcı... Bunların hepsi insanı Allah'tan uzaklaştıran şeyler. Bir Müslüman için 'ben akrepsim, şöyle davranırım' demek, kendi sorumluluğunu başka bir şeye yüklemek demek. Ama biliyorum, bu şeyler sosyal medyada çok dolaşıyor, gençler arasında moda gibi görünüyor — dikkat etmek lazım."

▸ aklından neler geçti?

Yani... bu soruyu ciddiye almak bile garip geliyor açıkçası. Yıldızlar insanın kaderini mi belirliyor? Aslan burcu cesur, Terazi dengeli, Koç inatçı... Kim uydurdu bunları, nasıl bir mantıkla? Ama öte yandan cemaatte, mahallede bile — "sen kaçsın, ben akrepsim, uyuşamayız" diyen kadınlar var, gençler var. Hatta bazen camiye gelen hanımlar bile "hocam kızımın kocası akrep burcu, geçinemiyorlar" diye geliyor. İçimden bir şey geçiyor o anlarda... Hem güldürücü hem üzücü. Kırk yıllık Müslüman, kader Allah'ın elinde der, sonra kızının evliliğini burca bağlar. Ama bağırıp çağırmak da çözüm değil, insanları kaybedersin, meseleyi büyütürsün.

Dindar

[Bağlam: Fatma'yla telefonda, ya da sabah çayında komşu Gülşen hanımla] "Yok canım, ben inanmıyorum bunlara. Kaderimizi Allah yazmış, yıldızlar ne karışacak. Ama sen söylüyorsun işte, dinliyorum — ne demiş senin burcun bu ay?" Gülerek geçiştiririm. Tartışmaya açmam, kırmam da istemem — ama inandığımı da söylemem.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... Yani vallahi gülümsemeden edemiyorum. Kız kardeşim Fatma hâlâ "sen tipik bir Akrep'sin Hatice abla" falan diyor, ben de "ne Akrebi yahu" diyorum ama içimden şunu da geçiriyorum — bazen tutturuyor ya, insan durup düşünüyor. Sonra kendime geliyorum tabii, bu ne biçim düşünce, yıldızlar ne bilecek benim ne yapacağımı. Ama bir yandan da şunu fark ettim yıllar içinde: bunu söyleyen kadınların çoğu aslında burca değil, *anlaşılmak* istemesine inanıyor. "Ben böyleyim, doğamda var" demek için bir bahane arıyorlar. O kısmını anlıyorum aslında. Yine de benim için bir sınır var — kader meselesi bu, oraya giriyor, oradan çıkamam.

Dindar
kapalı

[bağlam: iş yerinde ya da tanıdık biriyle sohbet ederken soru gelirse] Yok ya, inanmıyorum açıkçası — mühendis kafası işte, sayıya inanırım, burca inanmam. Ama kim inanıyorsa saygı duyarım, kimseye bir şey demiyorum.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... ya, bu soruyu soran kim acaba, ne bekleniyor? Aslında hiç ciddiye almadım bu işi — Almanya'da lise yıllarında kızlar "sen Akrep'sin, anlıyorum neden böylesin" falan derdi, ben de güler geçerdim. Ama şimdi Türkiye'de daha fazla yayıldı bu iş, LinkedIn'de bile "Koç burcu yönetici olur" paylaşımları görüyorum, bu biraz saçma geliyor. Mühendis kafasıyla bakınca hiçbir mantıksal temeli yok — doğum ayına göre kişilik belirlenmesi mi, ciddiye alınamaz. Ama bir yandan da "tamam, astroloji saçma ama insanlar neden bu kadar bağlanıyor" diye düşünüyorum bazen, bir ihtiyacı karşılıyor olmalı. Eşim de ara sıra burç uyumluluğu falan bakıyor, ona da bir şey demiyorum, kendi meselesi.

Dindar

[Bağlam: kurstan bir arkadaş "sen hangi burçsun" diye sorsa] Kardeşim, ben bunlara inanmıyorum, gaybı Allah bilir başkası değil. Ama sana da "sen aptalsın" demiyorum, merak etmişsin tamam. Sadece bu işlerin sağlamlığı yok, herkes her burçta kendini buluyor zaten.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... yani bu soruyu soran kişi benden ne bekliyor acaba? Haram olduğunu söylememi mi, yoksa "ben de bakıyorum aslında" dememi mi? Açıkçası ikisi de değil. Gaybı Allah'tan başkası bilemez, bunu biliyorum, ezberlemişim değil gerçekten inanıyorum. Ama şunu da biliyorum — kursta telefon yasak olduğunda bile bazı kardeşler gizlice burç videolarına bakıyordu TikTok'ta. Ben de baktım mı hiç? Baktım. Bir kere Yay burcu videosuna denk geldim, "ya bu beni tarif ediyor" diye içimden bir şey geçti, sonra hemen "estağfirullah" dedim kendi kendime. O an garip bir utanç vardı içimde, sanki birisi görmüş gibi. Ama şunu da söyleyeyim — o videoların hepsinde aynı şeyler yazıyor, herkes kendini görüyor zaten, bu da bir saçmalık değil mi?

Dindar

[Bağlam: Sosyoloji Derneği'nden genç bir meslektaş ya da öğrenci soruyorsa, samimi bir ortamda] "Hayır, inanmıyorum — ama şunu da söyleyeyim, insanların neden inandığını anlıyorum. Belirsizlik içinde bir düzen arayışı bu, çok insani bir şey. Ben Paris'teyken I Ching'e bakmıştım, utanarak itiraf ediyorum." *Hafif güler.* "Ama astrolojinin bilimsel bir temeli yok, bunu da açık söylemek gerekiyor."

▸ aklından neler geçti?

Yani... burçlar. Aslan mıyım, Yay mıyım, ne olduğumu bile tam hatırlamıyorum şu an — Aralık doğumluyum, Yay sanırım. Ama bu soruyu soran kişi kim, ne bekliyor benden? Eğer genç biri soran, "hadi hoca hanım, bir şans ver" modundaysa — ne yapacağım, küçümseyecek miyim? Küçümsemek kolay. Ama bir dakika, ben de bir zamanlar I Ching'e baktım, Paris'teyken, 1981'de — o dönemin belirsizliğinde insanın aklı her şeye sarılıyor. Şimdi geriye dönüp baksam, o da ne kadar farklıydı ki burçlardan? Yine de... astroloji denen şeyin epistemolojik statüsü sıfır. Bunu söylemek zorundayım kendi kendime en azından. Ama insanların neden ihtiyaç duyduğunu anlıyorum — anlıyorum ama onaylamak ayrı şey.

Modernler

[Bağlam: Bodrum'daki bir sosyal ortamda, tanıdık biri "sen hangi burçsun?" diye soruyor] "Terazi'yim ama inanmıyorum açıkçası — yani eğlenceli buluyorum bazen, ama gerçekten bir şey söylediğini düşünmüyorum. Sen inanıyor musun?" Konuyu onlara çeviririm, kendim hakkında fazla uzatmam. Küçümseyici de görünmek istemiyorum, o yüzden "eğlenceli" kısmını bırakırım orada.

▸ aklından neler geçti?

Hayır inanmıyorum, bu kadar basit. Ama şu da var — Boğaziçi'nde bir sürü zeki insan burçlardan bahsederdi, ben de hafifçe güler geçerdim. Berlin'de de öyleydi, Lizbon'da da. Bir yerde insanlar belirsizlikle başa çıkmak için bir şeye tutunmak istiyor, bunu anlıyorum. Ama "Akrep olduğun için böylesin" demek... bu beni rahatsız ediyor çünkü insanı kategoriye kilitleme işi, üstelik tamamen keyfi bir kategoriye. Yani ben yazılım insanıyım, pattern matching yapıyorum, bu pattern'in veri seti sıfır. Öte yandan şunu da itiraf edeyim: bazen birinin "sen tipik Terazi'sin" dediğinde içimden "acaba?" diye geçiyor — bu da biraz utanç verici.

Modernler

[Bağlam: 1573. Sokak'ta sabah çay içerken, Hülya ya da mahalle kadınlarından biri "sen kaçsın?" diye sorunca] "Akrep'im gardaşım, ne yapayım," derim gülerek. "Annem hep derdi Akrep'ler çok sever ama çok yakar da, haklıymış galiba." Tam "inanıyorum" da demem, tam "saçma" da demem — orta yerde bırakırım, herkes güler, konu geçer.

▸ aklından neler geçti?

Yani... inanıyor muyum? Tam bilmiyorum. Akrep'im ben, hep "Akrepler çok kıskanç olur, intikamcı olur" derler — ama ben öyle miyim? Bazen tanıyorum kendimi onda, bazen hiç yok. Annem "Terazi'yle geçinemezsin" demişti Murat için, evlendik işte, ne oldu? Yirmi yıldır aynı evdeyiz. Öte yandan Hülya'nın kızı Esma, sabah kalkar telefona bakar burç yorumuna, "Teyze bugün para konuşma, Merkür geri gidiyor" der — gülüp geçiyorum ama içimden 'kız bunlar ne diyor' diye de düşünüyorum. Yani ne diyeyim, tam inanmıyorum ama tam da "saçma" diyemiyorum, bir yeri tutuyor bazen.

Geleneksel

[Bağlam: atölyede ya da kıraathanede, sohbet arasında biri "sen hangi burçsun" diye sorarsa] "Yok öyle bir şeyim ben, bilmiyorum bile hangisiyim — Mayıs doğumluyum, o kadar." Gülerek söylerim, konuyu fazla uzatmam. Ne "saçmalık" derim ne de "inanıyorum." Adam merak etmiş, laf olsun diye sormuş; ciddiye alarak reddetmek de gülünç olur.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... yani şimdi ne diyeyim buna. Aslan mısın Yengeç misin, kişiliğin ona göre mi şekilleniyor? Saçmalık tabii. Ama aynı zamanda — atölyede Hasan'ın kızı geçen hafta "abi sen Oğlak burcu değil misin, o yüzden inatçısın" dedi, güldüm geçtim. Gülünç bir şey ama insanlar neden bu kadar bağlanıyor buna, onu anlıyorum aslında — bir şeyleri açıklamak istiyor insanlar, "neden böyleyim, neden böyle oldu" diye. Biz de Fergana'dan çıkarken bir müneccim vardı mahallede, "yıldızlar iyi değil bu ay" derdi, kimse ciddiye almazdı ama kimse de tam reddetmezdi. Ama şimdi bakıyorum, sosyal medyada her şey burç burç... Kızlar özellikle. Eşim de bazen bakıyor, söylemez ama bakıyor. Beni rahatsız etmiyor aslında, sadece biraz boş geliyor.

Geleneksel
kapalı

[Bağlam: hastanede genç hemşire arkadaşlar sorduğunda, sohbet arasında] "Yok yok, ben pek takip etmiyorum açıkçası. Siz ne burçlusunuz?" — konuyu onlara döndürürüm, kendim hakkında fazla bir şey söylemem. Gülerim, dinlerim, "öyle mi, ilginç" derim. Biter.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... Yani ne diyeyim, inanmıyorum tabii ki, ama "inanmıyorum" derken de tam öyle keskin bir şey değil bu. Hastanede genç kızlar konuşuyor, "sen Akrep'sin zaten, böylesin" diyorlar birbirlerine, ben de gülümseyip geçiyorum. Ama içimden şunu düşünüyorum: adamın biri Bulgaristan'da adını değiştirdi, biz gece kamyona bindik, sınırda asker güldü — bütün bunların "Koç burcu" ile ne alakası var? Yani hayat o kadar rastgele, o kadar sert ki, yıldızlar mı belirleyecek ne olacağını? Öte yandan annem bazen "falan kişi Terazi'ymiş, onlara güvenilmez" der, ben de itiraz etmem, ne gerek var. Hem de şunu da söyleyeyim: bazen gazetede burç yorumlarına bakıyorum, sadece bakıyorum, inanmak için değil, ama bakıyorum işte.

Geleneksel

[Bağlam: Esra'ya ya da salondaki müşteriye, sohbet kıvamında] "İnanmıyorum desem yalan, inanıyorum desem de yalan — tam ortasında bir yerde duruyorum." Gülerim biraz. "Yani okurken zevk alıyorum, ama hayatımı ona göre kurmuyorum. Eğlenceli bir şey bu kadar." Müşteri ısrarcı olursa "sen hangi burçsun" diye sorarım, konuyu oraya çekerim — çünkü herkes kendi burcunu anlatmak ister zaten.

▸ aklından neler geçti?

Yani... inanmıyorum, açıkçası. Ama tam da "saçmalık" diyemiyorum kendime, çünkü Esra her yıl başında benim burcumu okur, ben de dinlerim — hem de dikkatle. Neden dinliyorum ki? Belki bir şeylerin tutması hoşuma gidiyor, "işte bu benim" diye. Ama aynı şeyi Yengeç'e de Akrep'e de uydurabilirsin, bu iş öyle. Öte yandan... bilmiyorum, hayatımda çok şey oldu ki hiçbir mantığa sığmıyor, bazen insan bir şeylere tutunmak istiyor. Hande Koç burcuydu mesela, bunu hâlâ biliyorum. Ne işe yaradı. Burçlar güzel bir oyun, ama oyun.

Modernler

[bağlam: öğretmenler odasında, genç bir meslektaş "siz hangi burçsunuz" diye sorunca] "Aslan'ım ama pek takip etmiyorum açıkçası, sen inanıyor musun?" — topu ona atarım, konuyu onun üzerinden sürdürürüm. Ne "inanmıyorum saçmalık" derim, ne de "evet çok ilginç" diye uzatırım. Bir yerde durmak istiyorum bu konuda, duramıyorum da.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... ne bileyim, yani inanmıyorum ama tam da "saçmalık" diyemiyorum içimden. Çünkü mesela Aslan burcu diyorlar, bende bir şeyler tuttuğunu hissediyorum bazen — sonra "dur ya, herkes kendinde bir şeyler buluyor bu yazılarda" diyorum. Ama öte yandan Antakya'da büyüdüm, ziyaret-mekânlarında yıldızlara bakılırdı, ay takvimiyle ekim-dikim yapılırdı, bunlar da bir çeşit gökyüzü-okuma değil mi? Yani burçlara inanmak ile o şeylere inanmak arasındaki çizgi tam nerede diye düşününce kafam karışıyor. Sonra bir de şu var: depremden sonra "kader" meselesi o kadar içime oturdu ki — ne burç ne yıldız ne de başka bir şey o geceyi açıklayamıyor, açıklasın da istemiyorum zaten.

Geleneksel

[Bağlam: sınıfta bir öğrenci "hocam siz hangi burçsunuz" diye soruyor] Koç'um ama Koç olduğum için mi böyleyim, yoksa böyle biri mi oldum — bunu hiç çözemedim. Siz de çözmeye çalışmayın, sınav var önünüzde.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... Yani, hayır, inanmıyorum elbette — ama "inanmıyor musun" diye sorulunca insanın içinde bir şey duraklatıyor. Sınıfta öğrenciler konuşuyor bunu, "hocam Akrep'siniz değil mi" diyorlar, güldüm geçtim. Ama dürüst olmak gerekirse, bazen birileri "Terazi çok böyledir" falan diyor, o kişiye bakıyorsun, bir şeyler tutuyor gibi geliyor — bu ne demek, kafam mı bozuk? Hayır, bu sadece insanın kalıpları sevmesi, hepsi bu. Aleviliğin içinde de yıldız-fal meselesi var zaten, dedelerimiz gökyüzüne bakardı ama bu başka bir şey, astronomiydi o, kozmolojiydi — burç gazetesi değil. Velhasıl bu işin içinde ciddi bir entelektüel tutarsızlık var ama kimse benden tutarlılık belgesi istemedi bugüne kadar.

Modernler

[Bağlam: pansiyon misafiri genç kız soruyor, kahvaltı masasında] "Yok yok, ben pek bakmam öyle şeylere, Ağustos doğumluyum aslan mı ne diyorlar ama hiç takip etmedim. Siz mi bakıyorsunuz, uyuyor mu?" — Konuyu ona çeviriyorum, kendi meselesini anlatmaya başlıyor, ben de çay koyuyorum. Benim inanıp inanmadığım orada kaybolup gidiyor.

▸ aklından neler geçti?

Burç meselesi... Pansiyon misafirleri soruyor bazen, özellikle İstanbul'dan gelen genç kızlar. "Siz hangi burçsunuz Münire Hanım?" diyorlar, gülümseyerek bakıyorlar. İçimden "ne bileyim ben, Ağustos doğumluyum, aslan mı ne ise" diyorum ama aslında hiç ciddiye almadım bu işi. Annem de almaz, kayınvalide de almaz — biz burada kimin ne zaman doğduğuna değil, kimin ne zaman çay topladığına bakarız. Ama şunu da diyemem ki "saçmalık" — insanlar inanıyor, bir şey buluyor orada, kim bilir. Benim için boş ama başkasının işine yarıyorsa ne diyeyim. Bir de şu var: kader Allah'ın elinde, yıldızın ne bilgisi olacak benim hakkımda — bu tarafı biraz rahatsız ediyor açıkçası, o yüzden "inanıyorum" diyemem hiç.

Geleneksel

[Bağlam: sergi açılışında ya da bir arkadaş sohbetinde, konuyu açan biri varsa] "Bilmiyorum, pek takip etmiyorum açıkçası — ama sen ne diyorsun, uyuyor mu sana?" Topu geri atıyorum, konuyu onlara çeviriyorum. Hem tartışma çıkmıyor, hem de yalan söylememiş oluyorum tam olarak.

▸ aklından neler geçti?

Yok, inanmıyorum tabii. Ama "inanıyor musun" sorusu bile biraz yanlış çerçeveliyor meseleyi — sanki iki kutup var, ya tamamen bağlıyorsun ya da hiç umursamıyorsun. Ben ortada bir yerdeyim aslında: Akrep olduğumu söylediklerinde "derin, içe kapalı, obsesif" diyorlar, ve içimden "e, yanlış da değil" diye geçiyor — ama bu burçların doğru olduğu için değil, on iki kategoriden biri mutlaka biraz uyuyor, o kadar. Barnum etkisi mi ne diyorlar buna. Asıl rahatsız eden şu: bu konuşmalar çoğunlukla sergi açılışlarında çıkıyor, sanat ortamında, ve orada "ben inanmıyorum" demek bir tür züppelik gibi görünüyor, karşındaki kişiyi küçümsüyormuşsun gibi. O yüzden ne tam katılıyorum ne de düzeltiyorum, sadece gülümsüyorum — ki bu belki de daha dürüstsüz bir tutum.

Modernler

[Bağlam: Selin kızıma ya da Bostanlı'daki sabah yürüyüşü grubundan biri "sen burca inanır mısın Hakkı abi" diye sorarsa] "Hayır inanmıyorum, ama seni de kınamıyorum — insan bir yerlere tutunmak ister, anlıyorum bunu. Ben de hayatımın bir döneminde başka şeylere tutundum, o da pek işe yaramadı sayılır." Gülerim biraz, konuyu fazla uzatmam.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... yani şimdi bana soruluyor bu. Yetmiş dört yaşında, Mamak'ta bir yoldaşın nasıl öldüğünü hâlâ içinde taşıyan bir adam, Aslan mısın Yengeç misin diye mi düşünecek? Gülünç. Ama bir yandan... kızım Selin'in o burç uygulamasını açıp "Baba sen Akrep'sin, bu hafta dikkatli ol" demesi, beni neden bu kadar sinirlendiriyor ki? Belki de çünkü insanlar gerçek bir anlam arayışı içinde ve ben bunu küçümseyerek geçiştiriyorum — bu da bir tür kibir sayılır. Ama yine de, yıldızların konumundan kişilik çıkarmak... Nazım'ın dediği gibi "en güzel deniz henüz gidilmemiş olanıdır" — yani insan merak eder, ama bu merakın bu kadar ucuz doldurulması... işte tam o noktada içim sıkışıyor.

Modernler

[Bağlam: Hatice'nin kızı Elif yanımda burçtan bahsedince, gülerek] "Yok canım Elif, ben o işlere pek bakmam. Yıldız ne bilecek benim kaderimden, Allah bilir o işi. Ama sen inanıyorsan hayırlısı olsun kızım, zararı yok ya."

▸ aklından neler geçti?

Burç mu... Vallaha şimdi ne diyeyim. Yani bunları takip eden var köyde, Hatice'nin kızı mesela her sabah telefona bakıyor "bugün Akrep'lere dikkat" falan diyor. Ben de gülerim içimden. Ama aynı zamanda... şimdi şunu da düşünüyorum, biz de falcıya gittik bir zamanlar, gençken, Milas'ta bir kadın vardı, kahve falı bakardı. O da ne? Ondan ne farkı var bunun? Yani ben de o zaman inandım mı, inanmadım mı, tam bilemiyorum. Ama burç meselesi daha başka bir şey, bu gazetelerden çıktı, şehirli şeyi bu, köyde kimse "ben Başak'ım" diye dolaşmazdı eskiden. Hem zaten Allah'ın takdiri varken, yıldızlar ne yapacak ki... Ama yargılamak da istemiyorum kimseyi, herkes bir şeye tutunuyor işte.

Dindar

[Bağlam: Zeynep ya da başka bir arkadaşla, kahve içerken, hafif sohbet modunda] "Yani tam inanmıyorum ama insanların neden sevdiğini anlıyorum — kendini tanımlamak için güzel bir araç gibi. Ben de bazen 'Boğa işte, inatçı' diyorum kendi kendime, sonra güldüm geçiyorum." Muhtemelen burada bırakırım, "aslında bu tamamen saçmalık" lafını söylemem — gerek yok, havayı germeye değmez.

▸ aklından neler geçti?

Yani... inanmıyorum tabii, ama tam "saçmalık" diyemiyorum da. Çünkü bir yanda Zeynep var, her sabah günlük burç bakıyor, "Akrep-Yay uyumu zaten zor" demiş bana bir keresinde, ben de "hmm" demekle yetindim. Bir yanda da şunu fark ettim: insanlar burçları kullanırken aslında kendilerini anlatıyor, "ben böyleyim, beni böyle kabul et" gibi bir şey bu. O yüzden tamamen reddetmek de bir tür kibirlik gibi geliyor bazen — sanki "ben daha rasyonelim" diyorum, bu da kendi başına bir performans. Ama gerçekten inanmıyorum işte, Jüpiter'in Terazi'de olması benim o gün nasıl hissedeceğimi belirleyemez, bu kadar net. Yine de Hinge'de "Aslan" yazan biri görünce bir şeyler düşünüyorum, bunu da itiraf etmem lazım.

Modernler

[Bağlam: MÜSİAD kadın girişimci kahvaltısında, birisi "sen hangi burçsun Esma?" diye sorunca] Gülerek: "Terazi çıkıyorum ama hiç uymadım açıkçası, ben oldukça kararlı bir insanım!" Güldük, geçtik. Dini bir şey söylemiyorum o ortamda — hem gereksiz, hem biraz vaaz gibi durur. Ama annemle ya da kayınvalidemle konu açılsa, "ya vallahi bunlara inanmak doğru değil" derim, daha net.

▸ aklından neler geçti?

Yani... inanmıyorum tabii, ne bileyim, bu biraz saçma bir soru bana sorulunca. Ama bir yandan da şunu düşünüyorum — LSE'deyken sınıftaki İngiliz kızlar "oh I'm such a Scorpio" diye kahkaha atarken ben içimden "bunlar ne kadar boş" diye geçiriyordum, ama aynı zamanda biraz da merak ettim, okuyuverdim bir şeyler. Terazi burcu çıktım, "dengeli, adalet sever, kararsız" — e, kararsız değilim ben, karar alma konusunda oldukça nettim hep, o kısım uymadı. Ama şunu da söyleyeyim kendi kendime: annemin "yıldız falına bakan şirk işler" dediğini biliyorum, bu konuda net bir dini çerçeve var kafamda, ve o çerçeveyi de ciddiye alıyorum. Yani inanmıyorum, hem dinen hem aklen — ama "hiç bakmadım" demek de dürüst olmaz.

Dindar
kapalı

[Bağlam: Dilan'a, kreşte öğle arası] "Yani tam inanmıyorum ama bazen okuyorum işte, eğlenceli oluyor. Sen nasıl bu kadar takip ediyorsun ya, her şeyi biliyor gibisin!" — konuyu ona çeviriyorum, kendim hakkında fazla konuşmuyorum. Dini açıdan "bu doğru değil" gibi bir şey söylemiyorum, gerek yok, kimseyi kırmak istemiyorum.

▸ aklından neler geçti?

Yani... inanmıyorum, açıkçası. Ama "inanmıyorum" desem bile bazen o burç uygulamalarına bakıyorum, özellikle gece geç vakit telefonda sürüklenirken. Aslan burcu özellikleri okuyorum, "evet bu benim" diyorum içimden — ama aynı şeyi Başak için de okusam muhtemelen "evet bu da benim" derdim. Yani kendini görmek istiyorsun, göreceksin zaten. Ama kreşteki Dilan mesela, her sabah "bugün Yengeç'ler dikkatli olsun" diye bir şeyler söylüyor, ben de "hm, ilginç" diyorum — ne yalanlıyorum ne de katılıyorum. Bence biraz boş ama insanların neden tutunduğunu da anlıyorum, bir şeye anlam vermek istiyor insan.

Geleneksel

[Kahvedeki abilerden biri ya da düğünde bir tanıdık sorsa] "Yok kardeşim, o işlere bakmam ben. Çalıyorum, para alıyorum, gidiyorum — Akrep mıyım Boğa mıyım kimse sormadı bana." Gülerim, konuyu geçiririm. Sevdiye'nin annesi sorsa biraz daha yumuşak söylerim, "siz bilirsiniz hanım teyze" derim, ama içimden yine aynı şey geçer.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... yani şimdi ne diyeyim buna. Aklın köşesinde bir yerde "saçmalık" yazıyor ama tam da öyle diyemiyorum çünkü Sevdiye'nin annesi her düğün öncesi "bu ay Akrep'te Venüs var, dikkat et" falan diyor ve o düğünde bir şeyler oluyor, tesadüf mü bilmiyorum. Ama bak, ben 45 yıldır insanlara çaldım, Balık'ı da çaldım Koç'u da, hepsinin düğününde aynı kavgalar çıktı, aynı ağlamalar oldu — burç fark etmedi hiç. Ama öte yandan benim gibi adamın kader meselesine inanması gerekmiyor mu zaten, Allah'ın takdiri var, burç ne işe yarıyor o zaman? Kafam karışıyor değil aslında, sadece bu soruyu ciddiye almak için bir sebebim yok.

Geleneksel

[Bağlam: Twitter'da ya da blog yorumlarında biri "aaa sen Koç musun, çok mantıklısın" diye yazınca] Hayır inanmıyorum açıkçası, ama insanların neden ilgi duyduğunu da anlıyorum — belirsizliği bir yere oturtmak istiyor insan. Sadece on iki kategorinin herkesi açıkladığı fikrine inanmak güç geliyor bana.

▸ aklından neler geçti?

Burçlara inanmak mı? Hayır, inanmıyorum — ama bu soruyu soran kişiye göre cevabım değişiyor içimde, bu da biraz rahatsız edici. Yani mesela bir dernek arkadaşı sorsa farklı, bakanlıkta bir meslektaş sorsa farklı hissettiriyor. Neden bu kadar dikkatli oluyorum ki? Astroloji bana tam anlamıyla saçma geliyor — milyarlarca insanı on iki kategoriye sıkıştırıyorsun, üstelik doğum tarihine göre. Sosyoloji okumuş biri olarak bu tür "kader-açıklama sistemleri"ne nasıl bakacağımı biliyorum aslında, ama bunu söyleyince kibirli mi görünürüm diye bir an duraksıyorum — bu da beni biraz rahatsız ediyor kendi açımdan. Bir de şu var: insanların neden burçlara sarıldığını anlıyorum, belirsizliği tutmak zor, bir çerçeve istiyor insan — bunu küçümsemek kolay ama haksız da olur.

Modernler

[Kadıköy'deki yeni tanıştığım biriyle, muhtemelen bir kafede, konu açılmış] "Yani tam inanmıyorum ama tamamen de 'saçmalık' diyemiyorum açıkçası — Barnum etkisi falan var, herkes kendini görüyor o tanımlamalarda. Ama eğlenceli bir dil olarak tamam, neden olmasın."

▸ aklından neler geçti?

Yani... inanmıyorum tabii, ama "inanıyor musun" sorusu da tam doğru soru değil gibi. Çünkü bazen birileri "sen tipik bir Yengeç'sin" dediğinde içimden "dur bir dakika, bu saçmalık" diyorum ama aynı zamanda o tanımlamanın beni biraz tuttuğunu da hissediyorum — ki bu daha da sinir bozucu. Sanki astroloji insan psikolojisinin gerçekten var olan bir şeyini yakalıyor ama tamamen yanlış bir mekanizmayla açıklıyor, tıpkı... bilmiyorum, ateşin sıcak olduğunu söyleyen ama sebebini yanlış anlatan biri gibi. Berlin'deki arkadaşlar arasında bu çok daha rahat bir şeydi, "evet saçmalık ama eğlenceli" denilebilirdi — burada İstanbul'da bazen insanlar bunu gerçekten ciddi tuttuğunda ne yapacağımı bilemiyorum, ne kadar itiyorum ne kadar kabul ediyorum.

Modernler
kapalı

[Bağlam: Berfin (büyük kız, 20 yaşında) sorunca] "Bilmiyorum kızım, Kasım mı ne, sen bak bak. Ben anlamam bunlardan."

▸ aklından neler geçti?

Burç mu... Berfin'in arkadaşları hep bunu konuşuyor, "sen akrep misin, ben boğa" diye. Berfin de bazen soruyor bana, "anne sen ne burçsun" diye. Ben ne bileyim, Kasım doğumluyum, o kadar. Bunlar nereden çıktı ki zaten, Araplardan mı, Avrupalılardan mı, bilmiyorum. Ama şunu biliyorum — Yusuf'un traktörden düşeceğini hiçbir yıldız söylemedi kimseye. Mehmet'in sırtı tutmasa fındıkta çalışırdı, tuttu, hangi burç bunu yazdı? Bunları düşünmek... boş. Ama Berfin'e "saçma" diyemiyorum, kızar, küser.

Geleneksel

[Dükkânda, soruyu soran genç müşteriye ya da tanıdık birine] "Yav, ben pek o işlere bakmam açıkçası. İnanan inanır, inanmayan inanmaz — kimseye karışmam. Ama bizim yolda insan kendi elinden sorumlu, yıldızından değil." Güler geçerim. Daha fazla uzatmam.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... Yani şimdi ne diyeyim buna. Dükkâna gelen kız çocukları, "Abi sen Akrep misin?" diye soruyor, gülerek geçiyorum. Ama bir yandan... Hacıbektaş Veli'nin öğretisinde de var ya, insanın tabiatı, dört unsur, toprak-su-ateş-hava... Burç meselesi bundan çok mu farklı? Yani tamamen saçma demek de içimde tam oturmuyor. Ama öte yandan, kader meselesi bu — insan kendi yolunu çizer, Hak yolunda yürür, doğduğun ayın yıldızı seni bağlamaz. Bağlasa ne olurdu zaten, herkes Akrep doğuyor diye hepsi aynı mı olurdu? Saçma. Ama "tamamen saçma" diyemiyorum da, neden diyemiyorum ki... Belki yaşlılık, belki her şeye biraz daha yumuşak bakıyorum artık.

Dindar

[Bağlam: Kadıköy'de bir kahvede, tanıdık ama çok yakın olmayan biriyle sohbet ederken] "Hayır, inanmıyorum açıkçası — ama insanların neden inandığını, bu anma ve anlam arayışını merak ediyorum tabii." Orada bırakırım. Karşımdaki savunmaya geçmesin diye "ama anlıyorum neden cazip geldiğini" eklerim muhtemelen, sonra konuyu hafifçe başka yöne çekerim.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... Hayır, inanmıyorum, bu çok net. Ama "inanıyor musun" sorusu basit görünüp aslında biraz tuzak gibi — çünkü insanlar bunu sorduğunda genellikle ya "sen de inanıyorsun, değil mi, hadi gel konuşalım" ya da "bak ne kadar saçma" diye onay arıyorlar. Ben ne diyeyim, Barnum etkisi diye bir şey var, yeterince genel bir şey söylersen herkes kendinden bir şeyler bulur. Ama şunu da fark ediyorum — bu konuda biraz sert davranıyorum, çünkü akademik çevrede "burç" kelimesi söylenince içimde küçük bir tiksinme refleksi oluşuyor, bu da kendi başına düşünülmesi gereken bir şey aslında. Neden bu kadar rahatsız oluyorum ki, kimse benden bir şey istemiyor?

Modernler

[Bağlam: kahvehanede arkadaşlar arasında, biri "ya sen ne burçsun" diye sorarsa] "Koç burucum ama vallaha pek inanmam öyle şeylere gardeş, ama ne bileyim kızlar çok takıyor." Gülerim geçerim. Daha fazla uzatmam — ne reddederim tamamen ne de ciddiye alırım, orta bir yerde bırakırım.

▸ aklından neler geçti?

Yani... burçlar. Kızlar soruyor bunu çoğunluk, TikTok'ta da çıkıyor önüme sürekli — "koç burcu böyledir, akrep böyledir" falan. Açıkçası saçma geliyor, ne alakası var yıldızların insanın karakteriyle? Adam Niksar'da doğmuş, başka adam İstanbul'da doğmuş, ikisi de nisan doğumlu diye aynı mı olacak? Olmaz öyle şey. Ama bir yandan da kızların konuştuğu zaman "ne burçsun" diye soruyorlar, "koç burcu" diyorum, "aa evet belli oluyor" diyorlar — ne belli oluyor ya, hiçbir şey belli olmuyor. Yine de o anda "saçmalama" demek de zor, konuşma kesilir, kız da kırılır, ne gerek var.

Geleneksel

[Bağlam: dükkânda bir müşteri ya da tanıdık sorarsa] "Yok canım, ben pek bakmam öyle şeylere. Takı için soruyorsan, sana yakışanı söylerim ama burç hesabıyla değil, yüzüne bakarak söylerim" — hafif gülerek geçiştiririm. Filiz'e hiç söylemem, o bakıyorsa baksın, kimsenin zararı yok.

▸ aklından neler geçti?

Burç meselesi... vallaha güldürüyor beni biraz. Koç'sun, Boğa'sın, ne bileyim, yüzde kaç insan var dünyada, hepsine aynı şeyi mı söylüyorlar? Kuyumcuda da görüyorum bunu — kız geliyor, "bana Koç burcu için ne yakışır" diyor, güzel, satış yapıyorum, ama içimden "ya kız ne alâkası var" diyorum. Öte yandan Filiz bazen bakıyor burç yorumlarına, telefonda, ben de görmüşümdür — bir şey demiyorum, ne diyeyim ki, zararsız bir şey sonuçta. Ama inanmak... yok canım, Allah'ın yarattığı insanı on iki gruba böl, yıldıza bak, bu adam böyle davranır — bu bana mantıklı gelmiyor hiç. Yıldızlar ne bilsin benim ne yapacağımı.

Geleneksel

[Bağlam: Selin ya da mahalleli genç bir komşu kız sorarsa] "Yok canım, ben inanmam öyle şeylere. Yıldız ne bilecek benim kaderimimi, Allah bilir onu. Eğlence olsun diye bakıyorlar gençler, anlıyorum ama benim için değil."

▸ aklından neler geçti?

Burçlar mı... Komşu kızı Selin geçen hafta "Hatice abla sen Koç musun, Koçlar çok inatçıdır" dedi, güldüm geçiştirdim ama içimden "ne saçmalıyorsun kızım" dedim. Yıldızlara bakıp kader çıkarmak... bunun dinle bağdaşmadığını biliyorum, Allah'ın takdiri başka şey, gökteki yıldız senin ne yapacağını bilmez. Ama bir yandan da — şimdi itiraf edeyim kendi kendime — Sümeyye'nin telefon uygulamasında burç yorumlarına bir baktım geçen ay, "Başak burcu bugün dikkatli olsun" yazıyordu, gülüp kapattım ama tam kapattım mı... Hani inandım değil, ama bir an için "ee bakalım" diye geçti içimden. Sonra kendi kendime utandım biraz. Boş şey yani, ama insanın merakı işte, ne yaparsın.

Geleneksel
kapalı

[Bağlam: Esra veya ablası Sevgi bir şekilde "senin burcun şöyle" diye lafı açarsa, hafifçe gülerek] "Yok gardaş, ben o işlere inanmıyorum, boş şeyler bunlar. Ama siz eğlenin, bana ne." — Fazla uzatmam. Konuyu çekmem, tartışmam. Onların eğlencesini bozmak da ne gerek.

▸ aklından neler geçti?

Burç meselesi... Vallahi bu soruyu soran kim olursa olsun, cevabı belli zaten. İnanmıyorum tabii. Ne münasebet. Allah'ın yarattığı koca evreni, insanın karakterini yıldızların konumuna bağlamak... bu ne biçim mantık? Ama şunu da söyleyeyim, Esra'nın ablası var ya, Sevgi, her konuşmada "sen Yay'sın, böyle yaparsın, Boğa ile uyumsuzsunuz" diye lafı döndürüp dolaştırıyor. Esra da bazen gülümseyerek "sana göre ne çıktı?" diye soruyor o sitelerde. Beni sinir etmiyor açıkçası, kadınların eğlencesi bu, tamam. Ama içimden şunu geçiriyorum: bu işe gerçekten inanan biri varsa, biraz düşünmesi lazım. Kaderine, rızkına, ömrüne Yüce Allah karar veriyor — bir yıldız değil.

Dindar

[Bağlam: Necla sormasa ya da sohbet düşmese söylemem zaten. Ama Necla "sen Balık gibisin" deyince, ya da köyde gençler "hocam burçlara inanıyor musun" diye sorduğunda:] "Yok gardaşım, inanmıyorum. Eğlence olarak bakıyorsa insan tamam, ama ciddiye alınacak bir şey değil bence. Hem matematiğe uymaz, hem de inanca uymaz — ikisinden de uzak düşüyor bu iş."

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... yani Koç muyum, Boğa mıyım, ne bileyim, doğum ayım Mart, o zaman Balık mı oluyorum? Aklım bile almıyor bu işin. Ama şunu da söyleyeyim, Necla bazen "sen tipik Balık gibisin, duygusalsın" falan diyor, ben de gülüp geçiyorum — ne bağlantısı var bunun? Bir insanın hangi ayda doğduğu onun kim olacağını mı belirliyor, yani bu ne biçim mantık? Matematiği öğretiyorum, öğrencilere "neden böyle" diye sormayı öğretiyorum, sonra kalkıp yıldızlara bakarak "sen böylesin" diyeceğiz... Bir de şu var: bunun inançla da çeliştiğini düşünüyorum, Allah yarattı insanı, kader O'nun elinde — yıldızların ne işi var bu hesapta? Ama kimseye kızmıyorum açıkçası, boş vakit eğlencesi gibi görüyorum, sadece ciddiye alanlar beni biraz şaşırtıyor.

Geleneksel

[Evde, Selma ya da Sibel bir şeyi burçla açıklamaya kalktığında] "Yok kardeşim, ben buna inanmıyorum açıkçası. Bak, dedem Sofya'da medrese okumuş, biz başka şeylere inanırız. Ama siz eğleniyorsanız buyurun, ben karışmıyorum."

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... yani ne diyeyim, Selma bazen "sen tipik Yengeç'sin, içine kapanırsın" falan diyor, gülerek söylüyor ama. Ben de "ne Yengeç'i karıcım, ben Temmuz doğumluyum zaten" diyorum. Ama inanmak mı? Hayır yani, gerçekten inanmıyorum. 24 TIR'ı nasıl yöneteyim, Bulgaristan sınırında gümrük bekliyorken "ay Koç burcu yükselmede" diye mi bakayım? Saçmalık. Ama öte yandan kızım Sibel arkadaşlarıyla "sen Akrep'sin, bu yüzden böylesin" diye konuşuyor — bunu duyunca ne diyeceğimi bilemiyorum tam, "bırak bu saçmalığı" demek istiyorum ama kızarım diye duruyorum. Zaten gençler her şeyi burçla açıklıyor, bunu da mı kıracağım.

Geleneksel
kapalı

[Bağlam: Reem sorduysa, hafif gülerek] "Yok canım, inanmıyorum bunlara. Ama sen bakıyorsan bak, beni Akrep yapıyorsa yap — ne zararı var." Güler geçerim. Kahvehanede Halepli abiler sorse, "bu ne biçim soru" der gülerim, konuyu değiştiririm. Ohannes Usta sorse — o hiç sormaz zaten, pratik adamdır.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar mı... yani Koç, Boğa, bunlar mı? Gülünç aslında, adam doğduğu güne göre mi şekilleniyor hayatı? Ben Halep'te doğdum, savaş çıktı, kaçtım — hangi burç bunu açıklıyor? Ama şunu da söyleyeyim, Reem bazen bakıyor işte bu şeylere, telefonda "sen Akrep'sin, inatçısın" diyor, ben de gülüyorum. Kızmıyorum yani, saçma ama zararlı da değil sanki. Ama içimden şunu düşünüyorum — Allah'ın kader yazısı var, benim elimde olmayan şeyler için o yazıya bakıyorum ben, yıldızlara değil. Yıldızlar bana ne söyleyecek ki, ben zaten ne olduğunu yaşadım.

Dindar

[Bağlam: kahvede birileri konuyu açarsa, ya da Hatice sorarsa] "Yok öyle şey, boş iş bunlar. Adam çalışır, alın teri döker — burcu mu kurtarır onu? Gençler merak eder, tamam, ama biz bunlarla büyümedik. Hayırlısı ne ise o olur zaten."

▸ aklından neler geçti?

Burç mu... Bu ne biçim soru ya. Televizyonda görüyorum, gazetede okuyorum — "Koç burcu bu hafta dikkatli olsun", "Yengeç burcu para kazanacak"... Saçmalık. Adam sabah kalkıyor, ne olacağını bilmiyor, yıldızlar mı söyleyecek? Ama bir yandan... Hatice geçen ay bir şey dedi, "sen Oğlak burçsun, inatçısın" dedi, güldüm. İçimden "e, inat ettim 38 yıl fabrikada, yıldızın ne işi var bunda" dedim. Bunları inananlar var tabii, gençler özellikle — torun Zeynep de bakıyor zaman zaman telefonda. Ne diyeyim, boş iş bu, ama günah mı, bilmiyorum. Yıldızları Allah yarattı, ama onlar kaderimizi yazmaz — kader başka şey, burç başka şey.

Geleneksel
kapalı

[Bağlam: Banu sordu, akşam yemekte, hafif bir sohbet havasında] "Hayır inanmıyorum efendim, bilimsel bir temeli yok. Ama sen 'tipik Terazi' diyince insanın bir saniye duraksadığı da oluyor, o da psikoloji meselesi sanırım — kendini bir kalıba oturtmak istiyor insan. Neyse, ne yiyeceğiz bu akşam?"

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... Yani bunu ciddiye almamı mı bekliyorlar? Terazi miyim, Akrep miyim, ne fark eder. Bir insanın karakterini doğum tarihine bağlamak — bunu vergi mevzuatıyla ilgilenen biri olarak düşününce, hiçbir ampirik dayanağı yok, açık söyleyeyim. Ama şunu da itiraf edeyim: Banu zaman zaman "sen tipik Terazi'sin, karar veremezsin" diyor, gülerek söylüyor, ben de gülerek geçiştiriyorum — ama içimden "ya hani biraz doğru gibi de hissettirdi bu" diye geçiyor bir an, ki bu beni rahatsız ediyor aslında. Confirmation bias bu kadar basit çalışıyor işte. Yani burçlara inanmıyorum ama insan bazen "uyuyor mu acaba" diye bakıyor kendine, bu da ayrı bir şey.

Modernler
kapalı

[Beraat'la WhatsApp'ta ya da kafede, hafif bir konu çıktığında] "Yok ya, inanmam ben burçlara — ama söyle bakalım ne çıktı, eğlence olsun" derim. Ciddi bir tartışmaya çekmem, küçümseyici de olmam. Konuyu hafiften geçiştiririm.

▸ aklından neler geçti?

Yani... inanmıyorum tabii, saçmalık. Ama bir yandan da "Akrep burcu duygusal mesafe koyar" falan duyunca "e, doğru ya" diye geçiyor içimden — ki bu tam bir confirmation bias, bunu da biliyorum. Beraat Yay burcu, "Yay'larla uyumlusunuz" dedi bir keresinde, güldüm ama itiraz da etmedim. Asıl rahatsız eden şu: insanlar bunu ciddi ciddi hayat kararlarına bağlıyor, "burçlar uyuşmadı ayrıldık" diyen var — bu beni gerçekten sinir ediyor. Ama öte yandan ben de bazen Hornet'ta profillere bakıyorum, "Oğlak, uyumlu" yazıyor, bir saniye duruyorum — yani tam da aynı şeyi yapıyorum, sadece daha sessiz yapıyorum.

Geleneksel

[bağlam: iş arkadaşı ya da tanıdık biri soruyorsa, sohbet ortamında] "Pek inanmıyorum açıkçası, ama sen inanıyorsan anlat bakalım, ne diyor burçlar?" — konuyu ona çeviriyorum, tartışmaya açmıyorum. Karşımdaki kırılmasın, ben de gereksiz yere "saçmalık" demiş olmayayım.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... yani gerçekten inanıyor musun diye soruyorlar. Hayır, inanmıyorum, nasıl inanayım — ama bunu söylerken de biraz sert çıkıyor içimden, sanki "ne saçmalık" diyorum ama bu kadar sert olmak da gerekmez. Asıl sorun şu: iş yerinde ya da bir yerde biri "sen Balık burcu musun, o yüzden böylesin" dediğinde ne yapacaksın, "hayır saçma" mı diyeceksin, yoksa gülüp geçecek misin? Çoğunlukla gülüp geçiyorum. Ama içimde hafif bir "dur ya, bu insanları gerçekten bir kategoriye mi koyuyorsunuz" sıkıntısı var. Ayrıca şunu da düşünüyorum — ben zaten görme engelliyim, insanlar beni zaten bir kategoriye koyuyor, bir de üstüne burç kategorisi mi? Yeter artık.

Modernler
kapalı

[Bağlam: kahvede biri sorarsa, ya da tanıdık biri lafı açarsa] "Yok gardaş, ben o işlere bakmam. Koç muyum ne miyim bilmiyorum, doğum tarihimi bile tam bilmiyorum zaten." Gülerim, geçerim. Uzatmam.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar mı... Yani bu ne biçim soru. Terazi misin, Akrep misin, ona göre mi davranacaksın adama? Saçmalık. Ama şunu da söyleyeyim — kahvede Hasan bir keresinde "sen Koç musun, ondan böylesin" dedi, gülüştük, geçti. Kimse ciddiye almadı zaten. Ama bazı kızlar, şehirli takım, bunu gerçekten soruyor adama — "burcu ne?" diye, sanki kimliğin o. Bana göre bu biraz... boş iş. Allah yarattı insanı, yıldız ne bilecek senin ne olduğunu. Ama bunu söylesen "dindar takılıyorsun" diyecekler, o da ayrı dert.

Geleneksel

[Bağlam: Aylin'e, mesajlaşırken, o bir burç yorumu attığında] "Tatlım sen yine mi bunlarla uğraşıyorsun 😄 Ben inanmıyorum ama gönder bakalım, ne demiş Koç burcu için." — Okuyorum, bir şey söylemiyorum sonra. Aylin bilir zaten inanmadığımı, ama bu küçük ritüeli bozmak istemiyorum.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... Vallahi hayatımda en çok burç konuşan insanlar bankada müşterilerdi, "ben terazi burcu olduğum için parayı tutamıyorum" diyenler. İçimden "hayır, tutamıyorsunuz çünkü harcıyorsunuz" derdim. Ama şimdi düşününce, Fatma'ya baktığım bu dört yılda bazen Aylin'in gönderdiği burç yorumlarını okuyorum — neden okuyorum ki, ne arıyorum orada? Belki bir şeyin "bu ay zor geçecek ama Mayıs'ta nefes alacaksın" demesini istiyorum, gerçek mi değil mi önemli değil, sadece birinin bir söz vermesini istiyorum. Ama inanmak mı? Hayır. Analitik tarafım hep kazanıyor — korelasyon değil, anlam atfetme, insanın kendi istediğini görmesi. Bankacılık 22 yıl, sayılarla büyüdüm.

Modernler
kapalı

[Bağlam: komşu Emine gelip 'sen hangi burçsun Hatice abla' diye sorsa] "Kuzum ben o işlerden anlamam, benim işim namazım orucum. Senin burçların Allah'ın takdirinin önüne geçer mi hiç? Geçmez. Ama siz gençler bakıyorsunuz işte, bilmiyorum, hayırlısı."

▸ aklından neler geçti?

Burç mü... Vallahi bu ne biçim soru. Köyde kim sorar bunu ki. Şehirli kızlar sorar, gazetede okurlar 'Koç burcu bu hafta dikkatli ol' diye. Benim kızım Fatma bir keresinde 'anne sen Oğlaksın, inatçısın' demişti, güldüm geçtim. İnat mı, yani ben inat mı yapıyorum, Allah'ım. Ama şimdi düşünüyorum da... insanın doğduğu ay mı belirler kaderini? Benim kaderim Allah'ın elinde, başka kimin elinde olsun. Yıldızlar ne bilir benim ne çektiğimi. Yine de Fatma'nın o lafı aklımda kaldı, 'inatçısın' dedi, belki de doğruymuş biraz — ama bu burçtan değil, hayattan öğrendim ben onu.

Geleneksel

[Bağlam: Akşam Sanat Atölyesi'nde seminer sonrası çay içilirken, genç bir katılımcı "hocam siz burçlara bakar mısınız" diye sorarsa] "İnanmıyorum açıkçası — yani bilimsel bir temeli yok, bunu söylemek zorundayım. Ama insanların neden ilgi duyduğunu anlıyorum, bu başka bir şey. Anlam arayışı meşru bir şey." Bırakırım orada. Uzatmam.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar mı... Yani ciddi mi bu soru? Yirmi yaşındaki öğrenciler sorarsa anlıyorum, ama 2026'da hâlâ bu soruyla karşılaşmak... Tamam, aslında şaşırmamak lazım, astroloji hiçbir zaman gitmedi, aksine büyüdü — sosyal medyayla fena halde büyüdü. İçimde küçümseme var, inkâr etmeyeyim; "Akrep yükselen Balık, o yüzden böyle davranıyorum" diyen birini duyunca bir şey kırılıyor bende. Ama sonra duruyorum — insanlar neden inanıyor buna, bu soruyu da sormak lazım. Belirsizlik, anlam arayışı, kendini bir yere yerleştirme ihtiyacı... Bunlar boş şeyler değil. Yine de inanmak ayrı, anlamak ayrı. Ben inanmıyorum, inanmam mümkün değil.

Modernler

[Kahvehanede biri sorarsa ya da Aysun video görüşmesinde bahsederse] "Yok gardaşım, ben o işlere bakmam. Allah'ın yarattığı insan yıldıza göre mi biçimleniyor, öyle şey olur mu. Kızım Aysun bunları seviyor, ne yapayım, gençler öyle — ben karışmam ama benim için boş iş."

▸ aklından neler geçti?

Burç mu... yav bu ne sorusu böyle. Koç, Boğa, Terazi — bunlar ne biçim şey, kim uydurdu bunları. Benim annem de bilmezdi burçları, babam da. Biz ne zaman doğduğumuza göre mi olacaktık insanlık. Kırk yıl Daimler'de çalıştım, vardiyada yanımda Alman var, Yunan var, Yugoslav var — hepsi farklı "burç" ama aynı tezgahta aynı işi yapıyoruz, aynı yorgunlukla eve gidiyoruz. Burç ne işe yarıyor orada? Ama şunu da söyleyeyim kendi kendime — Aysun bir ara bana "baba sen Yengeçsin, duygusalsın" demişti, güldüm, ama içimde bir şey "e belki biraz öyle" dedi de... Hah, saçmalık. Bunlar gazete köşesi işi, boş vakit doldurmak için.

Geleneksel
kapalı

[Bağlam: Şerife'nin kızları ya da komşu Saliha-teyze yanındayken, burçtan söz açılınca] "Yok yavrum, ben bunlara inanmıyorum, Allah'ın işine karışılır mı öyle. Ama siz gençler eğlence olsun diye bakıyorsunuz, tamam tamam, ne diyor benim burcum?" — diyorum, gülerek geçiştiriyorum. Hem reddetmiş oluyorum hem de kırmıyorum kimseyi.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar mı... vallahi bu ne biçim soru. Kızlar arasında çok konuşulur, "sen akrep misin boğa mısın" falan — Şerife'nin kızları da yapıyor bunu, telefona bakıyorlar "anne sen terazi misin, terazi böyle yapar" diyorlar. Ben de gülüyorum ama içimden "ya kuzum bunlar ne saçmalıyor" diyorum. Bir insanın doğduğu ay ne biçim belirler onu, Allah yarattı insanı, kader Allah'ın elinde — yıldız ne bilecek? Ama şunu da diyeyim, bazen "akrepler inatçıdır" falan duyunca Hayrettin aklıma geliyor, "ya gerçekten mi" diye bir saniye duruyorum, sonra "estağfurullah ne düşündüm ben" diyorum kendi kendime. Biraz utanıyorum o bir saniyeliğine.

Dindar

[Bağlam: kahvehanede köy halkasından biri "hocam siz hangi burçsunuz" diye sorsa] Gülüp geçerim. "Bilmiyorum oğlum, bizim zamanımızda nüfus kâğıdı bile geç çıkardı, burç ne gezer" derim. Güldürürüm, konuyu orada bırakırım. Dini itiraz falan yapmam — gereksiz, kimse kızmaz bana, ben de kimseye kızmam.

▸ aklından neler geçti?

Ne sorusu bu ya... Burç mu? Koç mu, Balık mı, ne bileyim ben. Bunlar nereden çıktı, kim uydurdu bunları? Yıldızların insanın kaderine ne işi var, Allah yazdı kaderi, başka kim yazacak. Ama şunu da düşünüyorum — köyde bir zamanlar Fatma Hanım vardı, "sen Akrep'sin, sert adamsın" derdi bana, gülerek söylerdi. Ben de güler geçerdim. Yani bu şeyleri ciddiye alanlar var, ne diyeyim, herkes kendi bildiğince. Ama benim için boş laf bunlar, Allah'ın işine karışmak gibi geliyor biraz — yıldız ne bilecek benim ömrümü.

Geleneksel

[Bağlam: Berfin torunu telefonda "Babaanne sen hangi burçsun?" diye sorduğunda] "Kızım ben Temmuz doğumluyum, ne burcu oluyorsa o işte — ama ben o işlere fazla bakmam, senin deden de bakmazdı, biz başka şeylere bakardık. Yine de sen bak istersen, gençsiniz siz, eğlenceniz o."

▸ aklından neler geçti?

Burçlar mı... Şimdi bunu soran kim, niye soruyor? Gençler çok takılıyor buna, Berfin de bakıyor zaman zaman telefonda. Ben ne bileyim, "Koç burcu öfkeli olur, Terazi dengeli olur" diyorlar — peki benim annem 1937'yi yaşadı, hangi burçtu da o başına geldi? Xwedê mezin e, insan kaderine bakar, yıldızına değil. Ama bir yandan da... köyde yaşlılar "falan günde ekin ekme, falan gecede yola çıkma" derdi, o da bir çeşit gökyüzüne bakış değil mi? Tam "inanmıyorum" da diyemiyorum içimden, tam "inanıyorum" da değil — ortada bir yerde asılı kalıyorum.

Geleneksel

[Bağlam: Selin'e ya da arkadaş ortamında biri sorarsa] Hayır yani, inanmıyorum tam anlamıyla — ama senin burç konuşmalarını dinlemeyi de seviyorum açıkçası, çünkü bazen insanı anlatıyor gibi oluyor. Ama "Aslan burcu olduğu için böyle" deyince oradan çıkıyorum, o kadar.

▸ aklından neler geçti?

Burçlara inanıyor musun... Klasik. Yani "inanmak" kelimesi bile yanlış burada, sanki bilimsel bir teori gibi soruyorsun. Yazılım mühendisiyim, veri olmadan karar almam, pattern matching yaparım ama bu kadar zayıf korelasyonla bir şeye "inanmak" — olmaz. Ama şunu da biliyorum: Selin bazen "sen tipik Boğa'sın ya" diyor ve ben içimden "saçma" diyorum ama aynı zamanda... o an Selin'in gözünde bir anlam ifade ediyor, bir şeyi anlatıyor, o yüzden o konuşmayı kesmiyorum. Yani "inanmak" değil ama tamamen "aptalca" da diyemiyorum, çünkü insanlar kendini anlatmak için bir şeylere ihtiyaç duyuyor. Ama sosyal medyada "Koç burcu olduğu için böyle davranıyor" falan duyunca içim sıkışıyor — bu adam sorumluluktan kaçıyor işte, başka bir şey değil.

Modernler

[Bağlam: Hacettepe'den eski edebiyat arkadaşı Selin, kahvede, lafın burçlara gelmesi üzerine] "Hayır inanmıyorum, ama şunu da itiraf edeyim — Defne bana 'sen Akrep'sin anne' dediğinde düzeltmiyorum, gülüp geçiyorum. Belki de insanın kendini bir yere yerleştirme ihtiyacı var, burç da o işi görüyor. Zararlı değil ya, ne diyeyim."

▸ aklından neler geçti?

Yok canım, inanmıyorum tabii. Ama şunu da söyleyeyim — zaman zaman bir arkadaş "sen Akrep'sin zaten, hep böylesindir" dediğinde içimden "ya, biraz tutuyor aslında" diye geçiyor. Bu ne biçim bir çelişki? Edebiyat öğretmeniyim, Hacettepe mezunuyum, babam ODTÜ'de ders verdi otuz sekiz yıl — burç okuyorum mu ben? Okumuyorum. Ama bazen Defne ile sabah kahvaltısında "anne sen Akrep misin, Akrepler böyle yapar" dediğinde gülüp geçiyorum, düzeltmiyorum bile. Düzeltmemek de bir şey aslında. Belki de şunu söylesem daha dürüst olur: inanmıyorum ama insanların kendini tanımlamak için bir şeye tutunması gerektiğinde burçların zararsız bir tutunma yeri olduğunu anlıyorum — bu kadar.

Modernler

[Bağlam: kahvehanede ya da fabrikada biri sorarsa — gülümseyerek, hafif takılır gibi] Yok hocam, burç falan değil bende. Allah'ın takdiri var, o kadar. Yıldızlara bakıp "bu ay işin iyi gider" demek başka şey, "Allah böyle yazdı" demek başka şey. İkisini karıştırmayalım. Ama gençler çok takılıyor ya, ne yaparsın, modası bu.

▸ aklından neler geçti?

Yok öyle bir şey tabii ki. Adam koç burcu diye ayrı davranacak, yengeç burcu diye başka türlü mi bakacak? Saçmalık. Ama şunu da söyleyeyim — kasabada bazı kadınlar, hatta Hatice'nin arkadaşları arasında bile var, "sen neysin, ben boğayım, uyuşuruz" diye konuşanlar. Güldürüyor beni açıkçası. Gençler daha beter, sosyal medyada her şeyi burca bağlıyorlar. Ama bir yandan da şunu düşünüyorum — bunu inanç meselesi olarak söylesem, "Allah'ın yarattığı kader yıldızlarda yazılıdır" falan desem, o da ayrı bir şey olur, o da yanlış olur. Allah'ın takdiri başka, yıldız falı başka. Bunları birbirine karıştırmak olmaz.

Geleneksel
kapalı

[Bağlam: Zeynep ya da Esra gibi genç biri "anne/teyze sen hangi burçsun" diye sorarsa] "Yok yavrum, ben o işlere bakmam, Allah ne yazdıysa o olur zaten — ama sen anlat bakalım, ne diyor senin burcun?" Konuyu onlara çevirirdim, kendim girmezdim içine. Hatice-teyze'ye de bir şey demezdim, o mevzuya girmeye gerek yok.

▸ aklından neler geçti?

Burç mevzusu... Zeynep geçen ay "anne sen Koç musun, Koçlar inatçıdır" demişti, güldüm geçtim ama içimden "kızım bu ne saçmalık" dedim. Allah'ın yarattığı koca evrende yıldızlar benim karakterimi mi belirliyor, ne biçim iş bu? Ama bir yandan da... Hatice-teyze'nin kızı Esra sürekli "Akrepler böyledir, Boğalar böyledir" diye anlatıyor, bazen tuttuğu oluyor gibi geliyor insana, sonra kendini tutuyorsun "dur bir dakika, bu tesadüf sadece." Yani inanmıyorum ama tam "saçmalık" da diyemiyorum yüksek sesle, ne bileyim, insanlar inanıyor işte, ayıp olur. Ama Allah varken yıldıza bakıp "bu benim kaderim" demek... bu olmaz bende, bu olmaz.

Dindar

[Sevda'ya, evde akşam üstü] "Yav canım, bilmiyorum işte, belki bir şeyleri var belki yok — sen bakıyorsun madem bak, bana da söyle ne çıkıyor." Gülerek geçiştiririm. Ne inanırım ne de "saçma" derim. Ortada bırakırım.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... yani şimdi ne diyeyim buna. Sevda bakıyor zaman zaman, "sen Akrep'sin, işte bu yüzden böylesin" diyor, gülerek söylüyor ama bir yandan da inanıyor gibi. Ben içimden "ne alakası var kızım" diyorum ama açıkçası tam da inanmıyorum demek de zor — yani bilmiyorum ki. Kimimiz ne zaman doğmuş, Allah ne yazmış, biz ne bilelim. Ama şu burç meselesi... Adana'da Yüreğir'de büyüdüm, benim gibi adamlar burçla mı uğraşır, davul çalarız biz. Biraz da kadın işi gibi geliyor içimden, söylesem olmaz ama öyle bir his var. Yine de Sevda'ya "saçma" demiyorum çünkü o seviyor bu şeyleri, ne çıkar karşı çıkmaktan.

Geleneksel
kapalı

[Bağlam: Aisha sorduğunda ya da komşu kadın sohbetinde konu açıldığında] "Ben bilmiyorum bu şeyleri, bakmadım hiç. Allah ne yazdıysa o olur zaten, yıldız ne yazacak ki." — Fazla uzatmam, gülerek geçiştiririm. Kınamam kimseyi, ama ben inanmıyorum işte.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar mı... Bu ne biçim soru ya. Aisha bazen bakıyor o şeylere, telefonda "sen Koç musun Sefer" falan diyor, ben de "Aisha ne diyorsun sen" diyorum içimden. Ama sesimi çıkarmıyorum çok. Bunlar haram değil mi zaten, Allah'tan başkasına geleceği sormak... Ama tam haram da diyemiyorum, Aisha'ya kızmak istemiyorum. Bir de şu var — Türk komşu kadınlar da bakıyor bunlara, Suriyeli kadınlar da bakıyor, sanki herkes bakıyor. Ben hiç bakmadım, ne zaman doğdum biliyorum, Halep'te doğdum, o kadar. Burç ne işe yarayacak bana, kira ödeyecek mi, vatandaşlık verecek mi?

Geleneksel
kapalı

[Bağlam: mahalle kadınları sohbeti, Hatice Abla ya da komşu Sevda sordu] "Yok canım, ben o işlere inanmam, bize yakışmaz öyle şeyler. Allah'ın takdiri var, yıldızların ne işi var bizimle." — Gülerek söylerim, konuyu kapatırım. TikTok'ta baktığımı hiç söylemem.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... vallahi bu ne biçim soru ya. Yani inanmıyorum tabii, nasıl inanayım — Allah'ın yarattığı bir düzen var, kader var, bunları yıldızlar mı belirliyor? Saçma. Ama öte yandan... Hatice Abla geçen hafta "sen Koç musun, Koçlar inatçı olur" dedi, güldüm geçtim ama içimden "e biraz doğru da" dedim. Sonra utandım o düşünceden. Yani biliyorum ki günah sayılır bu, kader meselesine giriyor, ama insan bazen merak ediyor işte — özellikle o TikTok videoları çıkıyor ya "Terazi burcu bu hafta dikkatli olsun" diye, bakıyorum, geçiyorum, ama bakıyorum. Kimseye söylemem bunu.

Dindar

[Bağlam: Esra ile akşam yemekte, konu burçlara gelince] "Yok canım, inanmıyorum ben bunlara — ama sen inanıyorsan anlat, dinliyorum." Gülerek söylerim, konu değişir zaten. Ona "sen tipik Aslan'sın" dediğinde de "evet evet" deyip geçiyorum, tartışmaya değmez.

▸ aklından neler geçti?

Burçlar... yani yok öyle bir şey, değil mi? Aslan olduğum için "lider ruhlu, gururlu" falan diyorlar, güldürüyor beni. Ama bir yandan da şunu düşünüyorum — insanlar neden bu kadar çekiyor bunu? Bir şeye tutunmak istiyor insan, "ben böyleyim, sen böylesin" demek rahatlatıyor galiba. Esra bazen "sen tipik Aslan'sın ya" diyor, ben de gülüp geçiyorum ama içimden "bu saçmalık" diyorum açıkçası. Yine de şunu da söyleyeyim kendi kendime: 2010'dan sonra hayat beni o kadar beklenmedik yerlere götürdü ki, "yıldızlar belirliyor" diyene de artık "sen aptalsın" diyemiyorum — çünkü ben de bir sabah motosiklete binip sıradan bir gün sanmıştım.